Dünyadaki en önemli çevre sorunu,’’Ozon kirliliği’’ ile’’ Ozon tabakasındaki incelmeler ve delinmeler’’.Geçtiğimiz günlerde Kanadalı bilimadamları ozon tabakasında 2 milyon kilometrekare büyüklüğünde bir delik açıldığını tespit etmişler. Bugüne kadar eşine rastlanılmayan en büyük delikmiş. Bilimadamı olarak bunu saptamak heyecan verici olmalı.
Ozon tabakası güneşten gelen zararlı ışınları(Ultra-viyolet) emerken,ısıyı da yukarıda tutarak aşırı ısınmayı önleyen bir işlev görüyor.
Çoğu hayvan türleri kalın derileri nedeniyle insanlara kıyasla çok daha fazla korunmaya sahip olmalarına rağmen aşırı ışınlar:Kanser,güneş yanığı,cilt ve göz tümörlerine yol açarak hayvanları etkiliyor.
Bitkiler oksijen üreticisi,nefes alma depomuz.UV ışınları hemen hemen bütün yeşil bitkilerin büyüme sürecine mani oluyor.
Buğday,pirinç,mısır vb. Temel gıda ürünlerinden çoğu da dahil olmak üzere pek çok tarımsal ürün güneşin yakıcı ışınlarına karşı duyarlı.
Bitki türlerindeki herhangi bir kayıp,diğer türler ve ekosistem üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.
İnsanların tükettiği proteinin önemli bir bölümü denizlerden geliyor.
Isınmadan su kaynakları ve su hayatı üzerindeki besin zinciri etkileniyor.
Aşırı sıcak;havada bulunan kirleticiler arasındaki kimyasal reaksiyonları tetikleyerek kentsel yaşamda hava kirlenmelerine neden oluyor.
Anlayacağınız kurtuluşu yok…
Ozon gazı,yeryüzündeki tüm canlı varlıkları güneşin öldürücü ışınlarına karşı ‘’kalkanını siper'' eden,koruyan bir filtre.
Bu tabaka sayesinde yeryüzüne ulaşabilen ışın miktarı canlı varlıklar için yararlı bir şekle,tabaka inceldiği veya delindiği zamanda tehlike haline dönüşüyor.
''Çok az insan ozonun ne kadar öldürücü olduğunun farkındadır!.''Derler.
Aslında doğru değil...
Daha emeklemeye başladığımız andan itibaren büyüklerimiz,evde çamaşır ve temizlik için kullanılan ozon paketini işaret edip,’’ Öcü,öcüü…’’ diye işaret ederler.
Böylece tehlikeli olduğu çocuk yaşta bilinçaltımıza yerleşir. Bu tabaka dünya çevresinde eşit olarak dağılsa haydi neyse. Tabaka, kutup üzerinde en kalın,ekvator etrafında ise en ince vaziyette. Bu durum,mevsimlerle,rüzgarlarla,farklı basınçlarla günden güne değişiyor.
Ozonun ekvatordan kutuplara doğru hareket etmesine neden oluyor.
Öcü pedagojisi ile büyüseniz de,merak edip yolunuzu dünyanın değişik yerlerine düşürdüğünüzde,aniden bu uzak tabakanın neden olduğu problemlerle karşı karşıya geliyorsunuz...
Kar-kış, karanlıktan kaçıp, güneşe geldik diye sevinmişken,bakıyorsunuz:
Sağınıza solunuza 50+ faktörlü koruyucu kremleri sürmeden,UV ışınlara karşı özel gözlükler takmadan dolaşamıyorsunuz...
Yeryüzü cennetlerine,deniz ürünleri lezzetlerine gidiyorsunuz.
Dilsiz adalara...Kıpırtısız adalara...Adsız,unutulmaz adalara...
Plajlarda,''Girilmez''.Küresel ısınmadan dolayı artan, zehirli denizanalarıyla bazı durumlarda ölümle biten-temas- riski!.Tabelaları ile karşılaşıyorsunuz.
Ekvatorun başka bir yerinde,'' Global ısınmadan dolayı,deniz kaplumbağalarının yumurtaları erken çatlıyor,nesli hızla azalıyor,maalesef gezi turlarımız süresiz iptal edilmiştir…'' Anonslarına şahit oluyorsunuz.
Ekrem abi,
Kışları soğuk,karanlık ülkede yaşadığımız için,ozon tabakası ve delik lafını ilk defa bir arada duyduğumda ''fena olmaz,biraz ekstradan güneş yüzü görürüz'' diye aklımdan geçirirdim.Ne yalan söyleyeyim.
İklim değişikliği artık senin deyiminle,’’çürütülmesi’’ zor bir hipotez durumunda. Dünyada ne olursa olsun, ergenlik çağı sivilcelerinin artmasından tut ta, insan beyinin küçülmesine, sokak satışlarında işlerin kesat gitmesinden,kışların ılıman geçmesine... Yağmurların çokluğundan,azlığına,göçmen kuşların gecikmesine kadar kimin aklına ne gelirse,nedeni küresel ısınma oluyor.Bir sınırı olması gerekmiyor mu?.
Bu seferki büyük delik,ısınma sonucu değil!.
Birkaç yıldır kışların çok soğuk geçmesinden dolayı oluşmuş.
Tam tersi, son yıllarda ozon tabakasında düzelme var, o kadarını biliyorum.
Ozon nasıl ölçülüyor? Diye sorma,ben de bilmiyorum.
50’li Yıllardan bu yana düzenli ölçümler yapılıyor.
Son 30 yılda olumlu gelişmeler katedilmiş.Bu bir tesadüf değil.1980 yılından bu yana,hem bilinçlenme hem de sorumluluk alan ülke sayısının artması sonucu etkiliyor.
Türkiye’de,10-15 yıldır ölçümler yapılıyor.Gözlemlere göre:Türkiye’nin üzerindeki ozon tabakasında belirgin bir, -incelme,azalma,artma veya sıçrama- kaydedilmemiş. Çocuklarımıza gökyüzünü işaret edip,''Öcüü,öcüüü'' demeyeceğiz,hasılı...
Zaten teneffüs ettiğimiz temiz havanın çoğu,ekvatorun daimi yeşil ormanlarından gelmiyor mu?.
AC