%100 Doğa

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

KITLIK ( Yeni)...

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

Modern çağda yaşanan kıtlıkların açıklamaları var;

40’lı yılların sonlarında, Çin'de Mao'nun uzun yürüyüşünde 30 milyon insan açlık ve sefaletten yaşamını yitirdi. Bunun arkasında çok aşırı politik bir hırs vardı.

80'li yıllarda Etiyopya'daki açlık felaketinde kaç milyon insanın öldüğü pek hatırlanmıyor.Onun arkasında ise politik pasiflik vardı.

Çok gerilere gitmeye gerek yok. Üç yıl önce Sahara çölünün güneyinden kıtayı bir uçtan diğerine bölen Sahel kuşağında, iklim değişikliği ve çölleşme nedeniyle felaketler yaşandı. Coğrafi farklılıklar gösteren, yerel doğal türlerin ve toplulukların yaşadığı bu eko bölge’de olanlar bizde pek dikkati çekmedi.

Afrika Birliği’ndeki bütün ülkelerin liderleri birkaç hafta önce bu sorunları tartışmak üzere toplandı. Katılım ve toplanan yardım miktarı, Türkiye'deki "Somali seferberliğinin yakınından bile geçemedi. Üye ülke liderlerinin birçoğu toplantıya katılmadı, yağmur dualarını dahi esirgediler!.

Afrika Buynuzu’na fazla yağmur yağacak olsa dahi, küresel ısınmadan dolayı bu kez de buharlaşma ciddi problemlere yol açıyor. Son yarım asırda Etiyopya'nın yıllık ısı oranında hissedilir bir artış var: 1,5 derece civarında. Somali'de durumun daha da vahim olacağı tahmin ediliyor. En önemli besin kaynakları olan mısır ve fasulye ekimi başta olmak üzere tarımları olumsuz etkileniyor. Bu iklim.

Somali'de 1991 yılından bu yana devlet aygıtı yok. Üretim, pazar, sağlık, eğitim gibi vatandaşların yaşamı için gerekli kurumlar işlemiyor. Değişik biçimlerde kabile çatışmaları, savaş tacirleri, korsanlar ve aşırı dinci milisler vb. kol geziyor. 20 yıllık şiddetin kurbanları, açlık felaketinden yitip gidenlerden daha az ama çatışmalar, toplum aygıtlarını devreden çıkarıyor. Bu Savaş.

Afrika Boynuzu’ndaki ülkelerin nüfusu son 30-40 yılda ikiye katlanmış durumda.Yakın zamanda bu artışın daha da hızlanacağı söyleniyor. Her yeni doğum, kıta için doyurulması gereken bir ağız ve ekolojik götürü olarak algılanmalı. Ekili alanların sınırlı olması ve üretim talebinin zorlaması sonucunda  toprağın verimsizleşmesiyle, yemek pişirmek ve yeni ekili alanlar yaratmak için ormanların kesilmesiyle yol açılan çölleşme… Yani, Nüfus artışı.

Bu kuşağın birçok ülkesinde Somali boyutunda bir kuraklık yaşanmadığı halde tehlike çanları çalıyor. Örneğin Kenya bağımsızlıktan bu yana herhangi bir savaş yaşamamasına rağmen, bu ülkedeki yiyecek fiyatları bir yükseliş sarmalında. Kenyalı parlamenterlerin maaşlarını yangın, sel ve kuraklık için ayrılmış olan ulusal fondan aldıkları dahi oluyor. Maaşlar, bizdeki asgari ücretin bir, iki misli. İktidar koridorlarında bile maaşsız kalanları düşünürseniz en yaygın davranış ne olur? Rüşvet ve yolsuzluk.

Buynuz coğrafi açıdan stratejik olmasına stratejik. Ama El Şebap milislerinin faaliyetleri ve korsanların uluslararası deniz trafiğine müdahalesi olmasa, bölgeye nerdeyse unutulmuş durumdaydı. Bir zamanların doğal kaynaklarıyla ünlü ülkesi Kongo'da da durum farklı değil.

