İsveç'in Kültür Bakanı bayan ve avcı, Çevre Bakanı da avcı ve Avrupa Birliği’nde avcılık konusunda başarılı müzakereleri ile tanınan bir hanım.Bu tür şeyleri söylemeye dilim varmıyor...
Artık; Şu da avcı, bu da avcı deyip rüşt ispatlamaya çalışmanın zamanı çoktan geçti.
Stockholm'de turistlerin gözde mekanlarından, açık hava müzesini andıran Skansen hayvanat bahçesinde, Avcılar Cemiyetinin hazırladığı,''Avcı ruhunun izinde''filminin açılış konuşmasını, Kültür Bakanı Lena Adelshon Liljeroth yaptı...
'' İnsanlık tarihinde kültür ve av kadar böylesi birbirine yakın,anlamlı ve iç içe geçmiş
başka kesitler yok.
En önemli kültür geleneklerimiz avdan geliyor,insanın ilk kültür etkinliği av yaşamını mağara duvarlarına resmetmekti..Diye başlayan konuşmasını derlemek istedim.
Kültür bakanı olarak avı, binlerce yıllık kültürümüzün bir parçası olarak algılarım. Taşlarda,kayalarda çizili motiflere bakılırsa son 20 000 yıllık tarihimiz bunun en iyi örneği.
Ben avla çok geç tanıştım ve ailemde hiç avcı yoktu.15 Yıl önce av ve avcı tezkeresi eğitimi almaya başladığımda,niyetim:Doğa,ekoloji ve hayvan türleri ile ilgili bilgimi artırmaktı.
Sonra avcılıktan,felsefesinden öyle etkilendim ki, oldu olacak bari pratik silah eğitimi alsam dedim.Yeni avcı olmam heyecanı ile ilk yıllarda sıkça avlanma imkanım oldu.Maalesef artık vaktim ve av alanlarım sınırlı.*
Fırsat buldukça ava çıkıyorum.Avcılık eğitiminden;doğa,çevre,hayvan ve insan arasındaki ilişkiye dair paha biçilmez bilgiler edindim,beklentilerimin çok çok üstünde bir bilgi kaynağı ile karşılaştım,çocuklarım da böyle bir kursa gitmeyi istiyordu,onlara Noel hediyesi olarak böyle bir eğitim paketi satın aldım.
Av gelenekleri bizde eski bir kültür ve yaşam biçimi,taşranın canlı kalmasının da
yegâne ne denir.Tarım Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı ayrı ayrı avın pratik ve bürokratik sorunları ile ilgilenen iki bakanlığımızdır...
Ben av eğitimi derken,çok samimi olarak daha fazla insanın bu eğitimden geçmesinden yanayım.
Bu bilgileri edinmiş insanların sonra pratikte avcı olup olmamaları pek önemli değil.
Çünkü çok değerli bilgiler ediniliyor,özellikle de büyük şehirlerde yaşayanlar için...
Bu bilgilerin yayılması,aslında politikacıların yapacağı işler değil!.Bu görev avcı organizasyonlarına düşer,nihayetinde ülkemizde öyle oluyor.Biz onları yönetmiyor, uğraşlarının düzenli yürümesi konusunda yardımcı oluyoruz.
Ben aynı zamanda spordan Sorumlu Bakanım.Geleneksel sporlardan hoşlanmayan öğrenciler oluyor, izci hareketi, doğa dernekleri, avcı kulüpleri,vb kuruluşlarla ortak çalışmalar yapıp bu öğrencilerin doğayla tanışmasına,yönlenmelerine önayak oluyoruz,örneğin.Burada yaşayan kalabalıkça bir yabancı nüfusu var.Bu yeni gelen gurupların bazıları,doğayı felaketlerle,kötü tecrübelerle ilişkilendirir korkar.Oysa doğa bizim için,bilinen tanınan huzur ve güvenliğin kaynağıdır.Artık çok kültürlü bir toplumuz.Yabancı kökenlilerin av ve doğa hayatına katılmasında hiçbir engel yok.Yabancı kökenli kadınların buradaki temsili maalesef çok az.
Onları teşvik etmeliyiz.Çünkü ülkemizde azımsanmayacak bir kadın avcı sayısı var.Şu izlediğimiz film de dahi orta yaş ve üstü İsveçli erkekler represante durumda,hani nerede kaldı bizim çok kültürlülüğümüz?.
Yabancı kökenli bir avcı veya kadın yok bu filmde!.Bence bunlar ciddi eksiklikler.
Cemiyetimiz sadece yaşlı erkeklerden oluşmuyor!.
Böyle bir ok attıktan sonra...
Genellikle kuş avlarını seviyorum, hareketli,rahat,taşıması kolay, ayrıca çok ta lezzetli...
*arazilerin büyük bir bölümü şahıs mülkiyeti,bakan da olsanız,araziniz
veya toprak sahipleri ile ilişki,kira,antlaşmanız vb,yoksa av imkanlarınız sınırlı demektir.b.n.