Son günlerde sıkça duyduğumuz bir tartışma var: Avrupalı mıyız? Ortadoğulu muyuz?
Avrupa'ya çıktığımda,'' Empati'' kelimesi yoktu! Varsa da ben bilmiyordum. ''Stres'' kelimesini de buralarda çok geç öğrendim.
Geçen nice yıllardan, devrilen nice çamlardan sonra, geçmiş gelecek kaygıları içinde fazlaca kaybolmadan çoğu insanın hayal ettiği, dilediği gibi dolaşan, istediği yere yerleşen bir konumda bulduk kendimizi.
Düşlediğimiz yer, egoizm, arrogans, nasyonalizmden uzak, bilinçli, cesur ve insani bir ortamdı. Bizi yeteneklerimiz ve kişiliklerimize göre bir araya getirecek olan macun-mastik bir romantizm...
Son yılların kim tembel, kim çalışıyor, kim sahtekâr, kim kimi götürüyor, kimin kime ne borcu var, kim A-takımı, kim B takımı, gibi ekonomik terimlerle dolu ağız dalaşı ve tartışmaları, hayallerimizi süsleyen ”emosyonel, empatik, sempatik, dayanışmacı dünyanın bu en güçlü markası Avrupa’yı” Brüksel değirmenlerinde öğütüyor gerçi.
Doğrusunu soracak olursanız, kendimi ilk defa New York'ta Avrupalı hissettim:
Bir bara, bir dükkana, bir davete gittiğinizde, burada bir Avrupalı var mı, diye gözlerinizle çevreyi tarıyorsunuz.
Stockholm'de ya da Avrupa seyahatlerinde hiçbir zaman bir Alman, Fransız, Hollandalı veya İspanyol ile karşılaşmada bu doğal ortaklığı düşünmüyor insan. Ama Amerika'da Avrupalılarla aynı kulüpte olduğunuzu hemen görüyorsunuz: aynı kültür, aynı beden elbise, aynı jestler ve mimikler, aynı sohbet konuları...
Diyelim ki, Chicago da yaşıyorsunuz. İlk elde Amerikalı, ikinci elde İllinoisli, üçüncü elde ise Chicagolusunuz. Ben, bir günden bir güne: ''ilk elde Avrupalıyım, ikinci elde İsveçli, Fransız, Almanım, üçüncü elde ise, Stockholm, Paris, Berlinliyim'' diyen kimseye rastlamadım. O yüzden de Amerika rüyası ile Avrupa rüyası birbirini tutmuyor.
''Heliski'' kelimesini de çok geç öğrendim.
Helikopter ve zirveye çıkma kombinasyonu! Masalımsı görüntüler arasında kayak üzerinde kendini aşağıya doğru salıvermek...Kayma duygusunun optimali!
Geçenlerde Yaban sitesinde Rize, Çamlı Hemşin kasabası Ayder yaylasından,'' Bu sese kulak verin'' diye sempatik bir mektup okudum.
''Merhaba, ben Rize, Çamlı Hemşin ilçesinde ikamet etmekteyim.
Dağ avları her zaman ilgimi çekmiştir. Oturduğum yer, av hayvanları bakımından zengin bir yerdir. Bilindiği gibi Çamlı Hemşin’in Ayder yaylasında kış aylarında Heliski denilen, helikopterlerle dağlara insanları bırakıp kayak yaptırılmaktadır. Bu olay, çengel boynuzlu dağ keçilerinin çiftleşme döneminden aşağı yukarı bir buçuk ay sonra yapılmaktadır. Katımdan (çiftleşme) sonra bu hayvanların fazla hareket etmemeleri gerekir. Dolayısıyla hayvanların karınlarında yavrunun tam oluşma dönemi içerisinde helikopterlerin kafalarında patır, patır uçması bu hayvanlar tedirgin edip, kendilerini yıpratarak kaçmalarına ve kaçarken düşük ve kesik yapmalarına, ayrıca tehlikeli yerlerden geçerek (bölgeye kışları fazla miktarda kar yağmaktadır) çığa karışarak telef olmalarına sebebiyet vermektedir. Bu hayvanlar küçüklüğümden beri ilgimi çekmiştir. Gözlemlediğim kadarıyla helikopterlerin bu bölgeye geldiği seneden itibaren(3 yıl) sürülerde yavru oranının azaldığı ve hatta bazı sürülerde hiç yavru olmadığını görüyorum. Hayvanların miktarının azaldığını gözlemledim. 3 veya 4 sene öncesine kadar 50’lik 60’lık ve sayamadığım sürüler vardı. Şimdiyse en fazla iki tane üç tane ve 4 seneden beri bu sene ilk defa 9 tane hayvan saydım. Bölgemizdeki çengeller ciddi tehlike altında. Bu konuyla ilgileneceğinizi ümit ediyorum. Milli Parklar bu konu ile uğraşsalar yaban hayatına daha büyük katkıda bulunabilirler.
Sevgilerimle. Kazım Ertanç ''
Dünyanın ayrı diyarlarına savrulduğumuza bakmayın, bu sesi duyduk. Ben de ve Ekrem abi de artık Çamlı Hemşinliyiz, Ayder yaylasındanız! Yaban rüyam da buydu zaten. Av- avcılık, doğa konularında ne oralı ne de buralıydık. Tek kelime ile çok geriydik! Böylesine ”çok iyi giyinen çıplak ülke'' derler...
Hayvanların doğal üreme alanlarındaki stresin nasıl bir türün neslini tehlikeye sokacağını anlatan bu güzel sese empatilerimizi sempatilerimizi eksik etmeyelim.
İstanbul’da pastacıların çoğu Çamlı Hemşinli. Onların güzel pastalarını, kurabiye ve keklerini keyifle gövdeye indirirken, Ayder yaylasındaki çengel boynuzlu keçilerin süt vermeye devam etmesinin bize bağlı olduğunu düşünelim...
Nişantaşı’ndaki pastacı hemşerim, Türkiye’deki en güzel tereyağının ''bu sütle'' yapıldığını söyledi bana.
Rastgele
AC