%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

PATAGONYA CUMHURİYETİ (Yeni)

Nesrin Özçelik
info@yabantv.com

Şili'nin Patagonya bölgesinde yapımı planlanan enerji santrali çok büyük tartışmalara neden oluyor.

Ülkenin elektrik üretimi on yılda ikiye katlanacak. Ekonomik gelişme için bu gerekli, deniliyor.

Somut gerekçeler göstererek projeye karşı çıkan çevreciler ise bu mega projeyi  tam bir çevre felaketi olarak tanımlıyorlar.

Onlara göre 6000 hektar orman sular altında kalacak ve bu proje, Rio Baker ve Rio Pascua nehirlerinin And dağlarının vadilerinden kıvrılarak süzülen berrak sularının geçtiği el değmemiş yaban hayatı alanlarını ve ekolojik dengeyi alt-üst edecek.

Ayrıca fauna ve florası ender olan milli parkların bulunduğu bu güzergahta birkaç bin kilometrelik yüksek gerilim hattı çekilecekmiş.

Çevre örgütleri nerdeyse metre hesabıyla zarar ziyan tespiti yapıyorlar.

Dünyada az sayıda kaldığı bilinen bakir doğanın parçalarından biri olan bu bölgenin ölüm fermanı verildi, diye feryatlar yükseliyor Şili’de. 

İki taraf da argümanları, verilerle dayalı tartışma yöntemleri ve birbirlerini saygıyla dinlemeleri nedeniyle kamuoyunda beğeni topluyorlar.

Projeyi yürüten İtalyan-İspanyol konsorsiyumu ve Şilili ortakları tartışmalarda zorlanıyorlar. Doğa severler ,”abartılı” demenin ötesine geçemiyorlar.

Bizim ''çevreciler'', İstanbul'a kanal projesinin açıklandığı gün, ciddi habitat tahribatına ve türlerin yok olmasına neden olacağını ileri sürdüler. Genel bir doğru bu.

Öngörüler için henüz çok erken olsa da bu projenin İstanbul doğası için hayati öneme sahip olan Terkos havzası, Büyük Çekmece ve  Küçük Çekmece alanlarında geri dönüşümsüz tahribat yapacağı besbelli. Eğer ki  buralardan geçecekse…

İstanbul Boğazı ve kuzey ormanları, birçok kuşun göç yolları üzerindeki önemli konaklama yerleri arasında. Avrupa Birliği Kuş Direktifi'nde yer alan 20'nin üzerinde kuş türü bu alanda bulunuyor. Alaca sinekkapan, küçük orman kartalı, şah kartal, yelkovan, Sibirya kazı bunlardan bir kaçı..

Bazı türlerin korunması için Türkiye'nin taraf olup imzaladığı uluslararası yazılı antlaşmalar dahi var.

Küresel ölçekte öneme sahip doğa alanları olan B. Çekmece, K. Çekmece, Terkos Havzası, Ağaçlı, Boğaziçi, Kilyos kumulları, Ömerli, Pendik, Şile gibi İstanbul'un biyolojik çeşitliliğini barındıran bölgeler, böylesi büyük projelerden etkilenir.

Buralarda İstanbul çiğdemi, İstanbul keteni, İstanbul binbirdelikotu, İstanbul nezandesi, Kayışdağı soğanı, Pendik sarıotu, Çatalca peygamberçiçeği, Kilyos moru gibi endemik bitkiler yetişiyor.

Tarihi antlaşmalar, kısa yoldan rant elde etme, işin mühendislik boyutu gibi konular çok tartışılacak. Bu, dünyada ne ilk, ne de son kanal tartışması çünkü.

Boğaz’ın birçok kuşun göç yolu üzerindeki yaşam alanı olduğu yolundaki protestolar, doğa söz konusu olduğunda pek yarar getirmeyen ezberler (Boğaz’ın taşındığı yok ki). Koro halinde karşı çıkan ''doğa severlerimizin'' elinde pek veri yok. Araştırma veya envanter çalışması yapma geleneğimiz yok. Bilinmeyen güzergâhın envanterinin olmaması da son derece normal.Projenin o ana kadar  gizlendiği biliniyor.. 

Ancak anormal olan zihniyet:

A takımının söylediğine B takımı hemen karşı çıkar! Yoksa, ertesi gün ''yeşil'' sesler tam tekmil nasıl yükselirdi?

Doğa, fauna, flora, Boğaz güvenliği gibi kavramlar, polemik çarkında öğütülmeye başladı bile. Memleket işleri nasıl olsa bu jargonlarla yürütülüyor.

Oysa, doğa söz konusu olduğu zaman biraz durmak, derin bir nefes alıp düşünmek gerekir.

Avcılar ve balıkçılar da konuyla pek ilgilenmiyor, şimdilik..

Onlar doğadan av hayvanı, denizlerden balık, devletten de pul parasını düşürmesini ve av günü sayısı ve limitlerini artırmasını isterler. Yaradan da, başlarına bir kaza bela vermemesini dilerler. 

Bir yıl önce, Meksika Körfezi’nde petrol platformu kazası oldu. İnsanlar öldü, umutlar tükendi, o sahillerde yaşayanların geçim kaynakları kayboldu. BP dünyanın en çok nefret edilen şirketi haline geldi.

Hayat şimdi normale dönmüş sayılır. Sahiller, yapış yapış petrol artığıyla kaplı  değil. Yerinden kalkamayan pelikanlar uçuyor artık. Fakat daha önce bol olan istiridyenin esamesi okunmuyor hâlâ. 

Sızıntıları önlemek için kullanılan kimyasalların denizin dibindeki tahribatlarını kimse bilmiyor.

Bu tür şeyleri düşünmek, bizde henüz lükse giren beyinsel faaliyetler arasında sayılıyor.

Ekolojik dengeler sarsıldığı zaman hesabını yapmak oldukça zor.. Örneğin oralara has mavi yengeçli ton balığı nasıl etkilenmiştir?

Bu sorunun yanıtını almak 2017 yılına kalıyor. Yavruların 2010'daki kazadan nasıl etkilendiğini ancak o zaman öğreneceğiz. 

Nükleer enerji projesi ''çılgın''sınıfına girer mi? Yapılan hesap-kitaplar

ne kadar doğru?..

Tartışma kültüründen uzak, ezberci bir Patagonya cumhuriyeti miyiz?

Bir an,Kürt sorununu düşünmesek, bizi bir arada tutacak ne var?

Örneğin, Kürt sorunu üç hafta tatile çıksa, köşe yazarları, politikacılar işsiz kalacaktır muhakkak!

Çok az şeye sahip insanlar vardır. Buna rağmen ellerinde avuçlarında ne varsa hepsini verirler. Bunlar, hayatın definesine inananlardır ve o defineyi taşıyan kasaları hiç boş kalmaz. Samimidir bu insanlar… Öyle ”pahalı” tartışma kültürleri de pek yoktur. 

Rast gele!

Gönder