%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

VAR MI KEYFİME BİR DİYECEĞİ OLAN ? (Yeni)

Mehmet Arpaz
info@yabantv.com

Hayattan tat almak, mutlu olmak, keyif almak herkes için farklı, farklıdır. Kimi gezmekten, kimi kitap okumaktan, kimi de oturup etrafı seyretmekten keyif alabilir ve bunlarla mutludur. Benim keyfim, mutluluk kaynağım da Allah ömürlerini uzun etsin torunlarım. Efe şu anda 5 yaşında, Alp yeni beşe girdi. Biri bir dizimde, diğeri öbür dizimde ağızlar açık, sesim yükselince sıçrayarak av hikâyeleri dinliyorlar. Sonra “hadi bida, bida” diye tempo tutuyorlar. Avcılık hayatı 55 seneye merdiven dayayan bir kişi olarak benim gözlemim şu: Her ikisinin de anne ve babalarının çekeceği var.  

 

Dedeler aşı (Yemeği) hazırlarlar, ana ve babalar tam aşın piştiği, demlendiği zamana denk gelirler. Çocukluk anılarımın içinde ve hafızama kazınmış olanlarda hep dedem vardır. Ancak ustalaştığım zamanlarda anılarımı hep babacığım süsler. Ah o insanoğlunun ihtiyarlaması. Elden ayaktan düşmesi torunların hep ustalık zamanlarına denk gelir. Bu da tanrının bir kurgusu, hayatın çarkları tıkır, tıkır atıyor. Ama hep ileri gidiyor. Biçilen ömür ne yaparsanız, ne kadar arzularsanız belli bir sonla nihayet bulur. Dedemin “Evlendiğini, güzel gelini görecek miyim bilmem ki?” sözleri de belleğimin köşesinde hala öylece asılı duruyor. Güzel gelini ile el öpmeye gittik ama o hiçbir şeyin farkında değildi. İki ay sonra da askerden defnetmeye geldim.  

 

 Çocukluğumda kısrağa binerek beraber keklik avına gittim. Kalkan kekliğe çok sıkı  (fişek) karıştırdı ama vurduğumu da gördü. Çocuğun keklik avcılığı da ne kadar olursa. Daha sonraları babamla ava gitmeye başladık. Onun da güçten düşmeye başladığı zamanları gördüm. Beraber gittiğimiz bir avda köpeğimin fermasında bir kekliğe iki defa atıp vuramamıştı. Arkasından ben atıp vurmuştum. “Tüfeğin ardından bakan babam mı sandın” deyip nara atmıştım. Gençlik, toyluk ne derseniz deyin. Bana dönüp “e.. kurtlar kocayınca köpeklerin maskarası olur oğlum” demişti. Öyle pişmanlık, öyle bir üzüntü duymuştum ki hala içim sızlar. Sıra bize de gelecek. İşte o bir çarkın dişlisi idi ve döndü, şimdilere kadar getirdi bizleri. Çark da hiç durmadan dönmeye devam ediyor. Geçmişe bakılırsa benim de keyif alacağım beş, bilemedin on senem var önümde. Ne kadar keyif alabilirsem o kadar mutlu giderim diye düşünüyorum. 

 

Hayallerimi hep torunlarımın tüfek atışları, bir şeyleri vurmaları süslüyor. Hiç aklıma bile getirmiyorum, bunlar okurlar mı, adam olurlar mı diye. Olurlar hem de öyle bir olurlar ki zeka düzeyleri bu yaşlarda bile çok üst seviyelerde. Nasıl çocuklarım hem avcılık yaptılar, hem de okudular elbette torunlarım da okur. Avcılık ruhu insanoğlunun benliğine girince ne zaman neyi yapacağını iyi bilir. Bir kere kahve hayatı diye bir şeyi olmaz. Kötü alışkanlıklara bulaşmazlar, çünkü bu alışkanlıklarla avcılığın yapılamayacağını erken öğrenirler. 

