KENDİ AVINI KENDİN ÜRET
Evet değerli avcı dostlar, “Av, Doğa, Silah Dünyası” dergisini yayınladığım 1987-93 yılları arasında, 1988’de 22 yıl once dergimde bir kampanya başlatmıştım. “Kendi avını kendin üret” diyordum o kampanyamda. Haklı olarak av isteyen ve avının devamlı azaldığından, yasakların da hep avını kısıtladığından şikayet eden avcımıza adeta bir baş kaldırış ve kendi işini kendi görme yolu açmaya çalışıyordum o kampanyamla. Bir yandan bu fikri aşılamaya çalışırken diğer yandan da dört ay sürecek bir yazı dizisi ile Sülün yetiştiriciliğini yazıyordum. Türleri, damızlıkları, kafesleri, yumurta toplama, civciv çıkartma, palazları büyütme, bunların kafesleri, uçma idmanlarına başlayacakları volierleri hepsi bu yazı dizisinde bahsediliyor, öğretiliyordu.
İlk olarak BAM avcılık derneğindeki arkadaşlarımla 1987 senesinde Yalova, Şenköy’de köy merasında Avcılık dairesinin de izini ile ufak bir avlak kurmuştuk. Burada önce damızlık olarak aldığımız 150 kadar Sülün’ün 129 adedini bir Şubat gecesi Sansar’a yedirmiş ve açıkta kalmıştık. O tarihten sonra her üreticinin kendine yetecek kadar damızlığı olduğundan, ancak bir arkadaşımızın ürettiği Sülünlerden civciv almış, palazları Şenköydeki volierimizde büyütmüş ve av zamanı geldiğinde de sezon başında meraya salmıştık. Tecrübe ile öğrendik, meranın yırtıcılardan temizliği yapılmadan Sülün salmanın ne demek olduğunu. Meranın her yerinde Sülün tüyleri buluyorduk ava çıktığımızda. Aklımızca, İngiltere’deki, Danimarka’daki gibi roket gibi uçan kuşlarla bir avlak yapacaktık.
Şunu uçar avlağı yapmak isteyen avcılık dernekleri veya doğaya Sülün veya Keklik salan Orman Müdürlüklerinin Av Yaban Hayatı Şefliklerinin bilmesi gereken en önemli şart olarak buraya yazmakta fayda görüyorum; Av salınacak meralar ve civarında ciddi bir av zararlısı temizliği yapılmazsa, o salacağınız kuşların da %95’inin öleceğini aklınızdan çıkarmayın. Hatta bir çok yerde de tamamının bir sonraki sezonu göremeyeceği kesindir. Üretmenin ve yetiştirmenin olduğu kadar hatta daha zoru kuşların salınma süreci ve işlemidir.
Sevinerek ve gururla diyebilirim ki Türkiye’de Keklik ve Sülün yetiştirilmesinin yaygınlaşması da bu kampanyam sonrasında başlamıştır. O güne kadar yalnız Orman Bakanlığı Milli Parklar Genel Müdürlüğü belli bir miktar Sülün yetiştirmekte ve uygun gördüğü yerlere bu Sülünleri salmakta ve bunu da pek de bilinçli yapmamaktaydı. Hoş bugün dahi bu işlemi hakkıyla yaptığı söylenemez. Yalnız unutulmaması gerekir ki kuluçka makinası ile yetiştirilen Sülün, kendi kendini yırtıcılardan korumayı son derece güç öğrenebilmekte ve doğada da çok telef olmaktadır. 1988’deki kampanyamdan sonra pek çok kişi veya avcılık derneği kendi imkanları çerçevesinde özellikle Keklik üretti veya üretenlerden satın alarak meralara saldı. Kimi hemen avlamak için, kimi de meralarında av çoğalsın diye.
Bakanlığın Keklik üretimi daha sonraki yıllarda başlamış olup bugün de bazı yerlerde bu üretimi yapmakta ve/veya yapanlardan satın alarak doğaya salmaktadırlar. Ama esas olarak Bakanlığın dışında Keklik üreten çeşitli kişi, kulüp ve kuruluşlar oluşmuştur. Makinadan çıkan yavrular Sülün’e göre daha uyanık ve doğaya salındıklarında da kendilerini bir nebze daha iyi korumaktadırlar.
Bana göre, memleketimizde batıda hemen hiç kalmamış olan Çil Kekliğin de üretimine ağırlık verilmesi ve uygun batı bölgelerimizde salınması gerek. Çiller şimdilik belli bir populasyona ulaşıncaya kadar korunmak üzere, Sülün ve keklikler de avlanmak üzere uygun meralara salınmalı.
Tabii bunu yaparken de memleketimizin kanun ve yönetmeliklerini unutmamak gerek.
-Av hayvanlarını izinsiz beslemek, üretmek ve satmak için izin almanız gerekir. Bunun için; Av Ve Yaban Hayvanları İle Bunlardan Elde Edilen Ürünlerin Bulundurulması, Üretimi Ve Ticareti Hakkında Yönetmelik Resmi Gazete Tarihi : 16.06.2005 | Sayısı : 25847 veya bakanlığın www.milliparklar.gov.tr internet adresinden “yönetmelikler” bölümünü açarak orada bu yönetmeliği bulabilirsiniz. Üreteceğiniz kuşların izninin nereden ve nasıl alınacağı bu yönetmelikte yazılı.
