YABAN STORE YABAN TUR KURUMSAL PROGRAMLAR YAYIN AKIŞI REKLAM İLETİŞİM ALBÜM VİDEO İLANLAR FORUM ÜYE GİRİŞİ
ANASAYFA ÇEVRE DOĞA SPORLARI KÖPEK & AV & ATICILIK YELKEN & DENİZ BALIK & OLTA PET CLUB TARIM 4X4
yazılar Ana Sayfa
ALİ COŞAR - İSVEÇ
editor@yabantv.com

Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
DÖRT KADIN ve BİR JAPON (2)

Biz önde rüzgâr arkada yarım gün yürüdük. Polar Dairesi'nde rüzgâr sürekli esmesine rağmen hiç ''lânetli'' damgası yememiş. Yeni dostlarım taze balık arzuluyordu. Oltaları hazırlamaya çıkarken, ”küçük kağıt tabaklara birer parça limon koysam, balık tutarken içmeye uygun şarabınız var mı acaba, şöyle birkaç kadeh?..'', diye takıldım. ''Limonun yanında da küçük de olsa başka bir şeyler yok mu?'', diye sürdürdüm. ”Oltaları indir, ayarlıyoruz'', dediler.

Tavanda asılı bir sepet içinde limon v.b. gözüme ilişmişti!

Dağ başlarındaki kelepir şarap turunda ”neyin yanında hangi şarap iyi gider?”, merakı yerine, ”ne gitmez?”, hinliği keyif veriyordu.

Bizimkiler, dağ evinde buldukları halibut balığı cipsi ile derin dondurucuda beklettikleri transparan plastik bardaklar ve küçük bir şişe beyaz şarapla çıka geldiler! Damak soğancıklarım soğan olalı böyle bir tad kombinasyonu yaşamadı. Gözlerim oltanın ucundaki mantarın hareketlerine takıldı. Damağımdaki tatların sürmesi ve dinginliğin devam etmesi için, keşke bir süre oltaya balık vurmasa diye dilekte bulundum.

Daha sonra, yemek sorumluluğunu aldığım için şarkî duygularla bütün oltaları aynı anda, izlemeye başladım!

Balkonda balıkların filetosunu çıkarırken, hanımlar yan taraftaki kulübeden, bizim Japon’la bana bakıyordu. Halüsinasyon görüyorum sandım. Korktum. Şarap az ve tadımlık olmasa çarptı diyeceğim.

Bu masalımsı bir dünyayı andıran dağ başında olmasam, içkinin içine bir şeyler koydular, soyup, cüzdanımı alacaklar, diye kuşkulanacağım! 

Doktor da gelmiştir, düşüncesiyle vicdanen rahatladım. Fakat öyle olmadı.

Yemek hazırlığı başladı. Başlangıç olarak portakal, limon ve fazlaca lime sıkıp (sepette bir limon bırakıp geride ne varsa kullanarak) sonra, biraz bal, zeytinyağı ve tuz ekleyip, sohbet süresi kadar beklettiğim ÇİĞ tatlı su levreği filetosu vardı. Duvarda asılı acı kırmızı İspanyol biberi parçaları,  kişniş tohumu ve oralarda yetişen yeşil soğanı andıran bir otu da kıyıp servis yaparken üzerine serpiştirdim.

Ana yemeğe alabalık filetosu çıktı! Yine oralarda yetişen yabani ıspanak türü bir otu, saç ekmeği şeklinde açılan hamurun ((biraz kalınca) ortasına bolca yerleştirip elde kalan tek limonu sıktım. Üzerine balık filetolarını uzunlamasına dizip, biraz karabiber serptim. Hamuru kapatarak,üst tarafı alta gelecek şekilde 225 derecede fırına verdim. ''Hamur içi balık”, kıvamında bir renk alınca, göz kararıyla, birçok meraklı bakış ve biraz şarap arasında ''tamamdır” sözleriyle fırından çıktı. Koyu bir sohbet eşliğinde ''doğada umduğumuzdan değil de bulduğumuz'' dan enfes bir yemek oldu.

Üzerine yine yabani yemişler konulan dondurma. Şaraplar zaten umulanın ötesinde. Tatlının yanındaki ''pekmez” tadı veren ''Yunan şarabı ''Samos'', ne yazık ki tadımlıktı! Sohbete öyle bir uyardı ki, herkes kendi dilinde rubailer anlatır,Japon dahil evdekiler birbirlerinin dilini anlardı(!)

