Yakup Kadri Karaosmanoğlu: "İnsanın insanı yenmesi önemli değil.
Önemli olan insanın doğayı yenmesidir. İşte buna uygarlık denir." Diye
yazmış. Hakikaten öyle mi acaba?
Yakılan, yok edilen ormanlar, nehirlere, göllere, denizlere akıtılan
sanayi artıkları, tarlalara atılan zehirli tohumlar, gübreler her
birinin doğaya verdiği zararlar. Yabanın yaşam alanlarına yapılan
işgaller ve inşaatlarla bir, bir elinden alınması. Doğanın, yaban
yaşam alanının gün geçtikçe daraltılması. İnsanın doğaya karşı olan
galibiyeti olarak tanımlanabilir mi sizce? Yoksa, bu galibiyetler
doğayı yok etme üzerine planlanmış medeniyet göstergeleri mi?
Medeniyet bu mu?
Kurutulan sulak alanlar, kazanılan tarlalar, doymak bilmez insan
oğlunu doyurmak içindir. Önlenemez bir nüfus artışı sonunda ekilen
yerler de yetmez olmuş, yenilerinin eklenmesi gerekmektedir. Devlet
eliyle sulak alan katliamları sivrisinek bahane edilerek yapılmıştır.
Şimdi de küresel ısınma ile birlikte su ve sulak alan aramaya
başladık. Niye? Bunca insanı susuz bırakmayalım diye. Atılan zehirli
tohumlar kuş, kurt, böcek tohumu yemesin, yerse ölsün diyedir. İnsan
oğlu aç kalmasın, evindeki artık ekmeğini çöpe atsın diyedir. Çöpe
giden o ekmeklerin buğday, mısır olarak ne kadar kuş, kurt, böcek
doyurabileceği hiç düşünülmemiştir. Bırakınız hayvan, haşereyi, atılan
ekmekler Türkiye'nin yarısını bile doyurur. Doğa yaratılırken denge de
kurulmuştur. Herkesin ağzında olan "Doğa Dengesi" bunca yapılanlardan
sonra acaba yeniden, bir daha kurulabilir mi?
Kırk beş günde bir kesilen genleriyle oynanmış milyonlarca tavuk,
hormonlu yemlerle beslenip iki, üç ayda etlenen kuzular, danalar,
sığırlar medeni insanları doyurmak içindir. Vakitli, vakitsiz atılan
ağlar, denizin dibinde yavru, yumurta ne varsa süpüren troller de
insanoğlunun yemek için icat ettiği düzeneklerdir. Denizin, gölün
içine kurulan balık çiftlikleri doğanın eksiğini tamamlamak için
değil, toptan tüketilmek içindir. Bunlar hakkında hiçbir söz
söylenmez, yemeğe afiyetle devam ederken üretilmiş olmaları mı
ayrıcalık getirmektedir? Yoksa tutulan balığın doğanın bir parçası
olmadığı mı kabul edilmektedir? Avcının vurduğu iki keklik, on
bıldırcın için tüm medya ayağa kalkmaktadır. Avcının doğada yaptığı
tahribat değil bir budamadır. Peki yukarıda saydıklarım nedir? Avcı
medya gözünde bir katil ise, milyonlarcasını birden yok edenler
kahraman mıdır? Olabilir. Zira medya dahil tüm medeni insanların
karınlarını doyurmaktadırlar.
Medeniyet: Doğayı hayvanat bahçelerinde kafese kapatmak, saksılarda,
apartman bahçelerinde çiçek, yeşillik seyretmek midir? Herhalde bu
olsa gerek. Zaten doğayı dağda, ormanda, su kenarında seyredenler de
avcılardır. Sürekli de eleştiri alılar. Eleştiriyi yapanlarda haksız
sayılmazlar. Akan bir derenin şırıltısını, öten bülbülün içimizde
uyandırdığı ezik titreşimi medeni olanlar evlerinde dinlerler.
Elektrik fişine takınca çalışan su pompalarından su şıkırtısını, cep
telefonlarından da bülbül sesini rahatlıkla dinleyebilirler. Ormanın
anlatılamaz çam kokusunu avcı ormanda içine çeker, medeni olanlar da
oda spreylerinden veya deodorantlardan içlerine çekerler.
Avcı, dostluk, arkadaşlık içinde gündüz avladıklarını, akşam doğal ortamda,
organik gıda olarak yer. Medeni insanlar organik gıda diye en az beş
katı fiyatına açık havada lokantalarda veya evlerinde balkonda yer.
Ama dostluk ve arkadaşlık ne kadardır elbette sormak gerekir.
Organik gıdadan söz etmişken biraz bu konuya değinmek isterim. Organik
gıdanın yetiştirilmesi için sadece hayvan gübresi ve bitkiyi
ilaçlamamak yetmez. Bu toprakların en az beş sene dinlendirilmesi ve
yıkanması gerekir.Nerede bu kadar toprak? Organik et için sadece mısır
ve arpayla beslemek çözüm değildir. Zira arpa ve mısır organik
değildir. Şu anda güdülen tohum politikasına karşın hem hibrit, hem de
organik hiç olmayacaktır. Bunun yanı sıra kırk beş günde yetişen bir
tavuk üç aydan, dana 2 yaşından önce kesilecek duruma gelemez. Bu da
patronların işine hiç gelmez. Avcı organik et yemeye doğa ile iç içe,
su şırıltısı, bülbül sesiyle yemeye devam edecektir. İnsanlık var
oldukça da avcılık olacaktır.
Doğadan yararlanma korumayla olur. Avcı doğasını korumak zorundadır ki
ondan yararlanabilsin. Bu işi de en iyi yapanlar avcılardır. Avcı
orman yakmaz. Kayıtlı hiçbir olay yoktur. Avcı sulak alan kurulmaz.
Her taraf çöl olursa, doğa bir gün yok olursa şu da bilinsin ki sebebi
hiçbir şekilde avcılar olmayacaktır.