Restoranlarda durup dururken masa değiştiren insanlar, hastanelerin acil bakım servislerine garip şikâyetlerle gelen kişiler, esrarengiz kazalar, alo-polis hattına telefon edince normalden üç kat daha fazla bekleme süresi...
Güneydoğu Asya'daki çılgın ''full moon parti''leri, canavarlar ve turna balıklarının dişlerini biledikleri geceler...
Kimi araştırmacılara göre insanların uyku sorunu bilimsel bir doğru, kimilerine göre de kanıtlanmış olsa bile psikoloji bilimi dalına girmesi kuvvetle muhtemel bir davranış biçimi... Bir uzmana göre de o gece, dışarıda, doğada yer ve zamanın dışına çıkmanın vuku bulduğu gece...
Yanı başınızdaymış gibi, sabaha kadar devam eden kurt ulumaları, koyu mavi gökyüzünde dolunayla birlikte çağırdığınız kuyruklu yıldız...
Dolunayın insan davranışını etkilediği çok tartışılmıştır. Şamanizm ve diğer birçok eski yerel inanışta kurt ve dolunay ritüelleri yaygındır. Mitolojide kurdun canavar olduğuna ilişkin epey epizot vardır.
Bunlar, filmlere konu olmuştur. ''Silver Bullet.'' filmi bunlardan biridir. Korku filmleri çokça izlenen ve kitapları çok satan Edwin King'in ''Gümüş Kurşun'' filminde çok korkmuşsanız, yazarın geçmişini ve soyunu araştırdığınızda bütün korkuların yersiz olduğunu anlayacaksınız.
Richard Bakman ve John Swithen, yazarın kullandığı takma isimler. Asıl adı Stephan Edwin King. Eşinin ismiTabitha. Mahallede iyi halli olarak bilinir. Babası süpürge satıcısı. Mahallede kötü halli olarak tanınır!
King, korku edebiyatı fantezilerinde sınır tanımaz. Bir gün sinemada senaryosunu kendi yazdığı filmini izlerken ”şu fani dünyada çok küçük olduğunu” hisseder, kısılıp kalır, korkuyla sınırların nereye kadar uzandığı endişesine kapılır. Öylesine ki, sinemanın sahibi, filmi yarıda keserek sahneye çıkar ''Sovyetler Birliği ilk yapay uzay uydusu Sputnik'i uzaya göndermiş'', diye açıklama yapar.
Sonra film normal biçimde devam eder. Bay KİNG korkudan filmi normal seyrinde izleyememiş!
Ekrem abi,
Bu ”ay” meselesi kafa karıştırmıyor değil. Bir bakıyorsun turuncu ve portakal kadar büyük, bir bakıyorsun bakır renginde ve kocaman bir kavuna benziyor...
Ağustos ayının son haftası kavunun en büyük olduğu günmüş!
Terslik bu ya, biz de aynı gün ''ilk kurdun'' doğaya salındığı dağların başında, beyaz keklik avı prömiyerindeyiz!
Biliyorsun ''kurt ülkesinde'' yaşıyoruz.Tartışmalar neredeyse çocuk yuvalarına kadar girmiş durumda. ”Bizdeki yuvalarda hayvan konuşulmaz mı?”, diyeceksin. Tamam, haklısın. Ama bizdeki konuşmalar, ''Disneyleşmiş, bambili, hallerdir”, desem?..
Kurtlar ülkesinden son havadislere gelince:
Kurtların aile içi çiftleşmeleri sonucu meydana gelen genetik problemlere karşı, dışarıdan getirilen 20 damızlık kurdun hangi bölgelere bırakılacağı tartışılıyor. Uygun bölge için bazı talepler var.
Ren geyiği sürülerinin çok olduğu bölge olmayacak. Norveç sınırına, yani bizim şu an avda olduğumuz bölgede olmayacak. Kurttur, sınırı aşıp o tarafa geçer, bir daha da gelmez. Kendisine uygun bir eş bulup mürüvvetini görene kadar ölme öldürülme riski olmayacak.
Daha sonra bölge ahalisi arasında dışarıdan getirilip salınan kurda karşı ''akseptans'' olacak! Yırtıcı hayvanların kabulü kolay mı? Bilinmez. Anlayacağın epeyce toplama ve çıkarma gerektiren bir iş.
Dolunayda kurtların çok uluduğuna gelince: Pek bir gizemi yok!
Uzun ve aydınlık gecelerden dolayı küçük yavrular, biraz uzun mesafelere korkmadan dağılma cesareti gösterirler. Bu yüzden sık sık uluyarak aile içi iletişimi sağlarlar...
Bu yıl İsveç'te seçim yılı. Kurt tartışmaları neredeyse bazen seçim tartışmalarının önüne geçiyor! En iyisi yine de yanınızda bir ''Silver Bullet'' bulunması. Ne olur ne olmaz. Gerçi bendeki gümüş mermi yivli silâha ait ya. Elimdeki silâh ise saçmalı tüfek!
Saçmalı tüfek ve bir tek saçmalı mermiyle kurt değil de -insanlık hâli- ayı saldırırsa, nasıl nefs-i müdafaa yapılacağını N.H.dan öğrenmiştim. O da ayı avcısı bir Rustan öğrenmiş.
Ayılar sakin ve düşünceli olanlara pek karışmaz. Utangaçtırlar. Karşılaşınca da gözleri kapatıp iki kara göz düşünmek en uygun yol...
Eh... artık ne çalacağını tahmin ediyorsundur Ekrem abi.