%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

YAŞAM HAKKI ...

Mustafa Helalpara
info@yabantv.com

Varoluştan beri canlı yaşama ev sahipliği yapan yeryüzü; insan oğluna da farklı davranmamış ve besin zinciri halkasına insanı da eklemiştir .İnsan oğlunu diğer canlılardan ayıran zekası onu diğer canlılara göre üstün kılmıştır.İnsan için besin zincirinde av olmak. İnsanoğlunun zekasıyla geliştirdiği savunma teknikleri, avlanma araçlarının icadından sonra son bulmuştur.Yaşadığımız çağda insanoğlunun sorumsuzca yok ettiği diğer yaşam formları canlı yaşamı da olumsuz etkilemiştir.Bugün kağıt üzerinde her canlının bir yaşam hakkı vardır ve bu yaşam hakkı uluslar arası anlaşmalarla koruma altına alınmıştır.

Doğal yaşam ve dengelerin korunmasında her birey sorumluluk taşımaktadır. ‘’Bir yaşamın sonlandırılmasının hiçbir şekilde savunması yoktur.’’Fakat yasalarla verilen haklar doğrultusunda her birey önceden belirlenmiş kurallar içerisinde avlanma hakkını kullanarak avlanabilir. Ülkemizde her nedense hep“lastiklenmeye ”müsait olan avcılık sevgili Cem Boyner’in bir dergiye verdiği yazı sonrası yeniden gündemde yerini almıştır.Şimdi ne yazalım: “Avcı iyidir korur üretir ”ya da “ Avlanma hakkına karşı olanlara siz tavukları kuzuları kesitiniz, yediniz”falan filan… Hayır !Asıl göz önüne alınması gereken boyut bu değil.Cevap şu : Her canlıya verilen yaşam hakkına bağlı olarak her canlının yaşamını sürdürmek için besin açılığını giderme zorunluluğudur.

Çoğu zaman protein (et) ve bitki kökenli yiyeceklerdir.Kesimhanede tek bacağında askıya canlı canlı asılmış büyük baş hayvanlar ya da canlı canlı “dıdıklar” kesilerek tüyleri yolunmuş tavuklar yada yaşı ilerlemiş izin alınarak avlanan yaban hayvanları her canlının yaşama hakkı var ya işte yol ayrımı burada başlıyor.

Belgesel ya da av görüntülerine bakıyorum avlanan trofeler de gerçekten canice mi bu işi yapıyorlar diye … Milli parkların yetkili birimlerince belirlenmiş yaşlı trofeleri büyük paralar karşılığında macera ve adrenalinin tavan yaptığı ortamlara da avlatıyor.

Ne tek bacağından asılıyor ne de canlı canlı dıdığı yada tüyleri yolunuyor.Yaşam hakkı dedik ya tabi ki bir canlının yaşamı son buluyor fakat etini çevredeki diğer canlılar paylaşıyor .Rehberlik yapan kişiler gelir sağlıyor , yaşlı bir hayvanın zincirden çıkmasıyla önü açılan genç hayvanlar üremeye daha canlılık getiriyor, avlanan hayvanın popülasyonu artıyor, en önemlisi avlanmayı organize eden devletin kasasına gelir sağlanıyor. Yeni yaban hayatı üretme ve geliştirme sahaları açılıyor.Yaban hayatına sürekliliği olan bir yaşam desteği sağlanıyor.

İşte böyle bir av anlatımıdır bu

Sevgili Boyner’in yazısını zevkle okudum ve onunla aynı duyguları yaşadım önemli olan centilmen ve insan olmaktır…

Yaşam hakkı dedik ya ... Sevgili Boyner’e susma tavsiyesinde bulunan beylerin sofralarına et(av eti, kesim eti )gelince onlar da susmayı mı tercih ediyorlar bir defada onlara sormalıyız…….

Sevgili Boyner’in  bir doğa ve hayvan dostu olduğunun altına imzamı koyarım, sofrasında et gördüğünde aklına eminim ki sadece tek bacağından asılan boğalar, diri diri tüyleri yolunup dıdıkları kesilen tavukların yaşam hakkı geliyordur.

Avcılıkta ilk öğrenilen kural avına kaçma yada kendini savunma hakkı vermektir.
Bir yaban domuzu, aslan, fil, yaban öküzü yada bir timsah olabilir saldırma ya da kaçma şansı mutlaka vardır.Velhasıl Sayın Boyner’in bahsi geçen avı ile gururlanması yükselen adrenalinini diğer av tutkunlarıyla paylaşması kadar doğal ne olabilir.

Yaşam hakkı her canlıya verilmiştir.

By HELALPARA

Gönder