%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

Yeni bir teklif ANAYASA’DA AVCILIK

Ömer Borovalı
info@yabantv.com

Birkaç ay önce AYHAK-Av ve Av Yaban Hayatı Konfederasyonu başkanı dostum Işın Arıkök bey’e aşağıdaki e-postayı gönderdim.

Sevgili Işın,  25 Ocak 2012

Dün telefonda  da bahsettiğim gibi, yeni Anayasa çalışmalarında STK'ların da görüşleri isteneceğine göre;  Türkiye’deki hiçbir STK'nın üyeleri avcıların sayısından fazla olmadığına göre, AYHAK da en üst kuruluş olmak sıfatıyla Anayasa'da bizlerle ilgili bir madde bulunmasını talep edebilir. "İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara" misali, istemek parayla da değil.

"Çevrenin korunmasında, doğanın tahribatının asgari ölçüde tutulmasında ve ileri medeniyetlerde olduğu gibi, özellikle yaban hayatı'nın sürddürülebilirliğinin sağlanmasında en büyük parasal katkı avcılardan alınan paralardan sağlandığı gerekçesiyle, avcılık bu amaç doğrultusunda her vatandaşın isterse, kanunlar çerçevesinde yapabileceği vazgeçilmez hakkıdır. Bu hak,  kanunlar ve yönetmelikler ile, ilgili Bakanlığın denetimi ve vatandaşların iyileştirme çalışmaları ile kullanılır."

şeklinde bir mantık çerçevesinde belki siz de AYHAK olarak bütün üye federasyonlarında isimlerini belirterek bu konuda bir atılımda bulunabilirsiniz. 

Hatırlatmak istedim.

Ömer Borovalı

Şimdi bu da nereden çıktı, TBMM’nin başka işi yok bir de “Anayasa’da avcılık yer alsın mı almasın mı onu mu tartışacak” diye düşünecektir pek çoğunuz herhalde.

Türkiye’mizin çeşitli konularda çalkalandığı şu günlerde, bu sütunumda da avcılığımızın ve bağlantılı konularının dışına çıkmama gayreti içinde olduğum her halde herkesin malumudur.  Yoksa, çağdaşlığını yaşayan ülkelerin yaşam biçimlerini kendi memleketimde de her daim sürdürmeye ve hayata da bu açıdan bakmaya çalışan bir kişi olarak, Türkiye’nin hayat şartlarının en kalkınmış ülkelerin insanları ile  aynı seviyeye gelebilmesi ve insanlarının bu düzeyde bir beyin yapısına kavuşmaları için beslediğim arzuyu her fırsatta açığa vurmaya çalışan bir kişi olarak, burada da okuyuculara bir şeyler anlatmaya çalışmam kaçınılmaz olurdu.   

Avcılık, yaban hayatı, doğa ve çevre konularının neredeyse yarım asırlık uzun bir süreden beri toplumsal faaliyet olarak içindeyim. Yaban TV’de boy göstermemin de  sebebi bu olduğundan, bu konulardaki görüş ve düşüncelerimi de gerek bu sütunumda, gerek yazılarıma gelen yorumlara verdiğim cevaplarda ve gerekse zaman zaman YABAN TV ekranımız için yaptığım programlarımda da sizlere sunuyorum.                                                                                                                               

Avcılığımız, bilimsel bir dayanağı olmayan, ilgili bakanlığın ilgili genel müdürlüğü ve avcılığı yönetmekle görevlendirilmiş dairesinin görevlilerinin kendi tasavvurlarına göre bir bütün içinde yönlendirdikleri hatta kanun ve yönetmelikleri de bu yapı içersinde hazırladıkları bir uygulama içerisinde sürmektedir.  3167 sayılı eski kanunda olduğu gibi 4915 sayılı yeni kanuna da yerleştirilmiş bir MAK-Merkez Av Komisyonu oluşumu bakanlık tarafından hazırlanıp önlerine konan yıllık avcılık yönergesini sözde demokratik biçimde üyelerine oylatarak kabul ettirir. Ama MAK’ın avcı üyeleri de demokratik olarak seçilmemiştir, (12 Mart 2012 tarihli yazı ) diğer asli üyeleri de kanun hükmü olarak çeşitli kurum temsilcileridir ve ne avcılık ile ne de yaban hayatı konularında avcılığın bekasına karar verecek nitelikte uzmandırlar. Yani avcılığımız bilimsel bir sisteme oturtulmamıştır. Keyfi kararlarla sürmektedir. Avcılığımızın yarınlarının hiçbir garantisi olamadığı da aşikardır. 

