YABAN MAMA YABAN STORE YABAN TUR KURUMSAL PROGRAMLAR YAYIN AKIŞI REKLAM İLETİŞİM ALBÜM VİDEO İLANLAR FORUM
ANASAYFA ÇEVRE DOĞA SPORLARI KÖPEK & AV & ATICILIK YELKEN & DENİZ BALIK & OLTA PET CLUB TARIM 4X4
yazılar Ana Sayfa
ALİ COŞAR - İSVEÇ
editor@yabantv.com

Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
Kapris... (Yeni)

İzlanda'da aktif bir yanardağın yamacında yaşayan kişinin hayata bakışı ile Sakarya'da yeşil bir vadide yaşayanın bakışı arasında bir fark var mıdır?

Sağduyu diyor ki, insanlar hesap kitap yapmadan fay hatlarında, volkanik dağların eteğinde, denize sıfır noktalarda uygarlık, han, hamam, tapınak, inşa etmiyorlar.

Avrupalıların yaptıkları şeylerin ölümsüzlüğüne ilişkin bir illüzyonları var belki de. Bu konuda kendilerine çok güveniyor, yapımı asırlar süren şaheserler inşa ediyorlar. 

Doğa gücünün bir gün her şeyi alıp götürebileceği kaygısı yok içimizde. Biz insanlar için dünya geçici ama şehirlerimiz için değil. Fakat Japonların böyle bir lüksü yok: depremler, yangınlar, tsunamiler ve son nükleer kaza.

Bu yüzden de dünya son felâketle birlikte Japonlardan daha fazla şoke olmuş  gibi görünüyor.

Felâketler alışkını ülke, doğanın gücünden korkmanın yanı sıra yaratıcılık kültürü de geliştirmiş. Geleneksel Japon evlerinde, dış cephe ve kolonlar ahşap, iç duvarlar kartondan yapılıyor. Depremde insanlar hafif hasarlarla kurtulsun diye.

Tokyo’nun adı bir zamanlar Edo iken, bu tür evler çabuk alev aldığından sıkça yangınlar çıkarmış. Bu yangınlara ''Edo'nun çiçekleri'' diyorlarmış.

Son yüzyılda, Japonlar iki çok büyük felaket yaşadılar: 1923 yılında öğle vakti gelen depremle,Tokyo neredeyse yerle bir olup yandı.Şehirler,1945 yılında: Hiroşima ve Nagazaki'ye ''düşen'' yangın bombalarıyla ikinci kez sarsıldı.

Halk bu bombalara,''Molotov Çiçeği '' adını taktı.

Japonlar her iki felâketin sonunda da rekor denilecek kadar kısa bir sürede küllerin arasından doğrulup, daha modern daha heyecan verici şehirler kurdular.

Ancak, depremi ve tsunamiyi durduracak güçleri yok. O yüzden de ''shikata ga nai - çaresi yok'' yaygın ve sık kullanılan bir deyim.

Bu Japonların yaşama daha az değer verdiği anlamına gelmiyor. Herkeş gibi onlar da kendilerinin ve yakınlarının canına, komşunun malına, sokağın namusuna düşkün insanlar. Herhangi bir ülkede olduğu kadar... Belki fazlalıkları dahi var.

Fakat bir anda her şey yok olacakmış, duygusu, Japon insanını derinden etkiliyor. 

Hepimiz kaybettiğimiz şeylere üzülüp acı çekmez miyiz?

Japonlar bunu bir ''kült'' haline getiriyor.

Örneğin, bu ülkede kiraz çiçeklerine çok değer verilir. Çünkü çiçek açma dönemi çok kısa. Milli içkileri ''sake'' fincanını, kiraz çiçeklerinin pembesi için şerefe kaldırmadan, bakarsınız pembelik uçup gitmeye başlamış,onların ruh haline göre...

Yaşamın hızla buharlaşması, Japon kültürlerinde sık rastlanılan bir tema. Şiir, resim, film hatta mimaride de görülüyor bu.