- Bu ürettiğiniz av kuşlarının veya üreticisinden alacağınız av kuşlarının da meraya salınması için de ilinizdeki Orman İl Müdürlüğü Av ve yaban Hayatı şefliğinden izin almanız gerekir. Nereye salacağınızın onlar tarafından uygun görülmesi gereklidir. O salacağınız yerde yırtıcı temizliği de yapamazsınız. Zira yırtıcıları vurmak kiminde MAK’a göre yasak, kiminde de 1- 2 adet ile sınırlı. En fazla vurulabilen Karga ve Saksağan denilen av kuşları!!!!!. Bu durumda, size Av ve yaban Hayatı şefliği de izin veremez, zira MAK yasaklamıştır. Ancak, sizin bu iyi niyetli av salımınız öncesi yırtıcıları telef etmenize göz yumabilir canı isterse. Siz de yüzlerce lira harcadığınız av kuşlarınızı Tilki, Sansar, Porsuk, vs’ye teslim etmeye ne kadar gönüllü olursunuz onu bilemem.
-Haydi diyelim şu veya bu şekilde saldınız kuşlarınızı, onları vurmaya da izniniz yok. Onun için ya kaçak vurursunuz ve yakalandığınızda adedi başına türüne göre bilmem kaç para ceza vererek ve tüfeğinize de kaçak av yaptığınız için el konarak, veya, hiç avlamazsınız saldığınız avları ki Tilkiler falan güzelce beslensin.
O zaman diyeceksiniz ki, nedir bu “KENDİ AVINI KENDİN ÜRET” kampanyası saçmalığı. Anlatayım;
Hani, ben her avlak lafını açtığımda birileri bana kızıp duruyor, “zengin işi av istiyor, memleketin her tarafına paralı avlak kurdurmak istiyor” bu adam diyor ya. İşte mesele gene oraya geliyor. Ama şunu gene üstüne bastıra bastıra söyleyeyim; Genel Avlak denilen Türkiye’nin çoğu arazisi (yıllık avlanma izin ücreti hariç) hiçbir ücret ödemeden avlanılan yerler olsun. İsteyen gitsin o uçsuz bucaksız arazilerde MAK kararları çerçevesinde istediği gibi avlansın. Ama, avının damızlıklarını alan, kafeslerini, volyerlerini yapıp, bakıcısı ile,yemiyle, veterineri ilacı ile, ilacı ile her türlü masrafı yapsın, kuluçka makineleri satın alıp, civciv çıkarsın, bunlara gene dünyanın yem parasını ilaç parasını kafes parasını vs. versin, sonra bunları Orman Müdürlüğü ile anlaştığı yerlere salsın (onun da avlanmak üzere idaresi tamamen avı salanda olmak üzere nasıl yapılacağını anlatacağım), sonra birileri de çıksın “bu adam avlanmayı paralı hale getirmek istiyor, biz bedava istiyoruz” desin. Yağma Hasan’ın böreği.
Değerli avcı dostlar, Orman Bakanlığı, Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Av ve yaban hayatı daire başkanlığı ile nasıl bir anlaşmayla ürettiğiniz avları belirleyeceğiniz sahalara salabilecek ve av mevsiminde de nasıl avlayabileceğinizi bir sonraki yazımda anlatacağım.
Ama şu kadarını söyleyeyim, hatırlarsanız yakın zaman önce bir trafik terörüne kurban verdiğimiz Av ve Yaban Hayatı Daire Başkanı rahmetli Yaşar Türkleş bey ne demişti geçen Ocak ayında yaptığımız “Avcılık Sistemimiz nasıl olmalı” başlıklı YABAN TV’de yayınlanan HEDEF forumumuzda; “birlikte yerleri belirleyelim ve oraların av işletmesini, denetimiyle sizlere verelim, ister şahıs olsun, ister dernek, ,ister köy tüzel kişiliği”. Kişiler geçicidir, bazen maalesef bu sefer olduğu gibi ilahi takdir erken tecelli eder. Bazen de bürokrasini gereği makam sahiplerinin yerleri değiştirilir. Ama biz verilen söze bakarız. Devletin bir makamından bir söz çıkmışsa onu esas alırız ve almalıyız. Bu sözden yola çıkarak, diyorum ki, gelin yıllar once dergimde başlattığım “KENDİ AVINI KENDİN ÜRET” fikrimi, şimdi pek çok şeyin daha yapılabilir olacağı düşüncesiyle kampanyaya dönüştürelim. Ve Türkiye’nin her yerinde avcılık dernekleri ve köyler, yerine göre, Keklik, Sülün, Çil üretsin ve Orman idaresi ile anlaşmalı olarak salsın. Şartımız da “AVI BİZ ÜRETİRİZ, NASIL VE NE ZAMAN AVLANACAĞINA DA BİZ ÜRETENLER KARAR VERİRİRZ” olsun.
Dostlar, en erken bir yıl sonrasının av salma programını şimdiden planlamanız gerekiyor. Bunun için de üreteceğiniz türlerin damızlıklarını şimdiden almanız gerekiyor. Zira bahar geldiğinde elinde sadece damızlıkları olan hiçbir üretici kendi damızlıklarından size vermez. Yapın kafeslerinizi ve alın damızlıklarınızı.
Hangi türden damızlık kaç adet gerekir, her dişiden sezonunda kaç yumurta alınabilir, kafesleri nasıl olmalıdır, anaçlara, zamanı geldiğinde civcivlere, palazlara nasıl bakılır ve en önemlisi de bu palazlar ne zaman ve nasıl salınır, işte bunların hepsini de uzun yıllar üretim yapmış ve avlağına salmış olan YABAN TV’deki programlarından da tanıdığınız, Mehmet Arpaz dostumuz tarafından yapılan bir programla gene YABAN TV’de yayınlanacak.
Evet tüm Türkiye “KENDİ AVINI KENDİN ÜRET” kampanyasını hep birlikte başlatalım ve kendi avımıza sahip çıkalım.
Yeni av sezonunun bereketli geçmesi dileği ile sağlıkla kalın.