%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

HAYALLER VE DERİ SATAN ÇOCUK (Yeni)

Nesrin Özçelik
info@yabantv.com

Annie Oakley, yaşamı kitaplara, filmlere ve müzikallere konu olan Amerikalı efsanevi bir keskin nişancıydı (1860-1926). Onunla ilgili ''Annie Get Your Gun'' müzikali, en çok bilinen ve birçok ülkede sahnelenen oyundur.

Havaya fırlatılan her demir parayı vuran Annie, 30 metre uzaklıktaki bir  iskambil kağıdını 0,22 kalibrelik silâhıyla önce kenarından vurur, sonra da yere düşmeden ortasında birkaç delik açarmış. Kocası Frank Butlers'in ağzındaki sigarayı ucundan vurma mahareti ile de tanınıyormuş.

Amerika'da Vahşi Batı şovlarının vazgeçilmez yıldızı olan Annie, Alman kayzeri II.Wilhelm tarafından ülkesine davet edildiğinde, İmparatorun ağzındaki sigarayı vurarak nokta atıclığını Avrupa'da da ispatlamış.
Evlenmesi de atıcılıktaki hünerleri nedeniyle olmuş. İrlandalı kökenli Frank Butlers, kanunsuzluk, şiddet ve erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü o dönemde Vahşi Batı'nın en ünlü nişancısıymış. Yönetim biçimi kraliyet olsaydı

Amerika’ya kral olacak bir adammış bu.

Annie Oakley, kendisinden yaşça oldukça büyük ve atıcılığı şimdiki ”Formula-1” kahramanlarının ünvanına eşdeğer olan bu silâhşörü atışları ile alt edince, Amerika'da yer yerinden oynuyor.

Hayret çığlıkları ve aşağılayıcı, nerdeyse nefrete varan bağırış, çağırışlarla  yarışmaların tekrar edilmesi isteniyor. Annie, ard arda yapılan yarışmaları da teker teker kazanınca nişancılığının bir tesadüf olmadığı anlaşılıyor.
Silâh dilinin çok geçerli olduğu o zamanın Amerika'sında, ustalığını yarım ağızla itiraf etseler de kovboylar arasında büyük bir beğeni kazanmıştır sonunda. Rekabet duyguları hayranlığa dönüşen Butler de artık onunla ”atışmak” değil, hayatını paylaşmak istemiş ve böylece evlenmişlerdir.

Annie, giderek dünyaca üne kavuşan varyetelerin ''Little Sure Shot'' u oluyor. Bu başarının arkasında özgüven, kişisel bağımsızlık ve güçlülük güdüsü yatsa da bütün sır, küçük yaşta avcı olmasında yatıyor.
Yaşam öyküsü filmlerdeki gibi Annie’nin:

Babası ölünce küçük yaşta evlâtlık olarak bir çiftliğe veriliyor. Orada köle muamelesi görüyor. Çoğu zaman, fizik şiddete uğruyor. Bu arada çiftlikte bol sayıda bulunan tüfeklerle tanışıyor. Bu öksüz çocuk, 6 yaşında ava başlayıp sattığı sincap, tilki ve diğer hayvan derileriyle yoksul annesi ve kardeşlerini geçindirmeye çalışıyor. Annie'nin sattığı derilerde olur olmaz yerde delik bulunmaması, onun atıcılık becerisi, aynı zamanda onun pazarlama zekâsını da  gösteriyor.12 yaşına geldiğinde avcı-atıcı ve ticari çevrelerin dikkatlerini çeken çok keskin bir nişancı olarak ünleniyor.

Daha sonra bu ünü, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, kral ve kraliçelerinin davetlerinde, nişancılık gösterileri, şovlar, film, tiyatro ve müzikallerde devam ediyor.

Annie'nin atıcılık rüzgârı Avrupa salonlarında esmeye başladığında kocası ona hafif ve şeffaf giysilerle sahneye çıkmasını teklif eder (ne biçim kowboysa!.). Bu teklifi geri çeviren Annie, kendi tarzını tasarlayarak moda zevkini de sosyeteye taşır. Daha sonraları bu yeteneğinin çocukken yaparak yaşıtlarına küçük ücretler karşılığında sattığı (av gelirlerine destek olsun diye) bebek elbiseleri, danteller ve hayal ederek anlattığı masallara borçlu olduğunu itiraf eder.

Ufak tefek boylu bu küçük/büyük kadın, ne hikmetse, Amerika’daki kadınların oy hakkı mücadelesine aktif destek vermemiş ve bu yüzden çok eleştirilmiştir. Ama kadınlar için düzenlediği sosyal etkinlikler, haksızlıklara karşı mücadele, kadınlara av ve silâh eğitimi hakkı dahil, her türlü dayanışma ve yardımı gösteren bir isim olarak tarihe geçmiştir.

Annie Oakley ismini bazen hava alanlarında parfüm butiklerindeki şık şişelerde ya da Mega starların tişörtlerinde gördüğümde, yaşam öyküsünü bilen ne kadar insan vardır, diye merak ederim.

Davetlerde, kimi zaman da yaz tatilinde (eskimesin diye istemeye istemeye) taşıdığım Annie Oakley elbisemi düşünürüm. Mesleğim gereği bazı günler yatırımcılara “Annie Oakley-Little Sure Shot fonlarına birikimlerinizi  çekinmeden yatırın!” demek geçer içimden.

Annie Oakley, Alman kayzeri II.Wilhelm’in sigarasına nişan aldığında, sigara yerine onu vursaydı, belki de I. Dünya Savaşı çıkmazdı. Kim bilir?

Annie'nin, kısa bir aradan sonra ikinci teklifi yaptığı, fakat kayzerin ona nazikçe hayır, dediği biliniyor. Osmanlı topraklarına da üç kez gelip İstanbul’u ve kutsal toprakları ziyaret eden ve yayılmacı art niyetlerle Bağdat Ekspres tren yolunu yaptıran bu hilâl bıyıklı kayzerin 6. hissi çok güçlü imiş...

Annie Oakley elbisemi alırken gözüme ilk çarpan şey, batıda yaygın olan “lamba üstü süsleri” andırmasıydı. Odd Molly tarzı gibi de geldi açıkçası. Şimdi, eskidikçe daha çok seviyorum bu elbiseyi. Çok rahat ayrıca.
İlerde hep düşlediğim bir müzik aletini çalmaya fırsat bulursam, tellerine dokunduğumda yayılan seslerin, çevreyi masallarla, öykülerle doldurmasını isterdim.

Gönder