%100 Doğa

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

FİŞEK SEÇİMİ ( Yeni)

Nazife Yıldız SÜKAN
info@yabantv.com

 

Bu makalem de,   avcılarımızın olmazsa, olmazı av ve atış fişekleri ile ilgili olarak, çocukluk yıllarımdan bu zamana kadar yaşadıklarımı kısaca sizlerle paylaşacağım. 1980’li yılların başlarına kadar rahmetli babamın da, beni avcı olarak yetiştiren avcı çakır lakaplı dayımın da kullandıkları av fişekleri kartondan sarı renkte MKE kurumunun imalatıydılar.  O dönemlerde (eskiler bilirler) bu karton fişekleri avcılar genelde ya boş olarak satın alıp kendileri dolduruyorlardı veya dolu olarak satın alıyorlardı. Çakır dayım bizim meraya ava geldiğinde ailemden kimse yoksa beraber ava çıkardık. Ben o zamanlar 12 yaşlarındaydım. Gizli gizli de olsa heves ettiğim avcılığı dayımdan en iyi şekilde öğrenmek yanında çantacılık yapmak hem de 16 çap MKE marka çiftesinde kullandığı boş fişekleri ve vurduğu avları yerden toplayarak ona yardımcı olmak beni mutlu ederdi. Dayım  avda kullanmış olduğu boş fişekleri biriktirir birkaç kez doldurup, doldurup kullanırdı.

O dönemlerde yabancı markalı plastik fişekleri kullananlar yok denecek derecede azdı. Çünkü, bu fişekleri yurt dışına çıkan veya yurt dışından gelen kişiler getirirlerdi. Benim avcılık dönemim karton ve plastik fişekleri tanımam açısından şans. Çünkü, rahmetli babam ve dayımların avcı olarak yetiştikleri yıllar da ağızdan dolma tüfekler varmış. Bizim arazilerimizin bulunduğu yerlere avcılar ava çok gelirlerdi.

Dağ, taş silah sesleri ile yankılanırdı. Gelen avcıları uzaktan da olsa zevkle izlerdim. 1980’li yıllardan sonra, bir gün hayvanlarımızı yaylıma götürdüğümde merada yerde avcıların kullanmış olduğu 16 ve 12 çapta kırmızı, yeşil, lacivert, siyah renklerde plastik boş av fişeklerini gördüğümde çok şaşırdım. Sonra da elime alıp, evirip çevirip inceledim. Dayımın kullandığı karton fişeklerden daha sağlamdı, yırtılmıyorlardı ve yabancı markalardı. O gün merada ne kadar boş renkli plastik fişek varsa topladım.

Bu toplama  işini  hayvanlarımızı her yaylıma çıkardığım günlerde, haftalarda, aylarda devamlı yaptım. Hatta, topladığım kullanılmış renkli boş fişeklerin diplerindeki patlamış kapsülleri çivi ile çıkartıp boş deliklerinden ip geçirerek kendime kolye yapmıştım. Diğer boş  fişekleri bir bez torbada toplamıştım. Zaman, zaman o fişekleri ve kolyemi sakladığım yerden çıkarıp oynardım ve çok mutlu olurdum. Çocukluk işte!

Dayım devlet memuru olduğu için ancak hafta sonlarında veya tatillerde ya avcı arkadaşları ile ya da tek başına ava gelirdi. Yine o geldiği günlerden birinde çeşitli renklerdeki plastik fişeklerden yaptığım boynumdaki kolyeyi gördü ve o da benim ilk gördüğüm günkü gibi çok şaşırdı. O şaşkınlıkla, “ Aaa yeğenim bu fişekleri nereden aldın” dedi. “Almadım dayı  hayvanlarımızı otlatmaya götürdüğüm karşı tepelerdeki meralar da avlanmış olan avcıların kullanıp yerlere attıkları boş fişekler onlar. Her gittiğim de topladım. Bekle bak torbamı getireyim gör işine yararsa al” dedim. Torbayı önüne boşalttığımda hem şaşırdı hem de sevindi. Çünkü kullandığı karton fişekleri bir kaç kez doldurunca yarılıyordu. Oysa bu fişekleri defalarca doldurabilecekti. 2000’li yılların başına doğru bu tip ithal yabancı marka fişekler renk cümbüşü içinde iç piyasa da (MKE fişekleri dışında) rakipsiz olarak bolca görülmeye ve satılmaya başlandı.

2000’li yıllardan bu zamana kadar da plastik yerli av ve atış fişeklerinde çeşitli markalar imalatlarına, bazı yabancı markalardaki kalite ve randıman da göz önüne alınarak, rekabete başladılar. Hedef en iyisini en ucuzunu imal etmekti.  Ve başardılar. Daha önceleri piyasanın yüzde doksanında satış yapan yabancı marka fişekler ülkemizde şimdilerde gerileme çağındalar. Yani yerli imalat son yıllardaki satışları ile yüzde elliyi biraz geçerek piyasa hakimiyetini sağlamış durumdalar.

Özellikle bu başarı da örnek verecek olursak,  yıllardır imalat yapan, resmi teşebbüste, yarım asrı geçmiş bir numara MKE kurumudur. Özel teşebbüste ise, başta YAF (yavaşçalar), cheditte olmak üzere sırası ile Sterling, züber,yeni olarak da Özkursan, Hatsan vesaire gibidirler.  AV ve ATIŞ FİŞEKLERİ olmaz'sa, AV TÜFEKLERİ'DE olmaz. Her ikisi de birbirinin tamamlayıcısıdırlar. Yani OLMAZSA OLMAZIDIRLAR.

Her avcının avda hayali tüfekleri için kullanacakları, onları yarı yolda bırakmayacak olan,  iyi yakan randımanlı av fişekleridir. Nihayet son yıllarda, 20 ve 12 çaplardaki Hatsan marka tüfeklerimde kullandığım YAF’ın (yavaşçalar) saçma ve kurşun fişeklerinde mükemmeli yakaladığıma inanıyorum. Çünkü, saçma olan fişeklerde can çekiştirmeden avı fitilleme yaparak cansız düşürmesi, Domuz avında ise max 1250 bar speedy slug  kurşun bana hiç bir problem yaşatmadı.

Oysa daha önce en iyisi diye kullandığım yabancı marka fişeklerde hem tek kurşunda hem de saçmalı olanlarda bir çok problem yaşadım. Bu vesile ile bu problemimin tamamen ortadan kalkmasına yardımcı olan, pazarlama müdürü sayın, Mehmet Tevfik ARITÜRK'e teşekkür ederim. Umarım, yerli av ve atış fişek sanayimiz, yerli av tüfek sanayimiz gibi güçlenerek bir numara olurlar. 

Değerli yaban dostları av ve atış fişek seçiminize, moral bozukluğuna neden olacak sıkıntı yaşamamanız açısından çok dikkat ediniz. Kullandığımız tüfek için,  her yabancı marka pahalı fişek seçimi,  iyi fişek demek   değildir. (eskilerin dediği gibi, tüfeğinizin, kullandığınız fişeği sevmesi gerekir) Bu yüzden,  yerli veya yabancı marka da Önemli olan, yaz veya kış mevsimlerine uygun gramajlar da tüfeğinizin sorunsuz olarak, yaktığı fişeklerdir.

Rastgele...

Gönder