Türkiye 814.578 km2 yüzölçümü ile, çok farklı coğrafya ve iklimsel koşullara sahip büyük bir ülkedir. Güneyde otlar sarardığında ve hasat zamanı geldiğinde kuzeyde henüz yeni yeşerir. Doğuda soğuklar devam ederken batı ve güneyde deniz mevsimi çoktan açılmıştır. Bu farklılıklar bazen ortalama 100 km’lik mesafelerde dahi onbeş günlük bir zaman farkı yaratır.
Bu farklılıklar tarımsal üretimde, doğanın uyanışında, toprağın ve suyun ısınmasında mevsimlerin farklı süreçlerde yaşanmasına sebep olur. Bu değişiklikler ise hayvan hareketlerinde ve biyolojik yapılarında yörelere göre çok önemli değişiklikler yaşanmasına neden olur. Bu anlamda güney bölgelerimizde yumurtadan çıkan yavrular varken kuzeyde henüz baskıya yatmayan anaçları görürüz.
Yukarıda ifade ettiğimiz gerçekler somut olarak dururken bu yıl MAK kararlarında tüm ülke genelinde av açılış tarihi 13.Ağustos.2011 olarak belirlendi. Bu maalesef son derece talihsiz bir karar olmuştur. Yıllardır yazıp söylediğimiz halde, hala av açılışı ve kapanışı ile ilgili tarihleri istenilen gerçekçi ve bilimsel dönemlere bir türlü oturtamıyoruz.
Son derece büyük bir coğrafya olan Türkiye’de avın tüm ülke genelinde ve dokuz bölgede aynı anda açılması yanlış bir karardır. Bu kararların bölgesel olarak alınması ve bununda MAK’ ta aynen kabul edilmesinde yarar vardır.
Tüm bunların yanında bazı av hayvanlarının da avlanma zamanları değiştirilmelidir. Bu güne kadar gündeme getirilmeyen bazı örnekle konuyu açmak isterim; Tüm Türkiye’de yavru doğumları istisnalar hariç olmakla beraber ilkbaharda yaşanır. Biyolojik yapıya göre kış öncesi ve Şubat – Mart ayları arası olan çiftleşmeler sonucu yavru doğumları Mart – Haziran ayları arası görülür. Bazı yıllarda ve bazı türlerde (Özellikle kuşlarda) bu süreç mevsimin getirdiği olağan üstü durumlara ve kendi biyolojilerinin doğal sonucu gereği ikinci baskıya yatma sonucu Ağustos ayını bulur. Yani Ülkemizin Marmara, Karadeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Kuzey Ege bölgelerinde 13.Ağustos’ta Üveyikler ve Bıldırcınlar yavru ya da yuvada yavrusu olan anaçlardır. Bunları vurmanın bu tarihte yasal olduğunu ifade etmek ne büyük hatadır. Henüz gagası kızarmamış bir kuşu elimize aldığımızda ne hissederiz? Anne ile birlikte tüm yavrularında ölümüne sebep olmak ne büyük vicdan azabıdır.
Tarih yanlışlıklarına farklı bir örnekle devem etmek isterim.Ülkemizde tavşan avcılığı yıllardır Ekim ayında açılır. Bu tarihte son derece yanlış bir tarihtir. Bölgesel farklılıklar dikkate alınmakla birlikte, ilkbahar döneminde doğan göcenler Ağustos ayında yeterli erişkinliğe ulaşırlar. Tüm yurtta yörelere göre yeşeren otlar kuruduktan sonra, hasatın alınıp anızların oluştuğu dönemler tavşan avcılığının yapılabileceği zamanlardır. Bu dönem Ağustos sonu ve Eylül başıdır. Kuzey bölgelerde 15.Eylüle kadar da sarkabilir. Yani ülkemizde genel olarak bakıldığında Tavşan avı maalesef geç açılmaktadır. Bu tarihin Ağustosun 20’si ile Eylül’ün 15’i arası bölgesel farklılıklar dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.
Yukarıda verdiğim sadece birkaç örnektir. Örneğin; Ege’de Bıldırcın tarihleri neden erken kapanır, Neden Marmara da Ege bölgesinde ve diğer bölgelerde Mart Ördeğinin avlanması gereken tarihlerde av kapalıdır? Neden tavşan avı 31.Aralık’tan sonra hala serbesttir. Neden? Neden? Neden?
Temel olarak MAK kendini yenilemelidir. Bu kapsamda asıl toplantı öncesi iki çalışma oturumu tüm delegelerin katılımı ile Ankara’da yapılmalı ve nihai MAK sonra oluşturulmalıdır. İl, İlçe ve Bölgelerin görüşlerine, Avcı Federasyonlarının düşüncelerine yer verilmelidir. Bu anlamda Atıcılık Federasyonunun yanında Avcılık Federasyonunun ve Konfederasyonunun da bulunması sağlanmalıdır.
Bu yıl gelin birlikte bir karar alalım; Yasal ama yanlış olan bu kararları protesto edelim. Av açılışında iki hafta sonu üst üste ava gitmeyelim. Gelin sabredelim. Yavruları ve yuvadaki anaçları vurmayalım. Vurduranlara ders verelim. Henüz gelişmemiş palazları katletmeyelim. Yasal olduğu halde etik olmayan bu duruma gelin onurlu bir duruş sergileyerek elimizi tetiğe götürmeyelim. Balığa gidelim, doğada köpeğimizi gezdirelim, piknik yapalım. Ama vurmayalım. Bunu da deklare edelim; arkadaşımıza, kulübümüze, federasyona, bakanlığa, basına…
Diğer yıllarda olduğu gibi şahsen Ben bu yılda 13 Ağustos’ta Ava gitmiyorum, gitmeyeceğim.
Gelin bu kutsal günlerde yanlış olan bu karara uymayalım ve gerçek avcının yanlış imajının düzeltilmesine katkı sağlayalım.
Saygılarımla.