Bir önceki gece, bayanların turizmci olanında gördüğümüz, Nizami Aruzi'nin İsveççeye yeni çevrilen,''dört makale'' kitabını konuşmuştuk.

Nizami Aruzi, Fars olarak bilinir, 1100'lü yıllarda bugünkü Afganistan'da,''Bamiyan''da yaşamıştı. Bamiyan, Talibanların meşhur, BUDA heykellerini roketle tahrip ettikleri şehirdir. Benim de buralara geldiğim günden bu yana Semerkant'a gitme diye bir hayalim vardı. O yüzden, Bamiyan adı aklımda kalmış. Dünya mirasına yapılan saldırı ile bu isim aklıma ''paslı'' harflerle yazıldı. Av sohbetinden sıkıldığı her halinden belli olan Japon anlattı, ''Adıyaman'a gelip Nemrut'a çıkmış. Birisi heykellerden birine nişan alıp (!) tüfeğinin üzerindeki dürbünü sıfırlıyormuş. Gözlerine inanamamış. Gidip heykelin önünde durup İsa'nın çarmıha gerildiği gibi gerilmiş!, ''Ne olur, heykele ateş etmeyin, bana edin'' demiş...

Japon'un dili açıldı. O artık evin kahramanı idi. Durmadan su içti. Oracıkta, ''heykelime dokunma'' kulübü yarı çakır keyif olarak kuruldu.

Ömer Hayyam'ın rübailerinin büyük bir bölümünün ona ait olmadığı, sıkça yapılan, kadın-şarap edebiyatında ''kadın kısmı''nı rencide edici jargonun Hayyam'a mal edildiği sohbeti oldu.

''Adı çıktı, dili sivri olduğundan canı çıkmaz”, diye bazı rubaileri filozofa nikâhlamışlar. Nizami Aruzi de o dönemin en büyük düşünürü. İmam nikâhlı. Rubaileri kendisinin. Aruzi ''char meqêle"de, ellerinde kuvvet bulunduranların saltanatlarını sürdürmesi için etraflarında dört yüksek rütbeli memur olması gerekir, diyor. Aruzi'nin dört makalesi aslında bir makale ve dört ayrı insan tipidir.

Biri ilerisi için haber veren astrolog. Hanımlar, onları günümüzün ekonomistlerine benzetiyordu. Zaten matematikçi olan Hayyam da Aruzi de saraylardaki bu falcılara güvenmemiş hep ve eleştirmişler.

Padişah'a yazman gerekliymiş. Bunlar, kafasında 20 bine yakın, kaside, rubai, söz v.b. ezberleyecek kafaya sahiplermiş. Lojistik destek olsun diye. Hanımlar, bu cevap hazırlayıcıların, genellikle erkeklerden seçildiğini söyledi. Yenilgileri ve zayıflıkları zafer gibi gösterir, cambazlık yaparlarmış. Tıpkı günümüz danışmanları, lobicileri gibi.Dediler...

Üçüncüsü şair, efendilerine dalkavukluk yapacak. Güzel sözler bulacak, tespih taneleri gibi arka arkaya dizecek. Takla attıracak. Ellerinde kuvvet olanları satır aralarında göklere çıkaracak ki, hükümranlıklarının sonsuzluğuna kendilerini inandırsınlar. Hanımlar onları da retorik kefesine koydular.

Sonuncusu da doktor. padişahların sağlığı ile ilgilenecek. İlim ve bilim anlatacak...

Nizami Aruzi, ta o çağda demiş ki, herkes hürdür. Fakat bu ''dörtlü çete'' yanlış veya doğru, kuvveti ellerinde bulunduranların, hep doğru olduğuna halkı inandırmaya çalışıyor(!)

Pars imparatorluğu bu entrikalarla ayakta kalmış. En çok da ilim-bilim ''kefesi''inde olanlar bu işleri çekip çevirirlermiş. Hanımlar onları günümüz ''entelektüel''erine benzetiyordu.

Acaba avukatlık mesleği o zamanın neyine tekabül ediyordu, diye aklımdan geçti.

Hanımların sohbeti koyu.. Hep halkı inandırmaya çalışanlara çattılar.

