Değerli okurlar,
Merkez Av Komisyonu toplantısı öncesi bu köşemde “Bakanlığa MAK çağrısı” başlıkllı aşağıdaki yazıyla bu toplantıdan beklentilerimi yazmıştım. Zira Ocak ayında yaptığımız ve YABAN TV’de yayınlanan “HEDEF FORUM” programında, Avcılık dairesi Başkanı Sayın Yaşar Türkleş avcılara işbirliği çağrısında bulunmuş ve adeta sizlerle el ele biz bu avcılığı düzlüğe çıkarırız demişti. Ve oradaki, ifadelerinden de avcıların taleplerine daha ılımlı yaklaşacakları ve ancak bu şekilde bir işbirliğinin mümkün olabileceğini anladığını ifade ediyormuş gibi gelmişti bana.
Açıkçası o konuşmalardan da “acaba bir ışık mı göründü “diye az da olsa bir ümitlenmekten kendimi alamamıştım.
18 Mayıs Salı günkü MAK toplantısından hemen evvel Pazartesi günü AYHAK-Av ve Av-Yaban Hayatı Koruma Konfederasyonu girişimiyle 8 bölgenin avcı temsilcileri (9. kişi İç Anadolu Bölge temsilcisi katılmamıştır), Özel Avlak temsilcisi ve Atıcılık Avcılık federasyonu temsilcisi toplanmışlardır. AYHAK Genel Sekreteri Sn.Mustafa Güzel’in engin hukuki tecrübesi ve devlet mekanizması tecrübesi ile yönettiği toplantıdan da maksat, avcıların talepleri ve önerilerinde söz birliği yapmaları ve mutabakata varıp MAK sırasında her kafadan bir ses çıkmamasıydı. Bunda da toplantıya katılmayan İç Anadolu temsilcisi Rasim Akkaya dışında tam mutabakat ile ve sözcü seçtikleri özel avlak temsilcisi Mehmet Arpaz'ın çabaları ile MAK da bizleri temsil ettiler.
AYHAK'ın beklediğimiz bu öncülüğünün ve yol göstericiliğinin de Türkiye’nin avcılığı için ne kadar önemli bir şart olduğu da bir kere daha görülmüş oldu. Kendilerine şahsım adına teşekkür ediyorum ve çalışmalarının tüm federasyonların katkıları ile hızla gelişmesini diliyorum
Ama öncelikle, yeni Genel Müdür Hüseyin Karaosmanoğlu’na biz avcılara yaklaşımından dolayı ve lehimize birkaç maddenin de hazırlanmasından dolayı ilgili dairelerdeki görevlilere de teşekkür ediyorum. Sayelerinde ve avcılarımızın da biri hariç sözbirliği içersinde hareket etmeleri ile bu MAK toplantısı önceki senelere göre daha düzeyli ve bizim açımızdan verimli geçmiş. Teşekkür edecek bir şeyler ve birileri bulduğum için mutluyum.
Bildiğiniz gibi 18 Mayıs günü MAK tüm üyeleri ile 21 kişi olarak toplandı.
Neler çıktığını burada eski yazımın içine yerleştirerek inceleyelim ve “ne bekledik ne geldi” sorumuzu cevaplayalım. Eski yazımdan alıntıladığım bölümler normal, yeni değerlendirmelerim ise koyu yazılmıştır.
BAKANLIĞA MAK ÇAĞRISI
7 gün avı açın, limit fazlasına paralı izin verin.
7 gün av tartışılmamış bile. Avcı temsilcilerimiz doğrudan göçmen kuşlar için 5 gün teklif etmişler. Sivaslı’nın itirazı ve 3 günde dayatması üzerine Genel Müdür 4 gün teklif etmis ve yalnız Üveyik ve Bıldırcın için Keklik mevsimi açılana kadar Salı, Çarşamba, Cumartesi ve Pazar olarak 4 gün Kabul edilmiş.
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Av ve Yaban Hayatı Daire Başkanlığı görevlileri, herkes bilir MAK kararları taslağını önceden istediğiniz biçimde hazırlayıp MAK toplantı günü üyelerinin önüne koyduğunuzu. Bakanınız mı “avcılığı kısabildiğiniz kadar kısın da çevre kuruluşlarını başıma dert etmeyin” der, bilemem. (Hoş, önceki bakanlardan birinin genel müdüre böyle dediğini de o zamanki genel müdürden dinlemiştim). Ama her yaptığınızı Avrupa Birliği normlarına uydurmak gibi bir çaba içindesiniz ya, avcılığı da ona uydurun diye bir hatırlatmada bulunmak istiyorum bu çağrımla.
