Kelebek müzelerine arada bir yolum düşer. O yüzden ölüsünü de dirisini de çok gördüm. Bir defasında, kış günlerinde hava -9 derece iken kelebekler ne yapar, uyurlar mı, diye düşündüm. Tabiat bilgimi yokladım ve okulda kelebekler hakkında öğrendiklerimi unuttuğumu anladım. Bilgi açlığını bastırmak için internet ne güne duruyor (oradaki her bilgiye ne kadar güvenilir, ayrı bir tartışma konusu). Ansiklopedileri karıştırmak, kütüphaneleri ziyaret etmek de var elbette ama ben öncelikle kelebeklerin rengarenk, resimli dünyasına dalıp tadını çıkardım.
Kelebek ömrünün bir gün olduğu söylenir. Daha uzun yaşayanlar da var. Güney Amerika'da 30 yıl yaşayan bir güve gibi...
Malezya'nın Borneo adası,''maymun cenneti'' olarak bilinir ama aslında bir kelebek cennetidir. Dünyanın en çok kelebek türü ve kişi başına en fazla ”safi milli” kelebeği bu adada yaşar. Kanatlarının arası 25 cm olan dünyanın en büyük kelebeği ATLAS dahil.
Bilim adamları Atlas'ın acilen korunma altına alınması gerektiği uyarısı yapıyor. Bir yandan eşsiz boyutları için koleksiyoncuların gözdesi olan dev kelebek, şimdi de iklim değişikliği yüzünden tehdit altında.
Atlas, Hindistan'da ipeği için korunsa da, Hintliler Atlas'ın kutsallığına inanır. İpeği son derece kıymetli ve dayanıklı.
Kelebekler doğanın sağlıklı olup olmadığının göstergesidir. Onların yok olması, doğanın sağlığının bozulması anlamına gelir.
Yıllar önce Malezya'da ''Tebaran'' adında çok cesur bir avcı ile karşılaşmıştım. Hem hükümet güçleri hem de orman işçileri izini sürüp arıyorlarmış. ''Penan'' kabilesindendi. Kamış ve ucu zehirli oklarla av yapan ünlü biriydi. ''Nefesli çalgıcılar kabilesindenim'' derdi...
Suçu yağmur ormanlarının yok edilmesine karşı çıkmakmış!
Yağmur ormanlarının bizim için de önemli olduğu biliniyor.
Çünkü oksijen üretiyor, havayı temizliyor ki, nefes alalım, Kocaman bir akciğer gibi ''karbondioksit'' gazını absorbe ediyorlar. Dünyanın iklim ve su dengesini düzenliyorlar. En önemlileri Amazon, Kongo ve Endonezya'da.
Biraz daha denize aşiyan, rengarenk elbiseler giyen, at kuşanmaları ile tanınan komşu kabile ''Bajau''lara ''Denizin çingeneleri'' adını takmıştı Tebaran. Bilmem yaşıyor mudur? Korkusuz biri idi...
Ekrem abi,
Tırtılın kozaya girip gelişmesi ile kelebeğe dönüşen bu melek böcek, bir gün sonra tedavülden kalksa da ”umudun sembolü” olarak bilinir...
Daha yüce katlara çıkmanın, farklı bir güzellik ve bilinçle yeniden doğuş ve transformasyon sürecine girmenin, ruhun, mutluluğun, sevincin yani yaşamın ta kendisinin sembolü!
Senin dediğine geldik:
Ruha giden yolu değil, kendi yolumuzda yürürken ruhu bulduk.
''Bir kelebeğin Amazon Ormanları’nda kanat çırpmasının Avrupa’da fırtına koparması kadar tesadüf.... Belki de değil?..'' Kelebek etkisi:
Hep yol gösterdi, beklenmedik yerlerde, çöllerde...
Hepimizin yararına olan bir işe-eyleme-projeye verilecek minicik bir katkının hayatı,toplumu,dünyayı iyileştirecek ve güzelleştirecek etkisi olabilir.
Doğa en büyük öğretmendir,derler ya,kelebeklerden hiç olmazsa bunu öğrenelim...
İklim solcuları gibi her böceği sevecek değiliz diyorsanız, bir alternatif:
Hürriyet gazetesinin magazin ekinin adı olan, kelebek...
2000-2001 yıllarındaki ekonomik kriz döneminde basımına ara verilmişti. Artık her gün yayın hayatına devam ediyor.