 

Efe’de çok büyük bir hayvan sevgisi var. Pelüşten uzun kulaklı bir kocaman bir köpeğimiz var. Çok doğaldır ki adı da Tomi oldu. Nereye gitsek, ne yapsak yanında Tomi’si. Çizgi film seyrederken o da bizimle beraber seyrediyor. Masal dinlerken beraber dinliyorlar. Daima şuna inanmışımdır, hayvan sevgisi olmayan bir kişi avcı olamaz. Dikkatinizi çekmek isterim, avcı olamaz diyorum. Eli tüfekli, her zaman her şeyi vurmak hevesinde olan bir kişi değil.   

 

Ben tüfeği 6 yaşında elime aldım ama büyük torun Efe hava tüfeğinin en hafifi, en küçüğü ile tetik çekmesini öğrendi. Her çocuk çukurlata, sakızla kandırılır bu ancak tüfekle kanıyor. En huysuz olduğu zamanda “ Hadi tüfeğimizi çıkartalım” dedikten bir dakika sonra huysuzluk sona eriyor. İyi yemek yiyince mükâfatının ne olduğu malum.

 

Dede tüfeğimizi çıkaralım mı?

 

Yemeğini güzel yedin mi?

 

Sor bak anneye

 

Bu yemeğini güzel yedi mi?

 

Evet, baba çok güzel yedi

 

Söz biter bitmez elime öyle bir yapışıp beni çekiyor ki anlatmam imkânsız. Gözlerine neşe mutluluk çöküyor Onun saatlerce tüfekle oynaması, onu şimdiden şefkatle okşayıp sevmesi, “Babaanne bana bez verir misin?” deyip tüfeği silmesi şimdiden avcılığa yazılmış bir kişi daha değil midir?  Benim için de işte mutluluk bu. Torunumu, mutlu etmek ve onu mutlu görmek.  

 

Beni büyüklerim hep mutlu etti. Bisiklet, saat alındığında da mutlu oldum ama hiçbir zaman bir tüfek, bir fişek alındığı kadar değil. İlk hediye tüfek 24 numara İdeal bir çifteydi. Sınıf geçme hediyesiydi. Orta birden ikiye geçtiğim sene. Sonra alınan ise S 55 Beratta 20 numara. Yine sınıf geçme hediyesi. Lise birden ikiye geçiş. Böylece anlamıştım ki okursam bu hediyeler alınacak. Ders olmaz, hep av olursa bu işin mümkün olmayacağı ortadaydı. Hediyeler sıradan hale gelirse bir değerleri kalmaz. Mükâfat daima bir başarının ardından gelmeli. Ben de aynı olgulara dikkat etmeye çalışıyorum. İyi uyursa, yemeğini iyi yerse tüfekle oynuyoruz. Zaten alıştı. Yemek iyi yenmemişse, öğle uykusu uyunmamışsa hiçbir istekle yanıma gelmiyor. Geliyor, koltuğuma sokuluyor ama bir şey istemiyor. 5 yaşında bir çocuk için yapması beklenen zaten bunlardan başka bir şey düşünülebilir mi? Ama yere batası eğitim sistemi. Anaokuluna gidiyor. Çocuk beyni ne verilirse alıyor demek ki. Şimdi yavaş, yavaş Atatürk, Cumhuriyet, Anıt Kabir, gezegenlerden de muhabbete başladık. Yaşı ilerledikçe elbette mükâfatlar çok birimlere bağlanacak zorlaşacak. Allah bana ömür verdikçe ben mükâfatlara devam edeceğim. Sıra Alp’e de gelecek. Çok şükür ki aralarındaki yaş farkı bir yıldan az. 

 

Hayatım boyunca Türkiye’de avcılığın aksayan tarafları, kabul edilemez MAK kararları, yalan, yanlış yönetmelik ve av kanunları ile uğraştım. Oğullarımın meslekleri icabı şu anda böyle bir mücadele içinde olacaklarını sanmıyorum. Birilerine el vermek gerek tabi. Avcı Arpazlar içinde katılacağından ümitli olduğum torunlarım ardımdan geliyorlar  

 

 Onların sonradan söyleyecek, sayacak çok şeceresi olacak. Ben, dedem avcı, babam avcı ben avcı diyebiliyorum. Ya o, dedemim dedesi avcı, babası avcı, dedem avcı, babam avcı ben avcı diyecek. Bana da bir paye verecek. Var mı keyfime diyecek bir söz?  

 

İşte benim keyfim ve mutluluğum.

Gönder