MAK’dan ben bir şey ummadım...Umanlar ne buldu?
Geçen gün YABAN TV’de Yönetim Kurulu Başkanı Melih Meriç yönetiminde MAK’ın sonuçları ile ilgili bir söyleşi programı yayınlandı. Bilmiyorum izlediniz mi… Marmara bölgesini temsilen MAK’a katılmış olan Zafer Doğan da vardı programa davet edilmişler arasında. Onun ağzından da dinledik bu son MAK savaşını. Programın sonunda hemen her programımızda olduğu gibi sevgili eski dostum Dr.Ali ile ufak bir de atışma tattırdık izleyicilere. Ali’nin kısaca beyanına göre “Yok efendim neymiş....Milli Parklar, Avcılık Dairesi avcıların çok lehine çok sıkı bir çalışma içersindeymiş. Hiçbir kabahatleri ve yanlışları yokmuş, bütün eksik, yanlış hepsi avcılarınmış.” Yeme de yanında yat. Sanki fıstıklı lati lokum.
Ben halbuki ne yazmıştım bundan önceki “MAK’a son çağrı” başlıklı yazımda, birkaç cümlesine bir bakalım.......
Şöyle diyordum yazının başlarında...”Önce Bakanlığa birkaç sözüm var;
Ama şunu hatırlatayım Bakanlığın ilgili yetkililerine; Bu yıl değişik bir şey yapın ve bölgelerin avcılık temsilcilerini dinleyin ve onların taleplerini kabul edin. Unutmayın ki sizlerin görevi avı, avcılığı ve yabanhayatını en iyi düzeye gelebilecek şekilde doğru yönetmektir. Bu da tüm dünyada medeni ülkelerde olduğu gibi ancak avcılarla işbirliği ile mümkün olabilecektir.”
....ve sürüp gidiyor yazı. Sonra da bölgelerini temsilen MAK’a seçilen avcı dostlarımıza birkaç söz ediyorum yazımda.
“Bu sözlerim de bölgelerin avcılıktemsilcilerine;
Beyler, adeta bir siyaset yarışındaymışçasına MAK’a asli üye olarak seçilmeye uğraştınız. En sesi çıkmayanlar dahi içinden “ben gitsem neler söylerim MAK’da görürler” edasındaydı. Sizleri sözbirliğinde birleştirmek için verilen öğle yemekleri, akşam yemekleri de, avcılığımız açısından bakıldığında pek bir işe yaramış görünmedi önceki yıllarda. İçinizden verilen fire hepinizde yelkenleri suya indirdi. Elma şekeri gibi Bakanlığın verdiği Ekim ayına kadar bir günlük artış, diğer dayatmaların hepsini kabulünüze yetti.....”
İçlerinden biri veya birkaçı çıkıp ben kabul etmedim de diyecektir belki de. Ama biliyorsunuz sonradan ahkam kesmekle olmuyor bu işler. Bir tavır koydunuz mu? Bu kararı“kabul etmiyorum” deyip karar numaralarını belirterek toplantı tutanağına çekince koydunuz mu veya “ne haliniz varsa görün” diyerek toplantıyı terk ettiniz mi? Hepsine “hayır” diyeceksiniz, sonra da bir sürü hikaye. Yok doğu Akdeniz temsilcisi şöyleydi de böyleydi de diye ahkam keseceksiniz. O hesabını kendi bölgesi avcılarına versin. Sizler ne yaptınız?...Ben neticeye bakarım. Aranızdan sözcü ile iş görürseniz, işte böyle her bölgede aynı açılış tarihleri, aynı kapanış tarihleri, aynı limitlerle daha çok yol alırsınız. Bırakın limileri, tarihlerde bile mi dayatamadınız. Yazık.....
Elinize sağlık, çalıştınız, yoruldunuz, avcılığımız için hayırlara vesile oldunuz, istirahate çekilebilirsiniz. Nasılsa birdaha çağırılacağınız yok bu sene Ankaraya. Türk avcısı size şükranlarını sunar.
Rahmetli Yaşar Türkleş bey’in dediği gibi hısımız ya. Hoş, ne onun zamanında ne evvelinde ne de sonrasında göremedik bu hısımlığı bir türlü. Halbuki “biz sizin için bütün batı ülkelerinde olduğu gibi avcılığı tekrar 7 gün yaptık, komşularımızda olmayan limit kısıtlamasını biz de kaldırdık göçmen kuşlarda ama siz de yerli kuşlarımız için makul limitler isteyin” diyen bakanlığın hazırladığı bir taslak çıkarmadılar avcı temsilcilerimizin karşısına ki şu hısımlığımızı bir görelim.
Son yazımın sonunda “MAK’dan çağdaş kararlar bekliyoruz. Göreceğiz bakalım ne çıkacak bu senenin MAK’ından. Nasrettin Hoca’nın fıkrası gibi ben söyleyeceğimi söyleyeyim de, gene de onlar kendi bilir” demiştim. Ben bir şey ummamıştım bu MAK’dan da, bilmiyorum kimler ne umdu ne buldu.
Ama neymiş sevgili Aliciğimin dediği gibi, Ankara’dakiler biz avcılar için çok lehimize bir çalışma içindelermiş. Desenize bütün iyilikler bizim için. Ben de biliyorum esaslı bir çalışma içinde olduklarını, ama ben görür müyüm bilemem. Yukarıda sözünü ettiğim YABAN TV’deki MAK sonrası söyleşi programımızın sonunda son sözümü şöyle bağlamıştım; Bu yoldaki 46 yılımda ben de görmeden inanmamayı öğrendim.....
Not: Sağ olsunlar Çil avını 17 ilde açmışlar günde 2 adet limitiyle. Binlerce teşekkürler. Ya geçen seneki Üveyik’e, Bıldırcın’a 4 gün neden kalktı onuda bir anlatan çıksa...