Keşke bu kadar erken gitmeseydin be baba...
Annem gözlerimin içine derin, derin bakarken seni aramasaydı keşke, gün geçtikçe sana benzeyen bende.
Bırakmasaydın keşke daha sonuna kadar kullanamadığın after have ini geride.
O kadar şey vardı ki yapacağımız, daha rakı-balık-roka yapamadan gittin be baba. Sen ne anlarsın rakıdan derdin, anoson kokusu içimi her acıttığında, ama asıl şimdi nasıl acıtıyor bilsen be baba…
Daha yelken yapacaktık birlikte, tam büyümüştüm, öğrenmiştim, hamdım biraz pişmiştim, yapılır mıydı bu erken yaşta?
Derdin ki; kendi kendine hakkını ara, ben dahil kimseye güvenme bir işi yaparken. Şimdilerde zaten güvenilmiyor kimselere. Sen varken keşke dayasaydım sırtımı sana, ahh ahhh baba.
Sen değimliydi tombul ellerini öperken bayramlarda, ‘’Nicelerini birlikte kutlayacağız yavrum’’ diyen. Biricik babam. Bayram yaklaşıyor neden yalnız bıraktın beni de gittin bilmediğim, gidemediğim yerlere.
Senin için de yaşıyorum, öğütlediğin gibi, dev gibi kocaman ama hassas ve narin, aynı senin gibi…
O kocaman cüssenle, hep seni hatırladığım gibi yaşa enginlerde, ne kadar sevilmişsin, ne kadar en… miş sin…!
Hiç unutmadım bir an bile… 10. yılına girerken rahmetle…