Türkiye Avrupa Birliği uyum yasaları ile tanışmaya başladığından buyana avcılığın gelişimi hızlı bir ivme kazanmakla beraber avcılar bazı sözde korumacı sivil toplum örgütlerinin karşısına yeni bir tablo ile çıkmıştır.
Daha önce bırakın federasyon, konfederasyon kurmayı dernek kurmak bile başlı başına bir meşakkatti.
Şimdi soralım avcılara değişen şartlarda , avcılar siyasette etkili olabilir mi ..?
Türkiye'nin oluşacak avcılık siyasetini anlatabilmek için bu üç bilinmeyenli denklemin her unsurunun ayrı ayrı incelenmesi gerekecektir.
Türkiye, Avcılık ve Siyaset kelimelerinin hem ayrı ayrı incelenmesi, hem de birbirleriyle ilişkilerinin ortaya konulması gereklidir.
TÜRKİYE
Türkiye'de doğanın ve yabanın kanunsuz avlanma, ormanların yangın , arazi açma ,evsel ve sanayi atıkları ile kirlenme gibi nedenlerle tahrip edilmesi, av hayvanlarının hızla azalmasına sebep olmaktadır.
Bir diğer sebep de bazı bölgelerde kış mevsiminin çok çetin geçmesine bağlı olarak ortaya çıkan besin kıtlığı ve hastalıklardır.
Anadolu kültüründe avcılık simgedir, biri birinden ayrılmaz bir bütündür , son yıllarda çeşitli vakıflar ve sözde koruma dernekleri avcılığın önüne geçip sanki Türkiye doğal yaşamının korumacısı onlarmış gibi avcılık karşıtı çalışmalar yapmaları .buna karşın avcıların örgütlü doğa koruma ve yaban yaşamını destekleyen çalışmalar yapmaları sonucunda cılız bir oyuna dönüşmektedir .
Meydanı doğayı ve yabanı koruyan üreten avcı toplumunu karalamaya çalışan sözde korumacılara bırakmayan avcı toplumu hedeflerine gün geçtikçe emin adımlarla yürümektedir.
Çözümünüz, çözümsüzlük olmasın.....
Unutulmaması gereken bir şey var ki, Türkiye'de doğal yaşamı koruyan en güçlü toplum avcı toplumudur. Kimse bunu inkar edip, avcılık kültürünü yok sayamaz.
Üretenden , koruyan da avcı ..!
AVCILIK İNSANOĞLUNUN VAR OLUŞU AVCILIĞIN DA BAŞLANGICIDIR!
Doğanın zor koşullarında var olabilme savaşında, insan oğlu yaptığı yolculukta ayakta kalması iç güdüsel olarak avcı olmasının sağladığı vasıflarla yaşam savaşını kazanmıştır .
İnsanoğlu avcılığını geliştirmiş ve bu gün yapılmakta olan avcılığın temellerini atmıştır.
Günümüzde avcı ne yapmalı? İlk yapılması gereken Av Koruma ve Üretme Sahalarında bulunan hayvanların sayıları, eşey oranları ve yıllık doğum-ölüm oranları gibi popülasyon özelikleri tespit etmektir.
Şiddetli geçen kış mevsimlerinde bu sahalarda görülebilecek besin kıtlığına karşı yemleme çalışmaları da ihmal edilmemelidir bağlı olarak yelpaze genişletilerek ülkemizin komşu ülkelerin uyguladığı özel avlak ve benzer üretim çalışmaları içinde aktif yer almalıdır .
SİYASET
Avcı ve siyaset ne kadar yabancı duruyor değil mi?
Avcı toplumu, siyasi kimlik kazanabilmek için federasyon ve konfederasyonlarla güçlendirilmeli, maddi manevi kimliği oturtulmalı ve daha sonra parlamentoya ilk adımlarını atmalıdır.
Avcı toplumu siyaseti kendi içinde yıllardır yapıyor bu siyaset daha çok siyaset sahnesinde değil, kapalı kapılar ardında ve avcı toplumunun kendi içinde sürüyor.
Kuyu kazmak, çok sivrileni alaşağı etmek, kalemini, arkadaşlarını satmak ,yıllardır savunduğu görüşlerini unutmak gibi daha pek çok örnek verilebilir. Ancak benim söz etmek istediğim o tür bir yapılanmadan çok, avcının sesini duyuracak, parlamentoda aktif görev yapacak bir siyasi oluşum.
Avcılar ne yapmalı partimi kurmalı yoksa bir partinin içinde mi olmalı ?
Bence, parti kurmalı. Ne sağdan, ne soldan, tam ortadan Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde doğa severliğini her platformda en iyi şekilde temsil etmeli, yaban hayatı ve avcılığın çıkarlarının korunmasında etkin rol oynamalı. Bakalım zaman ne gösterecek
Şimdiden bu oluşuma destek veren ve verecek olan duyarlı dostları kutluyorum.
Mustafa HELALPARA
AVCILIK VE AV-YABAN HAYATI KORUMA KONFEDERASYONU AS BAŞKANI