Başıma ve sol böbreğime bela olan 2x1 santimlik taş nedeni ile bir süredir ava gidemiyordum.
Geçtiğimiz hafta başı, ava sürekli birlikte gittiğimiz eski dostum sevgili Erdoğan İslamoğlu, aradı
-Ağabey paslanacaksın cumartesi domuz avı, pazar günüde çulluk yaparız. Senin içinde değişiklik olur.
Deyince
-Hadi gidelim, zaten canım da çok sıkılıyor.
Deyip, ne kadar kullandığım ilacım varsa yanıma alıp sabah saat 05 de düştük yollara. Alibeyköy’e uğrayıp zorla kameraman yaptığım, her eve lazım olacak kadar mükemmel bir insan olan Metin Eryüksel’i alıp Armutlunun yolunu tuttuk.
Eskihisar’dan arabalı vapurla Topçulara geçerken, gün açmaya başladı. Havanın aydınlanması ile birlikte ortaya çıkan martıların, yolcuların attığı simitlerle yaptıkları kahvaltı şovunu keyifle izledik.
Topçularda, gemide inerken Armutluda ki sevgili dostlarımız aramaya başladı.
Ve 08.35 de dostlarla sarmaş dolaş olup, kulüpte mükemmel bir kahvaltıdan sonra Çakal deresinde bağ kuruldu.
Başkan Serkan Tümer çok iddialı.
-Ali ağabey domuza atarken dikkat et üzerinde ben olabilirim. Cemal’e bir kamera ver ben vuracağım o çekecek.
Diyor.
Hava lodos, bildiğimiz çamaşır havası. Yerler taş gibi sert. Bu havada domuz biraz zor, ama bekleyeceğiz.
Saat 10.30 da köpekler ses yapmaya başladı. Kav, kav, kav… Heyecanlandık, fakat ize ses yapıyorlarmış, boş çıktılar.
İkinci posta hazırlığı yapılırken Yörük bir çoban geldi yanıma. Kısa bir sohbetten sonra fişek istedi, bende bir fişek verdikten sonra.
-Bana dua et, bir domuz vurayım.
-İnşallah vurursun
Deyip, uzaklaştı.
Dostlar ikici postayı şeytan kayasına atıyorlar. Bağdaki yerimizi alıp başlıyoruz beklemeye. Köpekler ormanın içini hallaç pamuğu gibi atıyor.
Domuz her an çıkabilir.
Kamerayı kullanan Metin ile birlikte sessizce beklemeye başlıyoruz.
Az sağımızda Erdoğan var. Alt yolu Cemal Gök, Erdoğan’ın üst yanını Serkan, yanında da kamera çekecek olan Genç Osman’la tutuyor.
Köpek sesleri bir yaklaşıyor, bir uzaklaşıyor. Hınzır, köpekleri peşinde dolaştırıyor yola çıkmıyor.
Derken, köpek sesleri iyice yaklaşıyor. Heyecan son noktada. Kav, kav, kav her an çıkabilir. Metin kamerayı hazırlamış bekliyoruz. Bende tepe kameramın düğmesine basarken Metin, önce
-Köpek olabilir.
Sonra
-Domuz…
Der demez, ufak bir domuz roket gibi fırlıyor yola. Namluya alıp birinci atıyorum, arkasına düşüyor. Kabak gibi önümden geçen domuzu vuramamanın şokuyla ikinci gönderiyorum, ikinci de arkasına düştüğü anda dalıyor ormana. Her yerimi ateşler bastığını hissediyorum.
.Kendi kendime
-Yuh artık, hatta çüş artık, rezil olduk!
Demeden kendimi alamıyorum.
Metin, ise perişan
-Ali ağabey niye böyle yaptın!!!.
Diyor.
Ben vuracağım, uyanık Metin, vuruş anını çekecek, yılın görüntüsünü yakalayacaktı aklı sıra.
-Ne zart zurt ediyorsun oğlum, yılın karavanasını (Mankensini) çektin bundan güzel ne olabilir?
Dediğim anda, köpekler aynı domuzu, ters istikamette bayağı uzaktan tekrar yola çıkarırlarken, namluya aldığım anda tetiği yumuşatıyorum. Pul gibi yapışı veriyor kerata toprağa.
Metin, yılın mankensinden sonra yılın son günlerinde fena sayılmayan bir atışının görüntüsünü yakalamanın mutluluğu ile
-Helal olsun Ali ağabey.
Diye bağırırken, bende namusu kurtarmanın mutluluğunu yaşıyor ve derin bir oh çekiyorum.
Ama bir daha Armutluya gidersem o çobana 2 fişek vereceğim söz…
Bu vesile ile tüm dostlarımın yeni yılını kutlar, sağlık ve mutluluk dolu günler dilerim…