%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

KÖPRÜBAŞI'NIN İKİ EFSANEVİ AVCISI (Yeni)

Nazife Yıldız SÜKAN
info@yabantv.com

Değerli okurlarım, bir süre önce Çanakkale Köprübaşı köyünün meraların da sürek avına katılmıştım. Bu sefer ki makalem de Köprübaşı köyünde dillerde dolaşan ve yıllar önce rahmetli olmuş 2 avcının, evlatlarından dinlediğim av anılarını kaleme aldım

Köprübaşı köyü, çevresi  çam ormanları ile kaplı bir dağın yamacında kurulmuş güzel bir Yörük köyüdür. Evet, Ali BİRERDİNÇ, beyin değişi ile ‘’DÜŞTÜK YOLLARA, YOLLARA, VARDIK DOSTLARA, DOSTLARA’’. 

İşte, bir yaban dostu olan Sayın Bahri UYSAL beyin makaleme konu olan rahmetli babası birinci avcımız İSMAİL HAKKI UYSAL beydir. İsmail Hakkı Bey, iyi bir sürek avcısı ve tüm sürekleri organize etme yeteneği olan bir şahısmış. Avcılığa duyduğu saygı ile kendiside köyünde ve çevre köylerde saygı gören efsane avcı İsmail hakkı amca tek dolmalık tüfeği ile 25 yaşında yaşadığı kazada tek parmağını kaybetmesine rağmen asla avlanmaktan vazgeçmemiştir. Ondaki av tutkusu öyle bir ileri derecedeydi ki, kışın Menderes deresinin kenarında yaptığı ördek avlarında  vurduğu avın suya düşmesine rağmen havanın ve suyun soğuk olduğuna aldırmadan, buz gibi suya girip yüzerek vurduğu ördekleri sudan toplayarak ava ve avcılığa duyduğu sevgiyi ve tutkuyu ispat etmiş bir kişidir.

Oğlu Bahri Bey, 'bizim zamanımızda av beslenme amaçlı fakirliğin getirdiği zorunluluktu. Üstelik,biz çok kardeşli bir aile idik’’ Rahmetli İsmail hakkı amca sık, sık tahtalı beki de yaparmış, Oğlu Bahri uysal’ın dediğine göre ‘’Midilli adasında beslenen milyonlarca tahtalı bizim köyün dağlarında ki çam ağaçlarında dinlenmeye gelirlerdi geçit yerleri bizim köyün üzerleri idi’’diyor. ''Tahtalı bekini babam bizim köyün eli tutan aile reisleri ile birlikte yaparlardı. Ayrıca dağlarımızda bol kınalı kekliğimiz de olurdu. Uykudan uyandığımızda keklik seslerini duyardık. Ama maalesef artık buralarda kınalı kekliklere rastlanmıyor. Çünkü, tarım ilaçları kınalı keklikleri de, tahtalıları da yok etti.

Bahri beyin ifadesine göre; ‘’Menderes deresi tüm köylünün balık ihtiyacını karşılıyordu bu derenin kenarında harman yeri vardı. Büyükbaş hayvanlarımızın gübrelerini  geceleyin, biet dediğimiz (derenin önüne set gerilmesi) yere dökerdik. Ve balıkların bu gübreleri yemeğe gelmesini beklerdik. Bizde elimiz İle balıkları yakalardık’’.

EVEt, yaban dostları görüyoruz ki şartlar insanların aklını nasılda zorluyor. Rahmetli İsmail Hakkı Uysal amca Köyünde ilkokul olmamasına rağmen kendi çabası ile 3 yıllık eğitim ile sadece okuma ve yazma öğrenebilmiş. Bu yüzden de kendinden sonra ki neslin okuyup adam olması için, köyünden, Çanakkale’ye  defalarca gide, gele yetkililere ısrar ile köyünün bu sıkıntısını söyleyerek köyüne ilk, ilkokulu açtırtmayı başaran kişi olarak sevgi ve saygı ile anılmaktadır.

