%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

ÖRDEK... (Yeni)

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

'Gazete ördeği'' yabancısı olduğumuz bir kavram. Bu ördeğin marifeti ağaçta yetişiyor olmasıymış. ”Nisan bir” şakası gibi değil mi?

1600'lü yılların başında yayımlanan bazı kitaplarda, İskoçya’daki bir ağaç türünün çiçeklerinin aslında ördek olduğuna ve bunların suya düşünce kanatlanmaya başladığına ilişkin doğa bilimcilerinin ayrıntılı yazıları var.

Fransız zoologlar, kapsamlı çalışmalar sonucunda bu tezleri 1780'de çürütene kadar böyle yaygın bir inanç varmış Avrupa’da.

Batı'da (Katoliklerde) et yemeden tutulan oruçlarda bu ördek türü (bir kaz türünün de adı geçiyor) ağaçta yetişiyor, diye ''vejetaryenler'' in en itibar ettiği yemek olmuş!.. 

Gazetecilikte yalan-yanlış haber yapılmasına ”gazete ördeği” denilmesi, işte buradan geliyor.

Gökten balık, solucan, kurbağa, istiridye yağdığına da yaygın bir biçimde inanılır. Havada konfeti gibi solucan uçuşunca millet kiliselere üşüşürmüş evvel zamanda. Gerçi şimdi de yapıyorlar ya!

1920’de Amerika'da halk, ''It's raining fish'' diye bağırarak caddelere koşmuş.

Küçük bir kasabadaki Baptist kilisesinin tavanı balık, içerisi de diz çöküp günah çıkaran insanlarla dolup taşmış.Bazıları da mağazalara akın ederek, pahalı frak ve takım elbise almayı tercih etmişler. Hiç olmazsa kıyamet günü öncesi iyi giyimli olma telaşına düşmüşler birden.

Hatta tabut alıp içine uzananlar dahi olmuş!..

O kargaşa içinde kova ve leğenler dolusu balık toplayarak, günlerce ızgara, buğulama, pilaki, fırında kızartma ziyafetleri çeken rasyonalistler de az değil.

Solucan yağmurları elbette ki ilahi uyarılar değil. Bilimsel açıklaması var:

Çürümüş yaprakla karışık gübre içinde kışı geçiren solucanlar, bazı yağmurlu günlerde şiddetli rüzgarın bu gübre yığınlarını dağıtmasıyla havalanırlar ve semada uçuşa geçerler.

Balık yağmurları ile ilgili teoriler de var:

Güçlü tornadolar anafor yaptığı zaman, suyla beraber yüzeyde bulunan balıkları da havalandırıp başka bir yere düşürüyorlar.

Bu tür doğa olayları akıl almaz gibi görünse de çağdaş bitki biliminin temellerini atan Theofrastus’dan (m.ö.371-286) bu yana tartışıla gelmiştir.

Ekrem abi,

Bu isim yabancı değil. Aristo’nun halefi olacak kadar bilgili. Aristo dil ve mantığa kafa yormuş, Theofrastus da doğaya. İki yüzün üzerinde kitap yazdığı söyleniyor. 

Kâğıdın hora geçtiği çağda! Çanakkale ili Ayvacık ilçesi sınırları içerisindeki Behramkale köyünde ! Hani şimdilerde Assos diye bilinen yerde.

Kurutulmuş palamuttan kök boya yapma geleneği o zamandan kalma. 

Aristo'nun akademisi bünyesinde  kurduğu İlk doğa bilimi bölümünde:

Üstat, "Meşe ağacı katliamı yapmayın.'' diye akademinin duvarına yazı yazdırmış...

Üç bin yıl sonra, şimdi, 6831 sayılı orman kanununa göre palamut meşesi orman ağacı sayılmıyormuş! Ne kadar doğrudur, bilemem.

Bir de her sabah ''sağlığa yararlı'' rengarenk haberlerle dünyaya gözümüzü açtığımız

lüksünü unutmayalım.

Aklımız sünger, yüreğimiz nehir, sözlerini hatırladım.

Akmak yerine, sünger gibi emmeyi seçmek ne garip!

AC.

Gönder