Sorumluluk alan insanlar bir süre sonra bulundukları pozisyonun rüzgârına kapılarak çevrelerindeki olaylara ve kişilere karşı umarsızlaşır.
Okuduğum bir yazıda böyle diyordu.
Okurken eee dedim..
Sanki onların sorumluluk alması yakın çevresindeki kişileri de aynı havaya sokmuyor mu?
Aslında mesele buda değil!
Zaten birbirimize baktığımızda daha çok kendimizi, kendi kafamızdakileri görürüz.
Hani kendi kafamızdakiler dediğimiz de, bir torba dolusu ön yargı.
Çoğu zaman mesele başkadır...
Mesele...
Sorumluluk almış ve sıfat sahibi insanların umarsız tutumlarını kendilerine hak görmeye başlamalarından başka bir şey değildir...
Peki, bu zihniyet bizi nereye taşır
Yıllardır yazdık çizdik.
Avcılığın yeni ve farklı anlayışlara açık olmasını buna uygun örgütlenmeler ve sistemler geliştirmesinin gerekliliğini elimizden geldikçe ifade etmeye çalıştık.
Fakat tüm bu yazılıp çizilenlere ve yapılan çalışmalara rağmen kendilerinde yetki yada arka bulan şahıslar geçtiğimiz yıl Adana bölgesinde milli parklar görevlilerinin kontrolleri sırasında gölde kaçak av yaparken yakalanmış bir kaçı da görev başındaki memura av silahlarıyla ateş açmaktan yinede geri kalmamışlardır.
Sonucunda milli parklar görevlilerinden bir kaçı yaralanmış bu suçu işleyenlerde gözaltına alınmıştır.
Yine benzer bir olayda gece ormanda tavşana ışıldak tutarak yasak av yapma cesareti bulan orman görevlileri avcılık federasyonuna bağlı avcılar tarafından suçüstü yakalanmıştır.
Kendi dünyalarında kurdukları hükümdarlıkları son bulmuştur.
Bıldırcına teyp kuran, Çulluğa ışıldak tutan kişilere göz yuman bazı köy muhtarlarının yaptıkları memleket ayıbıdır.
Olma değil dolma akıllara
Soru şu: Neden sıfat ve sorumluluk alan şahıslar her istediğimi yaparım kanun benim, havasına giriyor.
Sözüm ona yerin, göğün, dağların hükümdarı oluyor ve kanun tanımayan karar mekanizması haline geliyorlar.
İşte son günlerde ayı saldırıları sonrası dağlara çıkan eli tüfekli bazı dolma akıllıların “bakanlık olur verdi, kimse bize karşımasın” edasında olduğu söylentileri kulaktan kulağa dolaşıyor.
Oysa Konuyu körükleyen basına kalsa... Olay basitti!
Tavşana kaç tazıya tut
Vay ayılar insanları yedi şehre indi. Büyük tehlike var derken, diğer taraftan bölgenin avcı dernekleri kurtarıcı kimliğine bürünerek havaya giriyor yapmayın arkadaşlar ..
Düşünüyorum da final de ne olacak…
Medya Ayı’nın vuruluş sahnesini ağır çekimde ekranlarda, gazetelerde boy boy resimle gösterirken Başta bölge avcıları sonrada bütün avcılar hedef tahtasında olacaklar.
Sözde Hayvanseverler değimiz bazı işgüzar takımına güzel bir sakız olacak tabi onlarda veryansın yapacaktır.
Öküz öldü ortaklık bitti hesabı birkaç ölü ayı başında poz verenler sonradan medyanın darağacına çıkacaktır.
Şahsi Fikrim Konu sembolik bir hal almıştır avcılar AYI takibi konusunun dışında kalmalıdırlar memleketin jandarması ormancısı var bu iş onların görevi …
Büyük bir ihtimalle avlanma ehliyeti olamayan birinin atacağı kurşunlarla vurulacak ayının bileti avcıya kesilecek. Bu işin sonunda kimse kahraman olamayacaktır.
Saygılarımla