Aslında köle ticaretinden bu yana, beyaz adam gibi düşünme, Afrika'daki insan, bilgi ve kültür kaynaklarında ciddi biçimde tahrip edici sızıntı ve drenaj yarattı. 

Köleler zor şartlarda müzikleri, dansları, kostümleri, maskları, ruhları ve tanrılarıyla birlikte deniz aşırı ülkelere taşındı. Amerika'da fidanlıklarda çalıştırılan kölelerin müzikleri, dansları ayaklanmalara neden oluyor diye yasaklanmıştı..

Hayatın ironisi bu ya, daha sonra bu kültür, özellikle Amerika’dan bütün dünyaya yayıldı. Koca bir kıta, farklı dilleri, renkleri ve sorunlarıyla ancak yeni yeni, global dünya kavramıyla uygunluk arz ediyor. Çünkü kaderleri, dünyanın gelişmiş ülkelerinin iklim tehdidi karşısında takınacakları tutuma bağlı…

Ekrem abi,

1,5 derece deyip geçme. O tarakta bezi olanlar için çok yüksek bir rakam bu.

''Afrika Buynuzu’nda neler oluyor?'' isimli bir kitapla Afrika'ya gözümüzü açmıştık. Gençtik, sömürgeciliğin dışında aklımda ne kaldı, pek hatırlamıyorum. Sonra, insanın yolu o dünyaya düşünce, oraları algılaması bir başka oluyor...

Av yapsam, ”Afrika’da  bilmem ne avım” diye anlatmaz mıydım?

Buynuzlara trofe olarak merak salmıştık ama ''Buynuz'' daha ilgi çekici geldi.

İlk kasırgayla orada tanıştım, balık avları yaptığım oldu. Batı Saharalı balıkçılardan yürek dağlayan hikayeler dinledim. Nerdeyse, kendi karasularındaki balıkların tadına bakmaktan mahrum bırakılmışlar!.. Uzun hikaye...

(Bir büyük avcı Afrika'ya ava gidelim, demişti. Ünlü bir tavukları var, gidersek o tür av yapmayı isterim, demiştim de beni ormanda kovalamıştı) Afrika'nın büyük avları arasında tavuğun da lafı mı olur?

Yere vuran ayakları, kıvrak kalçaları, bedenlerinden ayrı ayrı dans ediyormuş gibi görünse de açlık, kuraklık ve şiddetin zorladığı o uzun göç yürüyüşlerindeki müziğin rafine ritmiyle bütünleşen vücut dilleri, ölüm, kalım, umut ve tutkuyu, yeri ve göğü birleştireni, isyanı ve mutluluğu yansıtıyordu. Bu da dans…

Bu kareler uzun süre akıllarda kalacak...

Felaketlerde yardım eli uzatmak, oraya kadar gidip ağlamak, Somalili kadınların yanında tutukluk yapsa da Ajda Hanımın dansı,bizim magazin dünyasının yeme içmeden kesilmesi, pek güzel şeyler de…

Ekrem abi,

Yine de sanki bir yerlerde bir eksiklik varmış gibime geliyor.

Ne dersin?..

Aklıma gelmişken:

Afrikalılara kaç ineğin var, diye sormak, büyük bir pot kırmak olur ve ciddi bir  kültür çatışmasına yol açar.

Çünkü:

Bu tıpkı bankada ne kadar paran var, demek kadar tatsızdır.

Öyle ya, sorulacak soru mu kalmadı?..

Buna benzer epey farklılıkları var bu insanların. Kocaman bir kıta, diller, dinler, renkler… Ve pot kıran kırana.

İş öyle bir hale geldi ki, İneğini, d a n a s ı n ı, tavuğunu, c ü c ü k l e r i n i dahi sorabilirsin artık.

AC. 

Gönder