%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

MAK’a Son Çağrı (Yeni)

Ömer Borovalı
info@yabantv.com

MAK’ın Toplanmasına Az Bir Zaman Kala Birkaç Hatırlatmada Bulunmak İstedim.

Bildiğiniz gibi bir süredir YABAN TV ve web sitesi yabantv.com sizlere çağrıda bulunarak, MAK’a iletmek üzere 2011-12 av sezonu için görüşlerinizi ve taleplerinizi YABAN TV’ye göndermenizi istedi.

Tahmin edebileceğiniz gibi sadece birkaç yüz mektup (faks, mail, posta) geldi. Yani bu çağrıyı umursayan, avına sahip çıkma arzusunda olan, taşın altında benim de elim olsun diyen, şikayet ve taleplerini birbirine yapmaktansa, körün taşı kabilinden de olsa bir umut Ankara’ya iletmeyi yeğleyen birkaç yüz kişi bu çağrıya cevap verdi. Tabii arasında kayıtsız tüfeklere af gelsin diyen, veya ancak kanun değişikliği ile mümkün olup, MAK’ın görev kapsamına girmeyen taleplerde bulunanlar da vardı.

Dostumuz Halil Gülçür'da YABAN TV’de birkaç programdır bu talepleri dile getirdi. Şimdi de gelen bu mektuplar toparlanıp Ankara’ya Milli Parklar Genel Müdürlüğü,'ne iletiliyor, avcı vatandaş ne istiyor görsünler diye.

Önce Bakanlığa birkaç sözüm var;

Av ve yaban hayatını  yönetmekle görevli Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne bağlı Av ve Yaban Hayatı Daire Başkanlığı, avcılarımızın büyük çoğunluğunun görüşüne göre görevini hakkıyla yapamamakta. Hele kandırmacayı bir kenera bırakıp uygulama kapsamında Avrupa ülkeleri ve Amerike ile karşılaştırdığımızda avcılığımızın da yaban hayatının da durumu içler acısı. Sebeplerinin ne olduğunu burada tartışacak değilim. Önemli olan netice.

Üstelik bu yıl MAK’ın 12 Haziran milletvekili seçimlerinden sonraya bırakılması da, sahneye çıkacak yeni siyasal patronlarının nabzına göre şerbet vermek gibi bir amacı taşıyor olsa gerek. Yoksa av ve avcıyı ne alakadar eder kimin göreve geleceği. Ama anlaşılan avı yönetenleri çok ilgilendiriyor.

Ama şunu hatırlatayım Bakanlığın ilgili yetkililerine; Bu yıl değişik bir şey yapın ve bölgelerin avcılık temsilcilerini dinleyin ve onların taleplerini kabul edin. Unutmayın ki sizlerin görevi avı, avcılığı ve yabanhayatını en iyi düzeye gelebilecek şekilde doğru yönetmektir. Bu da tüm dünyada medeni ülkelerde olduğu gibi ancak avcılarla işbirliği ile mümkün olabilecektir.

Bugüne kadar bütün dünyada göçmen kuşların avına gün yasağı olmazken, limit de ülkeye göç durumuna göre belirleniyor. Sizin bu yer ve limit kısıtlamalarınızı sürdürmenizi anlamak mümkün değil. Buna ilaveten devamlı artan bir şekilde yerli avlarımıza yasak koyarak, avlanma alanlarını kısıtlayarak hiçbir yere varamadığınızı görmüş olduğunuzu ümit ediyorum.  (Çil’i iki ilde iki adetle açtık gibi bir açıklama yapmazsınız umarım.) Adeta kaçak avcılığı teşvik eder durumdasınız.

