%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

EFES'TE AV TANRIÇASI...(YENİ)

Ali Coşar - İsveç
info@yabantv.com

Antik Çağ'ın yedi harikasından biri Efes'te av tanrıçası Artemis için yapılan tapınaktır. Lidya kralı Kroisos'un (Karun) yapımını başlattığı, o çağda hayranlık uyandıran bu tapınak 120 yılda tamamlanabilmiş. Yani, bildiğimiz av tanrıçası Diana'nın bir de ''ikiz'' kız kardeşi var !

Avcıların iki tanrıçalı olmaları, aralarındaki derin çelişki ya da önyargıların bir sonucu değil. Antik Roma'daki av tanrıçası Diana'nın, Yunan mitolojisindeki adı Artemis'tir. Aralarındaki fark, Diana'nın yılın bir gününü (13 ağustos) köleler için izin günü olarak ilân etmiş olması.

Roma sanatında elinde yay ve ok, yanında av köpeği ya da bir geyikle resmedilen Diana'nın tapınağı, başkent Roma'yı ikiye ayıran Tiber nehrine yakın Mons Aventinus'te.

Yedi tepeli Roma'nın tepelerinden birinde olan bu bölge cafe'leriye meşhur. İsveçli ünlü dramaturg August Strindberg'in, piyeslerini burada sunulan nefis kahveden bolca tüketerek yazdığı söylenir.

Harikalar listesindeki diğer yapıtlar:

-Bodrumda'ki Halikarnas anıt mezarı.

-Yunanistan'da Zeus heykeli ve Rodos'ta, Amerika'daki özgürlük anıtını andıran Koloss heykeli.

-Mısır'da Keops piramidi ve İskenderiye deniz feneri.

-Irak'ta Babil'in asma bahçeleri.

Artemis Tapınağı bitiminden 16 yıl sonra ''ölümsüzlük Unvanı'' na kavuşmak isteyen Herostratos tarafından yakılıyor. Mahkemeler bu ismi bütün yazımlardan çıkarır. Ünsüz yaşamaktansa (!) kötülüklerle ünlü olma anlamına gelen, ''Herostratik'' ve lânetlilik ile eşdeğer olan deyim buradan geliyor.

Tanrıça Artemis'in tapınağı yangından neden korumadığına gelince, aynı gece doğan Büyük İskender'in başına bir şey gelmesin, diye onun yanında nöbet tuttuğu söylenir.

Kalydon Kralı Oineus her yıl tanrılara kurban verirdi. Kral, bir yıl tanrıça Artemis'i unutur. Artemis ''azılı bir domuz'' gönderip, verimli tarlaları ve üzüm bağlarını alt-üst ettirerek intikam alır. Mitolojideki ejderha kafalı ''kalydon yaban domuzu'' buradan gelmektedir. Kral Oineus ülkenin dört bir yanına elçiler göndererek Etolya'nın en iyi avcılarını toplar. Bunlar arasında kralın oğlu,''Meleagros'' ve kadın avcı ''Atalante'' de vardır.

Yaban domuzunu avlayan, ödül olarak, hayvanın derisini ve kafasını muhafaza edecektir. Erkek avcılar bir kadın avcı ile avlanmayı ret ederler.

Meleagros, ayıp ediyorsunuz (!) diye onları ikna eder. Domuzu ilk vuran kadın avcı olur, fakat domuz yaralanır.

Sonunda Meleagros domuzu avlar, jest olarak da derisini ve kafasını kadın avcıya verir. Meleagros'un dayıları, av ödülünün kendilerine ait olduğunu söyleyip, kadıncağızın elinden zorla alırlar (!)

Çıkan tartışmada yeğen dayılarını istemeye istemeye etkisiz hale getirir. Deriyi ve domuzun kafasını tekrar kadın avcı Atalante'ye verir.

