Kübayı turistler kurtaracak...
Kübalı yöneticilerin biz turistlere karşı aşk-nefret karışımı tutumu Aparthayd* rejimini hatırlatıyor. Günlerden cuma, Küba'da turistim.''Eğlencenin merkezi'' Coppelia dondurma parkına küçük bir yürüyüş yapıyorum.
Park; devrim öncesi Hilton şimdiki adı ile Havana Libre'nin hemen yanı.
Coppelia'da uzun dondurma kuyrukları oluşuyor. Dondurma Fidel Castro'nun
zayıf halkalarından! Henüz sıkıntısı yaşanmıyor Küba'da.
Önce kuyruğa girip dondurmanın ücretini ödüyorsunuz. Sonra dondurmayı
alma kuyruğuna giriyorsunuz. (Şimdi, neden insanların çifte külahla dolaştıklarını daha iyi anlıyorum, fırsattan istifade ediyorlar.)
Oturduğum restoranın köşebaşında kuyruk var ama insanlar neşeli.
Kuyrukta bekleyen biri, ''İki saattir bekliyorum, şu karne ile kişi başına günde 80 gram ekmek alabiliyoruz, alışkınız böyle şeylere''diyor.
Merakımı gidersem de, ''bir çörek kadar yahu'' diye aklımdan geçiyor. (Tropik iklimde pek ekmek yenmiyor gerçi) Yönetenlere göre, biz turistler Küba'yı kurtaracağız !
Turkuaz denizi, beyaz ince kumlu sahillerine üşüşüp, güneş, deniz ürünleri, puro ve rom'un tadını çıkararak. Kübalılar, Biz turistlerin onlar için önemli olduğunu duyarlarmış. Onun için bize iyi bakmaları gerekiyor. Para bizde. Aynı zamanda mesafeli olacaklar, fazla aramıza karışmayacaklar, çünkü kapitalistler de bizleriz. Turistler için ayrı sahil, otel, restoran, bakkal, butik... Hatta özel TV kanalı dahi olması bu yüzden.
Bütün bu saydıklarım Kübalılar için yasak. Aparthayd rejimini andıranda işte bu yanları.
Yöneticilere sorarsanız; hiç problem değil. Kübalılar devrim için kendilerini feda etmesini bilir. Ülke yararını düşünürler.
La Rampa'dan aşağıya doğru yürüdüm. Kuyruklar yavaş yavaş oluşmaya başlıyor. Bir kaç genç ellerindeki şişeleri kaldırıp selam veriyor. Bizim ölçülerimizle sarhoşa benzemiyorlar pek. Ayrıca Fidel, ''Küba'da alkol problemi yok'' demişti zaten.
Turistler Malecon civarına hareketlilik getirmişler. Kuyruklar yerini küçük küçük adacıklar halindeki sürülere bırakıyor. Kübalılara sorarsanız, fuhuş mazide kaldı. Devrim öncesi Batista döneminde vardı. Arkamdaki, ani sesle irkiliyorum, daha döneyim demeye kalmadan, ''Change money'' sesi bende derin bir nefese dönüşüyor. ''Kur ne kadar?'' diye soruyorum.
-Dört, diyor.
Resmi kura göre 1 Peso bir dolar( 10 dolara kadar verenler dahi varmış) ne de olsa birkaç haftalık tecrübem var artık.
Yöneticilere göre, paraları ''kara'' bozdurma problemi Küba'da yok!.
''Kusura bakma param yok'' diyorum.
Yanımda benimle paralel yürüyor,''Adım, Juan, beraber Marina Hemingway'e gidelim mi?'' diyor.
(Orayı çoktan keşfetmiştim.''Buradan, bir avcı geçti'' diye de duvarına bir yazı yazmıştım.
Turist mekanı, Kübalılar oraya sadece yanında bir turistle girebilir.)
Maalesef diyorum.
Juan,''Coppelia'ya dondurma yemeye gidelim mi? diye ekliyor.
''Kuyrukta beklemeyi sevmiyorum'' diyorum.
Camları olmayan bir pencereden yürek dağlayan bir keman sesi , dokunaklı mı dokunaklı...
Tarih şehrin üzerine bir bulut gibi çökmüş, korsan gemiler limana girip-girip çıkıyormuş gibi bir hisse kapılıyorum. Caddeler bomboş, benzin sıkıntısı varmış . Çocukların dilendiği tek şey sakız!. Hiç kimse soyup, elimde avucumdakini almadı. Bu konuda yöneticiler çok haklı.
Diğer başkentlerle kıyaslıyorum, suç oranı yok denecek kadar az, ya da hiç yok.
Kaldığım otele yakın bir yerde, ''Cuba, alegre como su sol'' afişi asılı.
''Küba güneşi gibi mutlu'' demekmiş.
Bir duvarda kocaman harflerle, '' 32 y adelante'' yazılı.
''32 ve ileri'' demekmiş. (Bir ayda en çok 31 gün var, bizde 32 ve ötesi anlamında romantizmi olabilir mi ?). Eskiden aynı duvarda:
''Socialismo o Marte'' yazılı imiş,'' ya sosyalizm ya ölüm'' demekmiş.
Altında, küçük küçük harflerle belirli-belirsiz, '' Es ıgual''yazılı. ''Fark etmez , aynı şey.'' Demekmiş.
Kasandra çevirdi...
Kasandra, Şilili, Havana'da tıp öğrenimi görüyor.
Onun yanında yüksek sesle düşünmüyorum!
Hiç kimse Küba'dan etkilenmeden adayı terk ettim demesin.
Görülecek yerler ve yapmak istediklerinizin listesi bitmez..
Gürül gürül ritmi ile müzikleri , dansları, Afrika-İspanya karışımı kültürü ve tenleri, yaratıcılıkları, sanat, eğlence. Her tarafta cana yakın, misafirperver insanlar ve dünyaya açılmak isteyen kapalı bir kutu:
Küba.
Havana 1990
Not: O zamanlar Ekrem Abi'yi tanımıyordum.
AC.
* Güney Afrika Cumhuriyeti'nde 1994 yılına kadar yürürlükte kalan ve beyaz olmayan ırklar arasında yasal olarak bir ayrımı öngören politika