Gittiğiniz ülkenin örf ve adetleriyle tanışın derler ama, ülkeyi tanımadan önce ''banknotları'' ile tanışırsınız. Avroya geçmeden önce Avrupa ülkelerinin paralarının üstünü kültür şahsiyetleri süslerdi, özellikle Kuzey Avrupa'da.
Bosna-Hersek, Japon ve Şili paralarında hâlâ sanatçı, yazar-çizer portreleri görmek mümkün.Antarktika doları (muhtemelen sadece turistler için basmışlar) ile tanışırsanız üzerinde penguen resmini görürsünüz. Buzulların arasında yetişmiş, paranın üzerine konulacak kral, milli kahraman, önemli bir kültür şahsiyeti beklemek birazcık saflık olurdu…
Dünyanın birçok yerindeyse paralarda sadece kralların resmi olur. Oralarda para üzerinde kültürel şahsiyet aramak da naifliğin bir başka türüdür.
Bazı ülkelerin paralarındaki portreler ise kötü çağrışımlar yaratır. Örneğin Kongo'yu yöneten eski diktatör Mobutu, hayatta iken bütün banknotların üzerine kendi resmini koydurmuş. ”millet bıkmasın” diye de bu portrelerin her birinde ayrı bir şapkayla arz-ı endam ediyormuş.
1990'lı yıllarda nefret edilen bu diktatörü devirdiklerinde, banknotların üzerindeki resimleri değiştirmişler. Artık Kongo frankının üstünde hayvan motifleri var. Bir de olağanüstü güzel doğalarını yansıtan heykeller ve masklar. Böylesi daha iyi, diye düşünmüşler…
Kutuplardaki pengueni saymazsak, paralarında hayvan resmi olan tek kıta
Afrika. Güney Afrika ve Tanzanya paraları gergedan, fil ve aslan resimleriyle dizayn edilmiş.
Afrikalılar biraz da hayvanlarıyla gurur duyarlar. Birçok Afrika ülkesinin parasında hayvan resmi olmasının ardında krallardan daha kalıcıdır (!) düşüncesi de yatabilir. Kralın başına ne zaman ne geleceği belli olmaz çünkü.
Kendisini çok güçlü hissedenlerden bir bölüğü de parayı resmi propaganda aracı olarak kullanmamış. Örneğin, Sovyet paralarında hiç Stalin portresi olmamış. Buna mukabil Lenin'in o bildik kasketli resmi pek kullanılmış.
Aslında güç, biraz da göreceli bir kavram. Sovyetler ve Doğu Avrupa bloğunun paraları, başarı ve teknik ilerlemeyi gösteriyor diye, kafasında işçi kepi ve elinde kaynak (bildiğimiz kaynak makinesi) tutan resimlerle donatılmıştı. Tarım aletlerinin yanı sıra, pazı ve baldırlarından güçlü kaslar fışkıran, orak çekiçli genç kadın resimleri de olurdu...
Şimdi Avrupa ”birlik” olunca, para dizaynı politikasında da bir ruhsal karmaşa doğdu. ”Ortak para” yı dizayn ederken belki de sonunda birliğin kendisi gibi ''anonim'' olmasına karar verildi. Üye ülkelerin herhangi birini çağrıştırmayacak, uzlaşı hissi verecek türden faktörler ince ince tartışılmışa benziyor. Kim bilir?
O kadar kültür ve şahsiyet, heykel, mimari eser dururken, avro üzerinde anonim köprüler, dünyaya açılan kapı, pencere, vb. şeyler kullanmışlar...
Banknot dediğiniz bir ülkenin aynasıdır, vücudunun alfabesidir, açık ve net olmalı, huzur, istikrar ve güven hissi vermeli...
İsveçliler bir iki yeni ilaveyle banknotlarını yeniden tasarlayacaklar. Bunların hepsinde kültür şahsiyetlerinin resimleri bulunacak. Seçim yaparken birinci ölçüleri 1900'lü yıllarda yaşamış, uluslar arası ün ve saygınlık kazanmış, halka mal olmuş (laf aramızda, biraz da halk kökenli) isimlerin olması.
İkinci ölçü, kadın ve erkek eşitliği prensibi. Öyle de oldu sonunda.İşte dağılım
Erkekler:
Eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Dag Hammarsköljd. Zamanının dünyada en saygın olan diplomatlarından. Birçok Afrika ülkesinin bağımsızlığa kavuşmasında onun imzası var... Epey uluslar arası çelişki, onun arabuluculuğu sayesinde uzlaşı ile bitiyor. Fidel Castro, ilk kez bir Birleşmiş Milletler toplantısına konuşma yapmak üzere,New York'a geldiğinde, ''emperyalistlerin otelinde yatmam'' deyip, delegasyonuyla birlikte otel bahçesinde çadırda yatmak isteyince ,''komik olur'' diyen Hammarsköljd tarafından ikna edilir ve otele geçer. Kongo-Belçika savaşında arabuluculuk yapmak üzere giderken esrarengiz bir uçak kazasında hayatını kaybeder.
Tanınmış rejisör İngmar Bergman. Kuzeyin ışığını, kasvetini, insan ilişkisini en iyi tarif eden usta sinemacılardan (Lütfü abi'nin deyimiyle, Şimalin yıldızı) Evert Taube. Halk ozanı, besteci. Uzun yıllar Arjantin'de yaşamış. Hep kanatlanırmış gibi olan sözleri ve yanık ezgileri hâlâ çok kişinin dudağındadır.
Kadınlar:
Greta Garbo. Güzelliği yanında, sessiz filmden sesli filme geçişin en becerikli artisti.
Astrid Lindgren. Dünyada çok büyük saygınlığı olan, en çok okunan çocuk kitapları yazarı.
Birgit Nilsson. Sesi okyanusların ”öbür ucundan'' duyulan, İsveç’i dünya opera haritasına yerleştiren soprano.
Ekrem abi,
Problem ne diyeceksin? Sorma... Kadın örgütlerinin başlattığı bir tartışma var. Oturup hesaplamışlar: Erkek resimleri olan banknotlar 1250 kron tutuyor. Kadın resmi olan banknotlar ise 620 kron.
Hani eşitlik olacaktı? Büyük paralara erkek portreleri basmışlar! Bunun resmen eşitsizlik olduğunu, arkasında egemen erkek mantığının yattığını söylüyorlar.
Tartışma öyle bir alevlendi ki, bir önergeyle meclise kadar taşındı. Durum çok ciddi yani...
Demokrasilerde problem yoksa da yarat, diyeceksin.
Piyasaya sürerken üzerinde erkek resmi olanından az, kadın resimlilerden daha fazla basıp denge sağlasınlar, olsun bitsin. Demokrasilerde çare de vardır, diyeceksin mutlaka...
Ya da başınıza ak karınca kadar taş düşsün dersin:
Hindistan’da bir bankada çalışanların ihmali nedeniyle ”divik” ya da ”termit” olarak da bilinen ak karıncalar, bir müşterinin bankada bulunan milyonlarca lira değerindeki parasını kemirip bitirmişler...
Hindistan merkez bankasının şefi, resmi bir açıklama ile bundan böyle bankaların iki ayda bir rutin kontroller yaparak, paraların karınca ziyaretlerine karşı iyi korunup korunmadığını kontrol etmelerini buyurmuş...
Ak karıncalar kara paraları haklıyor olmasın?
AC