Bir diğer efsane avcı, Koca Hasan Sağdıçtır. Sağdıçlar köyün tanınmış sülalesi. Koca Hasan sağdıç’ın 8 erkek oğlu dünyaya gelmiş. 8'nide avcı olarak yetiştirmiş..Koca hasan amca köyde ilk kurdu vuran kişi olarak biliniyor. Ayrıca köpeğini sobanın yanında yatıran ve iki bisküvi arasına lokum koyup yediren bir avcı olarak, köpeğine ne kadar değer verdiğini gösteren bir avcıdır. Çünkü bunları anlatan 8 evladı ile birlikte çok güzel av muhabbeti yaptık çaylarımızı yudumlarken; Hepsinin gözlerinde şunu gördüm, onlar avcılığı babalarından sanki askeri eğitim almışçasına keyifle tutkuyla aşkla yapıyorlar onları hiçbirşey avcılıklarından yıldıramayacak kadar azimliler. Ve her zaman birlik olup beraberce ava çıkan kardeşlerdir. Ali Birerdinç beyin ifade ettiği gibi SAĞDIÇLARI say, say bitmez.

 Koca hasan amca, zamanında 500 adet keçinin 19 adette sürü köpekleri olan birinin yanında çoban iken bir akşam vakti üzeri köpeklerin etrafını sardığı ve şiddet ile havladıkları şeyin ne olduğunu merak ettiği için köpeklerin arasından bakar fakat bir türlü karanlıkta bunun kurt mu, domuz mu olduğunu anlayamaz. Ve karartıya ateş eder. Eder ama  azılı bir domuzu yaraladığını ancak iş işten geçtikten sonra anlar. Yaralı olan azılı domuz koca Hasan amcayı kovalamaya başlar. Hasan amca domuzdan kaçmak için önde koşar arkadan domuz kovalar ve domuzu da 19 çoban köpeği kovalar arkadan domuz hasan amcanın baldırlarına ve kaba yerlerine jilet gibi çalaklarını vurur(domuzun yan dişleri)ve çok derin yaralar açar bu arada bir eli ile de domuzun kafasına vurup iteklemeğe çalışır ama başaramaz. Koşarken böğürtlenler ile kaplı bir çukura düşer ama üzerinden domuz ve domuzu kovalayan 19 köpekte geçer. Bu yüzden halsizlikten bayılır keçi sürüsü köye döner ve sürü sahibi koca Hasan amcayı göremeyince endişelenir ve köylüler İle birlikte aramaya çıkarlar. Ve  koca Hasanı düştüğü çukurda bulurlar uzun süre tedavi gören Hasan amca avcılıktan asla vazgeçmez.

Herkes koca Hasan amcanın vuramayacağı ava asla atış yapmadığını söylüyorlar atış yaptıysa da mutlaka avını vururmuş.  Bütün köylüler onu bu şekilde anıyorlar. Kendisi yaşlanıp ta artık kulakları az işitmemeye başlayınca sesleri duyup yön göstermesi için hanımını eşeğe bindirip birlikte ava çıkarlarmış.

Bölgede çok iyi kopoy yetiştiricisi olarak ta bilinirmiş sağlıklı iken, av esnasında kopoyların havlama seslerini dinlemeyi çok severmiş. Bir süre avlanmaya bu şekilde devam etmiş. Hasta olup iyice yaşlanınca çocuklarına ''Beni köyün yukarısında ki çamın dibine götürün de kopoyların dağların arasında yankı yapan havlama seslerini dinleyeyim '' dermiş.

Buna artık ne diyebilirsiniz?  Av aşkı mı? Av tutkusu mu? Koca Hasan  palamut ağacının meyvesi dediğimiz kurumuş palamutun kabuğunun içine  kurşun dökermiş ve onu yuvarlayarak kendine domuz avı için tek kurşun yaparmış.

Bu arada keyfine düşkünlüğü ile bilinen koca Hasan köye ilk taş plağı getiren kişidir. Koca hasan amca herkesin yardımına koşan, hiç kimse ile ne kavgası nede küslüğü olmayan bir kişiymiş.

Yad ettiğimiz bu her iki avcıda, köyün en sevilen sayılan rahmet ile anılan kişileridir. RUHLARI ŞAD MEKÂNLARI CENNET OLSUN.

Gönder