Güçlü bir ses yarın “avcılığın tüm Türkiye’de yasaklanmasına” karar verirse, bu yasağın kanunlaşmasına kimsenin engel olamayacağı da malumdur. 

Bunun için,  neden avcılığımızı da değiştirilemez bir çerçeve içine almayalım ve hazırlanmakta olan yeni “anayasa” içersinde bir yere oturtmayalım. Yeni Anayasa’mızın hazırlık sürecinde Sivil Toplum Kuruluşlarından da Anayasa Komisyonuna görüşlerini iletmelerinin  istendiğini duyuyoruz. Tabii bu çağrı, siyasi ağırlığı olduğu düşünülen STK-Sivil Toplum Kuruluş’larına. Ama avcılığımızı bir hak olarak ortaya koyup, bunu geçerli kılabilecek “yabanın sürdürülebilirliği” için bir dayanak olarak sunmamızda ısrarcı olmayı becerebilmemiz, bizim de bu hakkımızın yeni anayasamızda yer almasına neden sebep olmasın? 

Devletlerin çevre bakanlıkları, üniversiteleri, STK’ları ile üyesi olduğu, çevre sorunlarının görüşülüp tartışıldığı ve devletlere uyma tavsiyelerinde bulunan dünyanın en çok üyeli çevre kuruluşu IUCN-Uluslararası  Doğayı Koruma Birliğidir.

Türkiye’nin de Orman ve Su İşleri Bakanlığının yanı sıra, bir resmi ve dört STK ile üyesi olduğu IUCN, 2000 yılında Ürdün’ün başkenti Amman’daki Genel Kurulunda oy birliği ile şu kararı geçirmiştir. “doğanın sürdürülebilirliği için yaşayan yaban kaynaklarının akılcı, bilimsel ve iyi yönetimi şarttır. Biz de Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bu karara katılmış, imzalamış ve kabul etmişiz.   

Tabii iyi yönetimin ana unsurları bilim ve akılın yanı sıra çok önemli bir unsur da bu yönetimin uygulamaları için gerekli finansal kaynaktır. Pek çok kararın kağıt üzerine yazılan iyi niyet  tasavvurlarından ileri gidemediği de bir çok örnekle görülmektedir. Zira para ne özel sektörün nede devlet sektörünün kasasından çıkıp doğa ve yaban hayatı için akmamakta akamamaktadır. Halbuki avcılar bu tutkularından dolayı doğaya sürekli para akıtmaktadırlar. Yani dünyada avcılar yabanın yaşaması için en önemli para kaynağıdır. Bunu da değerlendirebilmek yönetimlerin görevidir.

 “Doğanın sürdürülebilirliği için iyi yönetilen kontrollü bir avcılık şarttır”

Pekiyi avcılığımızı iyi mi yönetiyoruz, iyi mi kontrol ediyoruz?

Hoş, ABD 1789’da kabul ettiği anayasasına hala bağlı olarak devletini sürdürürken, İngiltere yazılı hiçbir anayasası olamamasına rağmen bir çok anayasaya örnek olacak uygulamalarını yüzyıllardır sürdürürken, genç Türkiye Cumhuriyeti iktidara gelenlerinin işine geldiği veya gelmediği dönemlerde habire yeni anayasalar çıkarmakta veya maddelerini değiştirmekte bir beis görmemekte.

Onun için bizim avcılığımız da ne kadar perçinlenmiş olur bilemem. 

Ama, iyi sunulmuş bir gerekçe ile, yeni yazılmakta olan Anayasamıza, “yaban hayatımızın sürdürülebilirliği için önemli bir parasal kaynak olarak iyi yönetilen bir avcılığı şart olarak” koymak ve “her isteyen vatandaşın da kanun ve yönetmelikleri çerçevesinde avcılık yapabilmesini kişisel hak” olarak Anayasaya koymak yaban hayatımız kadar avcılığımızın da sürdürülebilmesini garanti altına alacaktır. Bunu da ümidimizin devamı için bir çaba olarak görüyorum.  

Gönder