Büyük av durumu ayrı bir çelişki. Türk avcısının av hayvanı öncelikle yabancı avcılara veriliyor. Bu ne demektir? Av önce avcımızındır. Artıracak populasyon varsa bunu da bölgenin avcısı kabul ediyorsa bedeli karşılığında av turizmcisine avlanma hakkını verir. Avcılarımıza hiçbirşey vermediğiniz gibi devamlı istiyorsunuz. Neden yılda en az dört kere bütün bölgelerle MAK’a hazırlık toplantıları yapma kararı almıyorsunuz? Neden gizlilik içinde MAK öncesi hazırladığınız taslağı avcılarla birlikte sene içinde tartışarak oluşturmuyor ve son MAK’ı sadece bir karar toplantısı olarak uygulamaya koymuyorsunuz? Yıllardır sadece kendi istediklerinizi uyguluyorsunuz becerebildiğiniz kadar. Belki göremiyorsunuz ama avcılığımızın da yaban hayatımızın da durumu çok kötü ve her geçen gün daha kötüye gidiyor.Bu sefer de avcıyla işbirliğine gidin. Ama sizlerin istediği gibi değil, bu sefer de avcıların istediği gibi. Elele düze çıkarırsınız eminim.   

Bu sözlerim de bölgelerin avcılık temsilcilerine; 

Beyler, adeta bir siyaset yarışındaymışçasına MAK’a asli üye olarak seçilmeye uğraştınız. En sesi çıkmayanlar dahi içinden “ben gitsem neler söylerim MAK’da görürler” edasındaydı. Sizleri sözbirliğinde birleştirmek için verilen öğle yemekleri, akşam yemekleri de, avcılığımız açısından bakıldığında pek bir işe yaramış görünmedi önceki yıllarda. İçinizden verilen fire hepinizde yelkenleri suya indirdi. Elma şekeri gibi Bakanlığın verdiği Ekim ayına kadar bir günlük artış, diğer dayatmaların hepsini kabulünüze yetti. Türkiye haritası gene kıpkırmızı haliyle kabulünüz oldu.

Ne istediğinizi bilin ve onun da pazarlığını yapmayın beyler. Keklik eğer yok denecek kadar az ise iki adet vurulmasını da kabul etmeyin. Toptan yasak olsun. Çil için de durum aynı. Ya adam gibi av yapılsın, yapılacak populasyonlar yoksa da toptan o hayvanın avı kapalı kalsın. Ama hele iki tane açılsın gerisini biz hallederiz mantığını bırakın ve bunu da bakanlığa anlatın. Avımızı sizler adam etmek üzere MAK’dasınız. Bir de unutmayın ki sizler orada bir bölgeyi temsil ediyorsunuz. Kendi egonuzu tatmine ve kendi düşüncelerinizi kabul ettirmeye değil, bölgenizin çeşitli kesimlerinin taleplerini dile getirmeye ve savunmaya görevli olarak oradasınız. İster beğenin ister beğenmeyin.

Av turizmi ne münasebetle avcımızın kararından kaçırılıyor ve yalnız bakanlığın kendi inhisarına bırakılıyor. MAK’da bunun da hesabını sorun. Madem ki MAK avcımızın devlet katında sesinin çıkabildiği tek komisyondur, sorun bakalım Türk avcısı ikinci plana atılıp önce turist avcıya av ayırmak ne demek oluyor diye. 4915 sayılı Kanunun Beşinci Kısmı, yabancı avcıların avlanma esaslarını getiriyor. Ama avcımızın büyük avlarda ne vurup ne vuramayacağı neden MAK kapsamında “av turizmi” kapsamında gösterilmiştir? Sorun bakalım bunun hesabını da bütün Türkiye avcısı öğrensin kendisine avlatılmadan turist avcıya avlatılan avın sebebini.

Yanlış anlaşılmasın, ben av turizmine tabii ki karşı değilim. Ama önce bizim avcımız. Bölgenin av ve yabanhayatının bakımına gereken paranın temini için de av turizmi ile turist avcı.

MAK’dan çağdaş kararlar bekliyoruz.                                                                                      

Göreceğiz bakalım ne çıkacak bu senenin MAK’ından. Nasreddin Hoca’nın fıkrası gibi “ben söyleyeceğimi söyliyeyim de, gene de onlar kendi bilir”. 

Gönder