Maleagros'un annesi Althaia, kardeşlerini kaybetmenin acısıyla büyükçe bir yangın çıkarır. Alevler arasında can verenlerin içinde oğlunun da olduğu anlaşılır. Bu olay av kraliçesi Artemis'in kral Oineus'tan intikam alması olarak bilinir. Artemis bütün hayvanları özellikle de geyikleri çok severmiş. Sanatta çömlek üzerinde ''ejderha domuz avı'' motifleri ile geçen bu olay ve Diana'nın antik çağdan kalma heykeli, diğer nice av motifleri HAZİNESİ ve iki tanrıçaya ait takıların bazıları Paris'teki Louvre müzesinin ''Orient'' bölümünün zimmetindedir...

Ekrem abi, sağı-solu ateşe veren, ''piroman'' kavramı, bu ''ateşe verme'' işinden geliyordur. Herkesin de kendisine göre bir, ''Herostratos'' u vardır.

Bilmiyorsun, gençliğimin bir-iki yılı, insanların birbirini tanıdığı şirin, küçük bir sahil kasabasında geçti. Şimdi uluslar arası müzik yarışması yapılacak kadar büyümüş o kasaba...

Yıllar sonra oraya gittim. Ani bir nedenden dolayı yolculuk yapmam gerekmişti. ''Varanlar'' otobüs şirketinden bilet sordum, ''boş bir koltuk var ama bayan yanıdır, satamayız'', dediler.

Toprak çekti, bir yıl sonra yine gittim. Gün ortasında burnuma ''kaliteli'' bir kahve kokusu geldi. Üzerinde ''cafe'' yazılı, içeriden müzik sesleri duyulan lokalin eşiğinden adımımı tam atıyordum ki, ''damsız giremezsin!'', dediler. Kafein bağımlılığımı ve ''yasak'' kelimesinin ızdırabını iliklerime kadar hissettim. Sağa-sola bakındım, tanıdık bir ''dam'' geçer mi, diye...

Müzik festivaline gelince. Kasaba dünya haritasında ''kültür ve müzik'' merkezi olarak yer almış-mış ! Giderek daha da büyüyecekmiş (besbelli harita dışına taşacak).

Katlanabildiğim beş dakika boyunca bu slogan(!), birkaç koldan tekrarlanıp durdu. Bir defa, dünya bildiğiniz dünya değil, kültür haritasının da ''cılkı'' çıkmış durumda...

Bu sıkı ”dam korumacılığı” ile ulusların arasında, önünde ya da arkasında da olsanız pek fark etmez. Kasabınızdaki bu uygulamalar,''damları'' da,''damsızları'' da rencide edebilir(!)

Bereket, serbest piyasa ekonomisi demeden, boş koltuklarla gidip gelen şirketlerin olduğu bir ülkede yaşıyorsunuz. Bu tür güzellikler de olsun hani...

Bursa'da Av ve Doğa Fuarı düzenlenmiş. Oraya yüzlerce kilometreden ''tek başlarına'' fuara katılmaya gelen, Artemis'in hemşerileri kadın avcılar varmış.

Doğa, kar, kış, soğuk, yağmur, sel, tehlike, demeden herkese eşit davranır ve hakiki olduğunu da doğaya çıkma değil de ”doğadan eve geliyoruz”, diyenler bilir. Dolayısıyla, böylesi katılımlar ayrı bir güzellik. Bu kadın avcıların ulusların arasına katılmasını dileriz.

O zaman şairin dediği gibi olmaz. En azından soframızdaki yer sıralamaları değişir(!)

Dünyada çok örneği var...

Ekrem abi, Artemis tapınağının ziyaret edilebilecek bir enkazı kalmış mıdır acaba?

Bu sahil kasabasında denize çok uzak olmayan bir ağaca ''çaput'' bağlayıp dilek tutmuştum. Gel, iki kafadar bu kez birlikte dilekte bulunalım.

İstek olmadan olmaz, diyorsan, Sezen abladan ne biliyorsan peş peşe oku. Bu satırları yazarken dinliyorum. Aynı zamanda bir ilk. İnsan ancak bu kadar kendisini ifade edebilir...

Hasretlikle!

Not: Aslında, bu kadar geniş türkü repertuarına sahip olan ve kafasında olup da kalem kâğıda dökmediği 300'e yakın şiirine rağmen hâlâ ''kendimi ifade edemiyorum'' diyen Ekrem abi, Dünyanın Sekizinci Harikası!

Gönder