Dördüncü bayanın kulağına,''iyi ki doktor eşiniz gelmedi, bizimkiler hızını alamamış onu benzetecekti!''diye fısıldadım. ”Bende! bende!” diyerek tekrardan kulağıma döndü. Normal ses tonu ile merak ettiğimi söyledim. ”Ot, böcek, taş, fotoğraf bir şeylere takılmıştır. Birkaç ameliyat geçirdi, kendi temposunda gelir” dedi. Rahatladım...

Puccini'nin ''La Bohême" operasında Rodolfo,''rüzgâr duvar aralıklarından eserek üşütüyor, adeta kazanıyormuş gibi bir hali var'' diye yakınıyor.

Bu yakınmaların nedeni ''Mimi''si ile bir araya gelemeyişleri.

Dağ evinde rüzgâr kuzeyden esmeye başladığında, mağdur olanlarla empati yapmamak elde değildi. Eller üşüse de tatlarına sihirbaz eli değmiş şaraplar ve sohbetin derinliğiyle hayallere dalıp, uzaklardaki iki kara göze takılmak insanın kalbini ısıtıyor.

Ekrem abi,

Opera filan dediğime bakma. Gözün korkmasın, kafasında tuttuğu yüzlerce şiiri var, sevdalı biri, çalar, söyler, diye hanımlara senden bahsettim. Üzüm bağlarına davetiye gelirse şaşırma.

Bu da gelir, buda geçer, türküsünü çalsan...

Bir de bu da gelir, ya geçmez se (!) diye sözlerini değiştirsen?

Bakalım ne çıkacak

Gönlünden iki kara göz geçmeyen insan var mıdır, Ekrem abi?