O yüzden doğanın tahrip gücü, sadece korku ve fatalizmi (kadercilik) değil, yaratıcılığı da geliştirmiş. Doğaya, otoriteye ya da kadere karşı bir şey yapamama duygusu, Japonları kişisel sorumluluk almamaya itiyor. Ya da formalite olarak sorumluluk alıyorlar: aile adına, şirketi adına, hatta bazen başkaları adına.

John Wayne usulü Amerikan bireyciliğinin sözü dahi edilemez Japonya’da. Müthiş bir kolektif sorumluluk anlayışları var. Hıristiyanlarda görülen ''dünyevi kardeşlik '' türünden görüşler onların kültürüne çok uzak...

Örneğin, Birleşmiş Milletlere bağış yapmakta cömertler. Kardeşlik, evrensellik duygularından kaynaklanmıyor bu. Ardında daha çok, İkinci Dünya Savaşı sonrası saygınlıklarını artırma kaygısı var gibi. Deprem, vb. gibi doğal afetlerde başka ülkelere yardımı esirgemezler... Fakat kendileri dışarıdan yardım almazlar! 

1995 Kobe depreminde, hükümet kararı ile dış yardımı ret etmişlerdi!. Ancak bu son afette tutumları değişti. Temiz su, uzman yardımı gibi destek istediler. Yardımı, ulusun namusuna sürülmüş bir kara leke gibi algılıyorlardı eskiden. Bu kez ulusal kaprisleri ön plâna çıkmadı.

Kaderin cilvesi olmalı, atom bombaları biraz da politik olgunluk getirdi Japonlara. Onlar da bir tür depremdi çünkü.

Böyle bir silâha nasıl karşı koyabilirdik, tesellisiyle 1945 sonrası savaş travmalarını çabuk atlattılar.

Ne var ki,yapıcı tartışmalarla geçmişleriyle yüzleşmek yerine, ''çaresi olmayan'',  sorumluluk alınmayacak bir savaşmış gibi yerleştirdiler bunu belleklerine. 

Ultra-milliyetçi imparatora tapan bir ülkede bir anda, nerdeyse bir gecede liberal demokratik bir yapı inşa ettiler. Tıpkı yerle bir olan Edo şehrini dişle tırnakla yeniden inşa etme mistisizmleri gibi…

Bu felâketin yaralarını da sarmaya başlayacaklar mutlaka. 

Şimdiden, Japon olgunluğunun örneklerini gördük:

Yağmalama hadisesi olmadı!.. Her kafadan bir ses çıkmadı, panik ataklar yaşanmadı, ağzı kalabalık, lâf ebesi uzmanlar budalaca konuşmalar yapmadı, seçkin geçinen  nükleerciler, çevreciler, yandaşlar, karşıtlar, ön plana çıkmak için can atmadı. 70 kadar görevli ”kamikaze pilotları” gibi zamanla yarışarak işlerini başarmaya çalıştı. 

Herhangi bir ülkede ölümden korkan bütün insanlar gibi.

İkinci Dünya Savaşı’nda ölen genç askerlerine “kiraz çiçeği” derdi Japonlar. Olası ki, onlar da ölümden korkuyorlardı...

Son felâket yeni bir başka şeye daha yol açtı: dış dünyayı sürekli olarak bilgilendirdiler.

Bu olgunluk durduk yerde olmadı: 1923 yılı depreminde 143 000 ölüleri varken, kızgın Japonlar ”su şebekesini zehirlediler” söylentileri üzerine sokaklarda önlerine gelen Koreliyi öldürmüşlerdi!

Ekrem abi,

Japonlarda bol ilâh var: dağ, ırmak, ateş, gök gürültüsü, fırtına, yağmur... Ayrıca her mesleğin de bir ilâhı var.