Yaşar Türkleş bey de HEDEF FORUM’daki konuşmasında hep AB ve uluslararası sözleşmelerden söz ediyordu da, o AB ülkelerinin hepsinde avcılığın her gün serbest olduğu hususunu nedense hiç uygulamaya koymayı ne kendisi ne de üstündeki makamlar aklına getirmiyor.
MAK’a sunduğunuz tasarının, bütün maddelerin tartışılmasına da esasen zaman yoktur. Türlerin av zamanları ile limitleri MAK’ın en tartışmalı maddelerini oluşturur. Avcıların taleplerine genelde ret oyu çıkar. İlgisiz federasyondan üye çağırmak gibi, istemediğiniz şekilde oylanan kararın yayınlanmaması gibi çok da dürüst olmayan oyunları geride bırakmış olun ümidindeyim. Ne de olsa, biz avcılar bütün iyi niyetimizle sizlerin, avcılığın ve yabanın geliştirilmesi için işbirliği çağrınıza inanmak durumundayız. Daire başkanı Sayın Yaşar Türkleş’in Ocak ayında YABAN TV’de yayınlanan “Forum”da yaptığı çağrıları hepimiz hatırlıyoruz. Köy tüzel kişiliklerine, avcılık derneklerine işletmesi kendilerinde olacak av arazileri tahsis ediyordunuz ne oldu? Hiçbir yönetmeliğinizde buna açık bir kapı yok. Siz koşullarını yayınlayın, avcılara, köylülere uyarsa çok talep gelir. Bizler her türlü işbirliğine hazırız ama bakanlıktan da ciddi bir hareket görmek istiyoruz. İşte bu MAK toplantısı bunun canlı ispatıdır. Gösterin kendinizi ve avcılar için bir şeyler yapın. Ben sizlerden beklediklerimizi gerekçeleri ile aşağıda sıralıyorum.
Önerilerim uygulanırsa hem siz bakanlığa, hem bize yarayacaktır. Siz doğru dürüst bir iş yapmış olacaksınız avcıyla el ele, avcılarda doğru dürüst av yapacaklar, ektiklerini biçerek.
Evet bana göre MAK’dan çıkan en önemli karar “Tescil edilen Devlet ve Genel Avlaklarında İl Orman Müdürlüklerince belirlenen av hayvanlarının yapılan envanterleri neticesinde yıllık avlanma kotaları çıkartılmıştır. Bu avlaklarda, yayınlanacak avlanma şartlarında her gün avlanmak serbest ve limitsiz olarak bırakılmıştır. Belirlenen yıllık kota vurulduğunda avlak o av sezonu için kapanacaktır.Bu uygulama kararını ileriye ve çağdaş bir sisteme doğru atılmış çok önemli ve olumlu bir adım olarak görüyorum.
Ama her şeyden önce MAK'a başlıca önerim, katılacak avcı olmayan tüm üyelerin, o komisyonda görevlerinin avcıya, avcılığa ve yaban hayatının geliştirilmesine hizmet olduğunun bilinci ile hareket etmeleridir. İlgisi ve bilgisi olmayan üyelerin de avcıların görüşlerine uymalarıdır. Asil üye avcılar esasen bu bilinç içinde hareket etmektedirler ancak onlar da kendi düşüncelerinin değil, bölgelerinin temsilcisi olduklarının bilinci ile hareket edip taleplerini ona göre sunmalıdırlar.
MAK asil üyelerine yukarıdaki bu çağrıyı yapmıştım. Esasen benim yazmam da bir şey ifade etmez. Bütün üyeler görevlerinin bölgelerini ve bağlı oldukları bakanlıkların görüşünü ortaya koymak durumunda olduklarını bilmelidir ve buna göre hareket etmelidirler. Ancak maalesef bütün üyelerin bu bilinç içinde olmadıklarını gördük.
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı temsilcisi Mehmet Emin Şahin’in özellikle Kekliğin Süne böceğini yediğini söyleyerek avının bütün Türkiye genelinde yasaklanmasını istemesi çok dikkat çekiciydi. Diğer kuşlar değil de Kekliğin özel yiyeceği her halde bu Süne. Keklik avını yasaklatma talebinin bakanlığının görüşü olduğunu hiç sanmıyorum.
Ama İç Anadolu Bölgesi avcı temsilcisi Sivas’tan gelen Rasim Akkaya’nın her teklife itirazı sonucunda maalesef daha avcılar leh,ine geçebilecek diğer bazı kararlar da geçememiş oldu. Özellikle, yeni Genel Müdür Hüseyin Karaosmanoğlu’nun biz avcılara sıcak yaklaşımı ve taleplerimizin bakanlıkla tartışmalı olanlarına da oylamada çoğunluğumuzu da kabullenerek lehimizde karar çıkması sağlanmış olacaktı. Ancak bu Rasim Akkaya itirazları ile de daha pek çok lehimize madde geçememiş oldu.
