Kanada kazının Kuzey Amerika'dan Avrupa kıtasına ayak basması 1600'lü yıllarda İngiltere'ye park kazı olarak getirilmesidir. Birkaç Avrupa ülkesi ve Yeni Zelanda ayak bastırılıp, kalıcı oldukları ülkeler arasında.
İsveç’te ilk kazlar 1930'lu yıllarda ülkenin güney ve orta kesiminde salınmış.Proje uzun yıllar sürmüş.Bölgelerarası iklim farkı gözetlenerek değişik alanlara yayılarak devam etmiş. Faunanın güçlü ve gözde popülasyonları arasında sayılıyor artık. Başlangıçta diğer türlere ve ekili alanlara zarar verir(!) Endişesi varmış. Fakat öyle olmamış. Avcılar bu görkemli büyük kazın 80.yıl jübilesini kutluyor.
Çiftçilerden arada bir şikayetler gelse de,Kanada kazı,plajlar ve golf sahaları dahil kayda değer zarar vermiyor.Nesli azalmakta olan boz kazları zora sokacağı tahmin ediliyormuş.Habitata yeni bir rekabetçinin gelmesi,farklı türlerin çiftleşmesi sonucu doğacak melez kazların kısır olacağının bilinmesi,birazda gövdesi büyük ve çok gürültü çıkaran Kanadalıların diğerlerini doğal alanlarının dışına süreceği korkusu varmış.
Bu projeye gönül verenler aynı düşüncede değilmiş.Zaman iyimserleri haklı çıkarmış.Yeni gelenler yerlilerin pek umurunda olmamış.Korumacılık ve araştırmalara ağırlık verildiği için ortaya beklenmedik sonuçlar çıkmış.Her iki türde de paralel olarak patlama olmuş.Hatta,boz kaz neredeyse üstün gelmeye başlamış.Eldeki bilançoya göre, avlanılan kazların sayısal çoğunluğu boz. Av heyecanı olarak ta,üstünlük Kanada kazlarında.
O zaman fedakarlık yapıp inisiyatif alanın dahi hayal edemeyeceği unutulmaz kaz avları oluyor.Sürekliliği konusunda kimsenin şüphesi yok. Yeni ülkelerini seven Kanada kazları pek uzaklara göç etmiyorlar.Çok soğuk olmayan kışları sadece ülke içinde yer değiştirdikleri oluyor.
En son kazlar daha soğukça olan kuzey bölgesine 1973-1977 yıllarında salınan grup. Bunlar arasında araştırma amaçlı işaretlerden; Kanada kazının uzun ömürlü olduğu anlaşılıyor.(bir avcının avladığı kazın künyesini araştırmacılara bırakması sonucu elde edilen bilgiye göre en yüksek yaş 23)
İlk yıl ebeveynleri ile uçmaya başladığı yere dönen yavrular, ikinci yıldan itibaren kendi başlarına doğal alanları saydıkları o bölgelere dönüyor.
En çok kayıp kendi başlarına uçan genç kazlar arasında oluyor. Kaybın başlıca nedeni av. İleri yaşlarda körlük vakalarına sıkça rastlansa da dayanıklı ve uzun yaşıyorlar.Yetişkinlerin kolay yemek bulma ve yavruları tehlikeden koruma tecrübesi ilk yıllar önemli.Ortalama ölüm yaşının yüksek olması aralarındaki güçlü aile bağına bağlanıyor.
Ekrem abi,
Kanada kazını burada yaygınlaştıran''şu senin'' Natasha'nın dedesi!. Kızıl Geyiği getiren de o.Sülünü buradaki faunaya kazandırmada ne kadar parmağı var bilmiyorum.1885'te doğmuş.1967 yılında vefat etmiş.Yazar, ornitolog,fotoğrafçı ve avcı. Doğa konusunda hafif ''ihtilaflı'' olması ile tanınan iyi bir tartışmacı.
İsveç'in güneyinde Kuzey Avrupa'nın en büyük avlağını kurmuş(Eriksberg).Natasha'nın annesi de avcı. anneannesi de avcı imiş. Sanırım bu avlak şimdi başkalarında.Yıllar önce oradan bir davet almıştım.Davet eden avcıbaşı,''tek kollu''idi. Benim senin gibi av yapar,araziden tencereye kadar giden yolda ne gerekliyse yerine getirirdi!
Biliyorum,''kazın ayağı öyle değil'' diyeceksin:
Buralarda yaban domuzu son yıllarda hızla artıyor. Geceleri köylünün tarlasında karınlarını doyurup,gündüzleri de kralın ormanında yan gelip yatıyorlar. Zararı, zarar.Fakat yerleri nadas eder gibi alt-üst ettikleri zaman ağaçların dallanıp budaklanmasına paha biçilmez katkıları oluyor.Ufak tefek börtü böcekte bu işten nasbini almıyor değil.
Yırtıcı kuşlara düşmanlık yapılır yavrularına av zanaatını öğretmelerindeki zekâ ve becerileri bende hep hayranlık uyandırır.
Bize de,''dede efendiye'' kaz yılın kutlu olsun. Ne iyi etmişsin. Teşekkür ederiz demek kalıyor.
İnsan elidir bazen bir türü yok ediyor. Bazen kazandırıyor.İstesen de istemesen de bilanço böyle. Getirir, götürür,yanar,çarpılır,kırılası dersin,giden gelmez,yerine yenisi gelir...
Ekrem abi, kaz dağlarından birkaç kezdir davet alıyorum.Çokta merak ediyorum.Türkü yerine bu davete,en içten dileklerimle teşekkür edip mutlaka ilk fırsatta ziyaret etme dileği ile desem?
Buraya ilk geldiğim yıllar bildiğimiz, alıştığımız ince belli çay bardağı yoktu.Çok özlerdim.Bardak yerine fincanda çay içmeye bir türlü alışamadım.Sonra ince belliler çoğalmaya başladı.Bel kısmı biraz kalınca daha bir eli avucu dolduracak cinstendi ve aynı hissi vermiyordu.Adı dahi vardı,''Ajda''.
Olmaz! İllaki tele vuracağım dersen.Kimler geldi,kimler geçti şarkısı...
A.C