Ekrem abi,
Dünyanın güvenliğini tehdit eden en büyük tehlike nedir, diye soracak olursan, nereden baktığına bağlı, derim. Kahvehane, meyhane, köy odaları, işyerleri, medya merkezleri, oturma odasındaki ekrana ve tutulan nefeslere bakarsan Tunus'la başlayıp, Mısır'la devam eden, hafif çapta Sudan ve Lübnan, öte yakada Arnavutluk'ta olan ayaklanmalar gibi görünüyor.
Vallahi,bir dahaki seçim aday olmayacağım,billahi oğlumu da yerime tahta hazırlamıyorum diyeni sorarsan;Yemen...
Telaş ve tedbirlere bakarsan, sırada Suriye ve Ürdün var…
Kimsenin aklına gelmeyen ülke dersen, Macaristan'ı da katabilirsin (anlatırım)
Dünya bir çakır keyiflikten mi uyanıyor! Sosyal medya yolu ile,(mesaj,e-posta,facebook,twitter) ''devrimler'' oluyor.Bu iletişim devriminden ,önce devrimler olmuyor muydu ? Devrimci ilişkiler nasıl kurulurdu? diye soracak olursan:
Böyle birisini tanıyorum.Adı: ''Duygu'' beraber okul okuduk. O benden önceki dönem mezunu.Maalesef,genç yaşta birkaç gün önce kanserden aramızdan ayrıldı.O bu sosyal medya öncesi dönem devrimciliğini en iyi bilendi.Silahla değil, külahla olanını...
Nasıl desem,hani,Barack Hüseyin Obama,''Tanrım bana yardımcı ol kızım...gidiyor'' demiş ya! O alanda devrim yapmak istiyordu,sevgili DUYGU.
Ayağının tozuyla dünyanın en tepesindeki Buz Denizi’nden dönmüşsen ve Amerikan ordusunun kaygılarına bakarsan, dünya güvenliğine karşı en büyük tehdidin iklim olacağı varsayılıyor.
Akıl akıldan üstündür, ayaklanmaların bir çaresi bulunur. Ne de olsa tecrübeler var bu konuda. Küresel ısınma ile ilgili deneyimler az olduğu gibi pek ciddiye de alınmıyor. Bizde ciddiye alan yok değil. Fakat insanların büyük bir bölümünün ağzında çerez. Bir televizyon dizisinden daha ciddi değil, dersem gücenme...
Amerikan filosu, küresel ısınmaya karşı ”güvenlikli ve stabil bir dünya” için çok kapsamlı bir program başlatmış durumda.
Askeri yetkililere göre Arktis bölgesindeki buzların erimesiyle dünya yeni bir denize kavuşacak ve bu deniz Akdeniz’in beş kat büyüklüğünde olacak.
Okulda coğrafya değişmez diye öğretmişlerdi. Fakat değişiyormuş! Hem de gözlerimizin önünde oluyor bütün bunlar. Ben değil, program paketinden sorumlu Amerikalı amiral David Titley söylüyor bu sözleri. Mısır'ın karıştığı şu günlerde o coğrafyayı hafiften görme şansım oldu. Özel grubun tepesindeki okyanus bilimcisi tuğamiral de görev alanında bulunuyordu.
Askeri yetkililere göre, Kuzey Kutbu ve ona yakınolan yerlerde 2035 ve 2040 yılları arasında, bu gidişle güzel bir yaz mevsiminde tamamen buzsuz kalacak, diyor.Görünen köy kılavuz istemiyor,şimdilik.
Bu durumda Kuzey Avrupa ile Çin ve Japonya arasındaki deniz ulaşım mesafesi yarıya düşmüş olacak. Yeni ticaret yolları açıldığı gibi Buz Denizi’ndeki zengin petrol ve gaz rezervleri ucuz ve kolay yoldan çıkarılabilecek.Dolayısı ile alabildiğine bir rekabette...
Yeni bir soğuk savaş dönemine girilecek, diyenler olsa da tuğgeneral David, ülkeler arasında işbirliği olacağı kanısında.
David Titley'e göre silâhlı çatışmaların olması uzak bir olasılık. Birleşmiş Milletler Deniz Hakları Sözleşmesi, diğer denizlerde geçtiği şekli ile Buz Denizi için de geçerli. Amiralin asıl endişesi küresel ısınmaya neden olan karbonikasit artıkları ve bu probleme Birleşmiş Milletler’in gerekli önemi vermeyişi. Buzların erimesi ile deniz seviyesi bir metreye kadar yükseliyor. Su seviyesi, dünyanın değişik ülkelerindeki Amerikan üsleri ve filolarının yanaştığı rıhtımlar için de problem oluşturacak.
Suların, dünyanın başka yerlerinde azalması, yiyecek rekabeti ve göçler sonucu doğacak çelişki ve çatışmalar da ayrı bir sorun olacak.
Bu düşünceler, filonun küresel ısınma ile ilgili aldığı kararlarla doğrudan ilintili ''Think tank''lardan çıkan,kılavuz gerektirmeyen somut tehlikeler.
2007 yılında Amerikan askeri yetkilileri bu kararları aldığında, Nato ve Varşova Paktı dönemiyle paralellikler kurulmuştu. Amiral o kadar ileri gitmek istemiyor. Küresel ısınma konusunda ''bizim için büyük bir baş ağrısı'' demekle yetiniyor.
Suların altında neler olur bilemiyoruz (inanmayacaksın, ben biraz biliyorum, onun için gittim). Bir milyar insan başlıca proteinini balık yoluyla alıyor. Buna da derman gerekli.
Bak,Avusturyalılara baş ağrısını bırak, nerdeyse kafaları patlayacak. Bir bakıyorsun kuraklık, bir bakıyorsun sular yükselmiş. Ne yapacaklarını bilemiyorlar. Ekranlarda görmüşsündür. Çaresiz insanlar, oluşan yapay adacıklarda birbirine sarılmış, üç ayakları üzerinde duracak kadar yer bulabilip kurtulmayı bekleyen koyunlar… Keyfini fazla kaçırmayayım.
Bereket Amerikan ordusunun tedbir paketleri arasında, petrole bağımlılığı azaltmak var. Karbonikasit artıklarını 2020 yılına kadar yarı yarıya düşürecekleri sözünü veriyor.
Amiral,biraz utangaçça küresel ısınmaya karşı aldığımız tedbirlerin bütçesi, Afganistan ve Irak'taki angajmanımızın maliyetinin yarısı kadar değil diyor.
Ekrem abi,
Seni bir gün oralara götürmeyi çok arzuluyorum.Sazınla beraber...
A.C