Babil kralı Hammurabi,''kıtlık ve felâketlerde insanların yaralarını saran devlet'' diye formüle etmiş, refah toplumunu.Tarihte bilinen en eski tarif bu.
Bismarck'ın, sosyal sigortalar kurumunun temelini atan ilk yönetici olma sıfatından sonra, modern dünyada refah toplumu, kaynakların adilce paylaşılması, özellikle zayıf ve mağdur olan kesimlerin hastalık, sakatlık, emeklilik, çocuk yardımı, eğitim, iş, başını sokacağı bir ev güvencesi, kazaları önleme, seyahat özgürlüğü, sağlığa uygun kaliteli yaşam (gıda güvenliği, uçak, trafik, inşaat yerleri, büyükçe pervaneler, düğün salonları, diskotek, TV ekranlarındaki tartışmalarda ses ve gürültü seviyesinin kaç desibel olacağını ölçüye bağlama vs.), yeşil alanlar, doğanın temiz tutulması, ihtiyaca göre sürekliliği olan düzenlemelerin yapılması olarak özetlenebilir.
Refah toplumlarının en “zahmetli” sonuçlarından birisi de ”aşırı” kilolar! İnsanlar nerdeyse baharın gelişini durdurma derecesine varacak kadar bu problemi hem bedensel hem de ruhsal olarak sürekli yanlarında taşıyorlar. Çünkü sonrası yaz mevsimi...
Tabii ki bu sıkıntı sadece insanlara özgü değil.
Amerika, İngiltere ve İsveç'te yapılan araştırmalara göre, köpeklerin %25 ile 40'ı aşırı kilolu ve bunların hastalıklara yakalanma riskleri büyük.
Normal kilosundan %15 daha fazla tartan köpek aşırı kilolu sayılıyor. Bu oran yüzde 20'leri bulduğunda hastalık riski de artıyor demektir.
Köpekler türlerine ve cinsiyetlerine göre farklılıklar gösterdiğinden sabit kilo ölçüsü oldukça zor. En kolay yöntem, boyun kısmından geriye doğru kaburgalar üzerinde el gezdirerek yoklama metodudur. Kaburgalar gözle görülür şekilde sırıtıyorsa, zaten zayıflık belirtisidir, rahatlıkla hissediliyorsa normal, parmakları biraz bastırarak kaburga arıyorsanız, köpek aşırı kilolu demektir.
Yiyecek ve hareket arasında denge olmaması, fazlalıkların en önemli nedeni. Yaşlandıkça dişilerde ve kısırlaştırılan erkek köpeklerde bu artış hızlanıyor. Kilo vermeleri de bir o kadar zorlaşıyor. Kısırlaştırmadan sonra genelde aynı yemek miktarına devam etme alışkanlığı sıkça rastlanılan bir davranış. Oysa yemeği %20 oranında azaltmak gerekiyor.
Antrenmanlarda teşvik diye verilen mükâfatlar, yemek artıkları ve gelişi güzel kırıntılar, çoğu zaman köpeğin kilo almasına neden oluyor.
Kalp, nefes darlığı, diyabet, eklem çıkıkları, yüksek tansiyon, ciğer yağlanmaları, üretkenlik zayıflığı, sıcağa dayanıksızlık ve kanser gibi rahatsızlıklar aşırı kilolarla ilintilidir.
Bazı türler kolayca kilo alıyor. Labrador, basset, beagle ve karaca avlarında kullanılan kısa bacaklı ve uzun vücutlu dachhund gibi. Setter cinsleri, yediklerini enerjiye çabuk çevirme özelliklerinden dolayı daha yavaş ''kilolanıyorlar''.
Köpeğin ideal kilosunu bilmiyorsanız hedef, rejime başlayacağınız mevcut kilonun %85'i olmalı. Örneğin köpeğiniz 40 kilo ve mevsim öncesi kaburga teması sizi kaygılandırıyor. İlk adım, 34 kiloya düşürmek olmalı (40 kilo x 0,85 = 34). Sonucu yeterli bulmuyorsanız, aynı yönteme devam edebilirsiniz (34 x 0,85 = 29). Kilolar bu seviyeye indiğinde artık memnun kalmalısınız.
Çoğu zaman %70'lik hedef de kolay bir yöntem. Günde 8 desilitre yemek tavsiye ediliyorsa 5,6 desilitre yemeklik ”köpek diyeti menünüz” olmalı (8 desilitre x 0,70 = 5,6).
Böylesi, basit matematiği zamana yayarak uygulamak gerekiyor. Acil ihtiyaca göre olan ''şok diyet'' lerden kaçınmalı, köpekte psikolojik problemler yaratabilir.
Tabii ki diyet süresi dahil hızlı tempoyla yürüyüşler yapmak çok önemli, hem köpek hem de sahibi için...
Yürüyüş, kalp ve damar fonksiyonlarını iyileştiriyor ve diyet süresince köpeklerin iskeletinde meydana gelebilecek mineral kayıplarını frenliyor, geriye ise en zor olanı kalıyor: ideal olan kiloları bütün yıl aynı yerlerde tutmak.
Ekrem abi,
Bodrum'un sezonu açıldığında ünlüler plâjlarda yorgunluk atmaya, paparazziler de kilo ya da gram fazlalığı avına düşerler ya!
Avcıların da işi sezonluk, ya da bir hafta sonu olduğundan, av köpeklerinin kiloları ne kadar mühim, farkındasın. Arada bir köpek güzellik yarışmaları olsa da, katlandığımız zahmet tamamen zinde olmaları için. ”Güzellik yarışması oldu, maalesef hiçbiri kazanamadı”, gibi ”üzüntülü” durumlar olsa da, canları sağolsun.
Ne kadar yiyeceklerini bilmediklerinden hep! Yeter ki onlara yardımcı olunsun. Araştırmaya göre köpek sahiplerinin 1/3'ü bu problemi hiç düşünmüyor...Sait Faik yemeğini köpeği Arap'la paylaşırmış. Burgaz Ada'da sahile iner, oradaki bir kayanın üstüne tüner, bir birinden güzel öykülerini orada yazarmış. Sadık köpeği de hep yanında olurmuş. Üstat öldüğünde Arap'ın da kederinden intihar etmek istediği rivayet olunur.
Refah toplumunda köpekler sokaklarda yaşamıyor. Otelleri, kreşleri ve psikologları var. "Derman arar iken derde düş oldum”, türküsünü söylemeye ne dersin, Ekrem abi?