1500 yıl önce kurulan ve Tanrı’nın yolu, anlamına gelen bir Şintoizm tapınakları var. 20 yılda bir yerle bir oluyor. Doğanın yok oluş ve yeniden dirilişinin sonsuzluğa uzanan döngüsünü vurgularcasına, her seferinde tıpkısının aynısını yeniden inşa ediyorlar bu tapınağın.

Çevre ve iklim sorunlarını ulusal karakterle ilişkilendirirken hassas olmak gerekiyor.

Bir Kahramanmaraş türküsü söylemeni istesem?

AC.

 

yorumlar (0) Yorum Yaz
 
Buraya yorum yapan ilk siz olun
 
diğer yazıları
 

Müfetttiş ( Yeni) 5/21/2012 9:49:18 AM

ZLATAN İBRAHİMOVİÇ ( Yeni) 4/19/2012 6:47:20 PM

TACİR (Yeni) 4/12/2012 6:24:06 PM

BAŞKIR'dan BALİ'ye (Yeni) 3/27/2012 9:56:18 AM

Nereye (Yeni) 3/6/2012 4:51:29 PM

KÜBA (Yeni) 2/18/2012 10:13:44 AM

Keloğlan ( Yeni) 2/7/2012 12:04:25 PM

HEMŞERİM ( Yeni) 1/23/2012 3:51:05 PM

Koreli ( Yeni) 1/13/2012 10:05:38 AM

İstihbarat ( Yeni) 1/2/2012 5:22:41 PM

AV ETİ ( Yeni) 12/28/2011 5:10:16 PM

ÖRDEK... (Yeni) 12/14/2011 8:39:15 AM

ÇEVRE BAKANI 11/27/2011 6:35:53 PM

AV-KADIN-KÜLTÜR 11/16/2011 10:13:20 AM

ÖCÜ... 10/24/2011 1:56:35 PM

AFRİKA'NIN TABİAT ANASI (Yeni) 10/6/2011 6:47:59 PM

KITLIK ( Yeni)... 9/21/2011 11:26:43 AM

ENİK... (Yeni) 9/6/2011 11:40:58 AM

KELEBEK... (Yeni) 8/26/2011 7:01:54 PM

Civciv... (Yeni) 8/8/2011 9:38:16 AM

Papağan 7/19/2011 3:10:20 PM

PENGUEN... (Yeni) 6/27/2011 3:54:20 PM

Global Ölüm (Yeni) 6/12/2011 10:47:05 AM

PENCERE... 5/27/2011 11:33:08 AM

VÜCUD (Yeni) 5/14/2011 1:10:16 PM

SİYAH KUĞU... (Yeni) 5/1/2011 2:29:24 PM

HOLLYWOOD... (Yeni) 4/15/2011 12:56:36 PM

FEMİNİST... (Yeni) 3/19/2011 10:41:39 AM

SEVDİKLERİNİZİN BAŞI İÇİN... 3/4/2011 1:20:34 PM

YEMEN'DE DEVRİM: BİTKİLİ Mİ, BİTKİSİZ Mİ? (Yeni) 2/16/2011 2:34:41 PM

MÜBAREK MISIR MI, İKLİM Mİ ? (Yeni) 2/5/2011 3:01:45 PM

TUNUS... ( yeni) 1/31/2011 12:46:06 AM

WİKİLEAKS... (Yeni) 1/21/2011 9:38:18 PM

ÖLÜM... (yeni) 12/27/2010 11:35:44 PM

DÜNYA İKLİM ZİRVESİ 12/15/2010 5:17:52 PM

MAVİ KUŞ (Yeni) 12/8/2010 5:55:35 PM

KARL MARX ve AV (YENİ) 11/22/2010 3:56:33 PM

BALONLU İNEKLER (YENİ) 11/7/2010 9:41:38 PM

KONTES (Yeni) 10/27/2010 2:26:56 PM

TELESKOP (YENİ) 10/11/2010 3:03:07 PM

KANADA KAZI (Yeni) 9/28/2010 7:56:33 PM