A.C

yorumlar (0) Yorum Yaz
 
Buraya yorum yapan ilk siz olun
 
diğer yazıları
 

Keloğlan ( Yeni) 07.02.2012 12:04:25

HEMŞERİM ( Yeni) 23.01.2012 15:51:05

Koreli ( Yeni) 13.01.2012 10:05:38

İstihbarat ( Yeni) 02.01.2012 17:22:41

AV ETİ ( Yeni) 28.12.2011 17:10:16

ÖRDEK... (Yeni) 14.12.2011 08:39:15

ÇEVRE BAKANI 27.11.2011 18:35:53

AV-KADIN-KÜLTÜR 16.11.2011 10:13:20

ÖCÜ... 24.10.2011 13:56:35

AFRİKA'NIN TABİAT ANASI (Yeni) 06.10.2011 18:47:59

KITLIK ( Yeni)... 21.09.2011 11:26:43

ENİK... (Yeni) 06.09.2011 11:40:58

KELEBEK... (Yeni) 26.08.2011 19:01:54

Civciv... (Yeni) 08.08.2011 09:38:16

Papağan 19.07.2011 15:10:20

PENGUEN... (Yeni) 27.06.2011 15:54:20

Global Ölüm (Yeni) 12.06.2011 10:47:05

PENCERE... 27.05.2011 11:33:08

VÜCUD (Yeni) 14.05.2011 13:10:16

SİYAH KUĞU... (Yeni) 01.05.2011 14:29:24

HOLLYWOOD... (Yeni) 15.04.2011 12:56:36

Kapris... (Yeni) 04.04.2011 10:14:10

FEMİNİST... (Yeni) 19.03.2011 10:41:39

SEVDİKLERİNİZİN BAŞI İÇİN... 04.03.2011 13:20:34

YEMEN'DE DEVRİM: BİTKİLİ Mİ, BİTKİSİZ Mİ? (Yeni) 16.02.2011 14:34:41

MÜBAREK MISIR MI, İKLİM Mİ ? (Yeni) 05.02.2011 15:01:45

TUNUS... ( yeni) 31.01.2011 00:46:06

WİKİLEAKS... (Yeni) 21.01.2011 21:38:18

ÖLÜM... (yeni) 27.12.2010 23:35:44

DÜNYA İKLİM ZİRVESİ 15.12.2010 17:17:52

MAVİ KUŞ (Yeni) 08.12.2010 17:55:35

KARL MARX ve AV (YENİ) 22.11.2010 15:56:33

BALONLU İNEKLER (YENİ) 07.11.2010 21:41:38

KONTES (Yeni) 27.10.2010 14:26:56

TELESKOP (YENİ) 11.10.2010 15:03:07

KANADA KAZI (Yeni) 28.09.2010 19:56:33

İKİ AVCI TİPİ (Yeni) 17.09.2010 17:11:37

DOLUNAY ve KURTLAR (YENİ) 07.09.2010 10:29:02

DÖRT KADIN ve BİR JAPON(1) (YENİ) 21.08.2010 11:10:19

İKİ KADIN AVCI ve KIRK YILLIK HATIR (YENİ) 09.08.2010 12:09:55

FRANSIZ DEVRİMİ, AV ve KADINLAR (YENİ) 29.07.2010 10:56:57

EFES'TE AV TANRIÇASI...(YENİ) 21.07.2010 10:15:26

KÜÇÜK KARGALARIN EVLİLİK YEMİNİ (YENİ) 14.07.2010 11:52:54

ASKER, AVCI VE KARŞITLARI (YENİ) 06.07.2010 11:38:40

KÖPEKLERİN AŞIRI KİLOLARI VE REFAH TOPLUMU (YENİ) 29.06.2010 13:14:11

KARA ALTIN KAZASI (YENİ) 21.06.2010 10:31:22

WİNCHESTER'İ AVLAYAN KÖTÜ RUHLAR (YENİ) 12.06.2010 14:49:57

KORSİKA'NIN KORSANLARI SARDUNYA'NIN KOVBOYLARI(YEN 01.06.2010 21:19:11

BAR BASAN YENGEÇ VE STALİN (YENİ) 17.05.2010 10:08:32

ALİ COŞAR'IN MAK ÖNCESİ YAZISI (YENİ) 04.05.2010 17:51:05

 
yazılar
Nazife Yıldız SÜKAN Nazife Yıldız SÜKAN
HAH TAM İSABET (Yeni)

Ali Birerdinç Ali Birerdinç
SİZİ HİÇ UNUTMADIM KÖPEK HIRSIZLARI (Yeni)

DR. ALİ BÜRKEV DR. ALİ BÜRKEV
Değerler ve Doğrular

Ömer Borovalı Ömer Borovalı
"AVCIYI MEDYAYA YEDİRMEMEK ÜZERİNE"... (Yeni)

ALİ COŞAR  - İSVEÇ ALİ COŞAR - İSVEÇ
Keloğlan ( Yeni)

Mehmet Arpaz Mehmet Arpaz
NEREMİZ DOĞRU ? (Yeni)

MUSTAFA HELALPARA MUSTAFA HELALPARA
YAŞAM HAKKI ( Yeni)...

NESRİN ÖZÇELİK NESRİN ÖZÇELİK
ATLAR (Yeni)

YAŞAR BURAK USLU YAŞAR BURAK USLU
HODRİ MEYDAN…!

Kamil Üçbaş Kamil Üçbaş
BASIN VURUYOR VE SUSUYOR! (Yeni))

ALPER GÜNGÖR - İSVEÇ ALPER GÜNGÖR - İSVEÇ
Semercioğlu’na Bir Mektup da Benden ( Yeni)

Zir MüH. H. Ozan Erzincanlı Zir MüH. H. Ozan Erzincanlı
Hayvanlar Büyük Konseyi Bildirisi ( Yeni)

Oktay AYDINER Oktay AYDINER
USTA (BALIKÇI) ÖĞRETİCİ SERTİFİKASYON EĞİTİMİ

Öğr.Gör.İlhan Deveci Öğr.Gör.İlhan Deveci
AVCILIK MANTALİTESİ

Aykut Soytutan Aykut Soytutan
MİLLETİMİN EFENDİSİYLE SEZONU AÇTIK! (Yeni)

Cem KARABAY Cem KARABAY
TELEVİZYONDAN SCUBA ÖĞRENMEK

Dr.Serhat TORUN Veteriner Hekim Dr.Serhat TORUN Veteriner Hekim
AVCILIK ve TEKNOLOJI (Yeni)
hepsi

Bu sitede yer alan okur yorumları, forum içerikleri, üye resim ve videoları, üyelerin kendi kişisel görüşleridir. YABAN'ı bağlamaz.Bu sitede yer alan haber, yorum, okuyucu görüşleri, forum içerikleri, resim, video ve her türlü içerik kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz, hiç bir surette kullanılamaz. 

Anasayfa     Albüm     Video     Forum     İlan / 2.El     Üye Girişi     Yaban Store
Çevre     Doğa Sporları     Köpek & Av & Atıcılık     Yelken & Deniz     Balık & Olta     Pet Club     Tarım     4X4
Kurumsal     Programlar     Yayın Akışı     Reklam     İletişim