İKİ AVCI TİPİ (Yeni) 9/17/2010 5:11:37 PM

DOLUNAY ve KURTLAR (YENİ) 9/7/2010 10:29:02 AM

DÖRT KADIN ve BİR JAPON (2) 8/31/2010 10:05:51 AM

DÖRT KADIN ve BİR JAPON(1) (YENİ) 8/21/2010 11:10:19 AM

İKİ KADIN AVCI ve KIRK YILLIK HATIR (YENİ) 8/9/2010 12:09:55 PM

FRANSIZ DEVRİMİ, AV ve KADINLAR (YENİ) 7/29/2010 10:56:57 AM

EFES'TE AV TANRIÇASI...(YENİ) 7/21/2010 10:15:26 AM

KÜÇÜK KARGALARIN EVLİLİK YEMİNİ (YENİ) 7/14/2010 11:52:54 AM

ASKER, AVCI VE KARŞITLARI (YENİ) 7/6/2010 11:38:40 AM

 
yazılar
Nazife Yıldız SÜKAN Nazife Yıldız SÜKAN
O BENİM AVCI ÇAKIR DAYIMDI (Yeni)

Ali Birerdinç Ali Birerdinç
YETER ARTIK, OCAKLAR SÖNMESİN (Yeni)

DR. ALİ BÜRKEV DR. ALİ BÜRKEV
Değerler ve Doğrular

Mehmet Arpaz Mehmet Arpaz
ELİ ÖPÜLESİ TÜM ANALARA ( Yeni)

Ömer Borovalı Ömer Borovalı
2+1 Sorunu Üzerine… İLAVE YASAKLAR (Yeni)

YAŞAR BURAK USLU YAŞAR BURAK USLU
KENDİNİZE GELİN BEYLER…(Yeni)

ALİ COŞAR  - İSVEÇ ALİ COŞAR - İSVEÇ
Müfetttiş ( Yeni)

Zir MüH. H. Ozan Erzincanlı Zir MüH. H. Ozan Erzincanlı
Süpermarketlerde İyi Gıdaya Erişim Mümkün mü? -Yen

Öğr.Gör.İlhan Deveci Öğr.Gör.İlhan Deveci
YERLİ AVCI ( Yeni)

Aykut Soytutan Aykut Soytutan
AV KÖPEĞİNDE AÇILMA SORUNU (Yeni)

NESRİN ÖZÇELİK NESRİN ÖZÇELİK
PARİS'TE AV VE DOĞA MÜZESİ (YENİ)

Cem KARABAY Cem KARABAY
AH ŞU KURALLAR (Yeni)

MUSTAFA HELALPARA MUSTAFA HELALPARA
Deveye Sormuşlar Boynun Neden Eğri ?(yeni)

Kamil Üçbaş Kamil Üçbaş
Yanlış Hesap AB'den Döner (Yeni)

ALPER GÜNGÖR - İSVEÇ ALPER GÜNGÖR - İSVEÇ
Semercioğlu’na Bir Mektup da Benden ( Yeni)

Dr.Serhat TORUN Veteriner Hekim Dr.Serhat TORUN Veteriner Hekim
AVCILIK ve TEKNOLOJI (Yeni)
hepsi

Bu sitede yer alan okur yorumları, forum içerikleri, üye resim ve videoları, üyelerin kendi kişisel görüşleridir. YABAN'ı bağlamaz.Bu sitede yer alan haber, yorum, okuyucu görüşleri, forum içerikleri, resim, video ve her türlü içerik kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz, hiç bir surette kullanılamaz. 

Anasayfa     Albüm     Video     Forum     İlan / 2.El     Üye Girişi     Yaban Store
Çevre     Doğa Sporları     Köpek & Av & Atıcılık     Yelken & Deniz     Balık & Olta     Pet Club     Tarım     4X4
Kurumsal     Programlar     Yayın Akışı     Reklam     İletişim