-Limitler avcıyı kaçağa sevk edecek sayılardan makul sayılara çıkartılarak taban limit belirlensin. Ayrıca bir de tavan sayısı belirlensin. Arasındaki beher adet için MAK tarafından bir ücret belirlensin. Taban sayının üstünde vuran o ücreti, avın yapıldığı yol üzerindeki en yakın köyün muhtarlığına makbuz karşılığında yatırsın. Muhtarlığın alacağı bu para köyün olsun. Yol kontrollerinde bedeli yatırılmamış fazla av için bedelin 10 katı ceza tahsil edilsin. Bu alınan ceza da yakalayan ekip ile avın yapıldığı köy muhtarlığı arasında paylaşılsın. Bu bir başlangıçtır, uygulamadaki yanlışlar ertesi yıla düzeltilir. Tabii ki av da 7 güne çıkarılsın bütün dünyada olduğu gibi.
Benim çok önemli bulduğum bir önerimdi bu. MAK’da tartışılmasından pek de ümitli değildim. Nitekim tartışılmadı da. Ama bu önerimi zaman zaman Masaya yatırıp, daha detaylandıracak tartışmaları hazırlamak istiyorum. Zira bana göre hemen kolaylıkla uygulamaya geçirilebilecek bir öneri. Uygulamalarında görülecek aksaklıklar da çok kolaylıkla değiştirilebilecek, düzeltilebilecektir. Bu önerimi forum bölümünde tartışalım.
-Domuz sürek avı yasağı kaldırılsın. Sürek sırasında diğer yaban hayvanlarının ürktüğü gibi zırva bir gerekçe olamaz. Yasakla vatandaşın örnek avlak kiralayacağı gibi bir safsatanın da yürümediğini gördünüz. Yanlışını görüp geri adım atmak da bir erdemdir.
Domuz sürek avı açılmış. Eskiden olduğu gibi avın yapılacağı orman il Müdürlüğünden izin alınması zorunlu. Umarım doğru anlamışımdır, bu domuz sürek avı açılması yalnız tescil edilmiş Devlet Avlaklarında değil de Türkiye genelindedir. Zira taslakta “tescil edilmiş devlet ve genel avlaklar” ibaresi vardı. Henüz sevinemiyorum yayınlandığında göreceğiz.
-Bütün dünyada olduğu gibi bütün avlar, avlanma süreleri içersinde Türkiye genelinde 7 gün serbest bırakılsın. Korkmayın kimse 7 gün ava gitmez de gidemez de. Gidebilen 3-5 kişi de zaten yasak olsa da gidiyor. Avın yönetimini avcılara yükleyin. Kontrolünü bakanlık olarak avcılarla birlikte yapın. Avcılara sorumluluk verin. Öyle fahri müfettişlikle falan değil. Muhbirler ordusu yetiştirmeyin. Av avcının olursa koruma duygusu da gelişir. Kimsenin olmayan avı kim neden korusun, siz öyle istiyorsunuz diye. Avcının parasını isterken siz bakanlık olarak ne veriyorsunuz?
Yukarıda temas ettiğim bu konuyu burada tekrar etmenin bir anlamı yok. Ancak anlamadığım bizim avcı temsilcilerinin “nasılsa Kabul edilmez” diye teklif etmekten bile korktukları 7 gün avın açılması. Nedir bu korku? Bakanlık yetkilileri de çevre kuruluşlarından korkularından bütün kararlar arasında en tabu olarak gördükleri bu 7 günü deldirtmek istemiyorlar. Üveyik ve Bıldırcınla 1 günlük bir delik açıldı mı dersiniz?
- Çil avı da yukarıdaki şartlarla serbest bırakılsın. Ağrı, Kars, Iğdır, Erzurum, Erzincan, Sivas, ve diğer varlığı bilinen illerde Çil popülasyonu çok artmış durumdadır. Meraklısı avcılar yıllardır yasak olmasına rağmen gidip Çil avını yapmaktadır. Kaldırın bu manasız yasakları.
Bu saydığım illerden Erzincan zaten tüm keklik türlerinin ve Tavşan avının yasaklanması yönünde il av komisyonunda da karar almıştı. Diğer illerden gelen avcılarla istilaya uğrayan Erzincan avcısı kendi başının çaresine bakacak anlaşılan, nasıl olacaksa.
Ama ya Sivas, Çil avlamak istemez miydi avcıları? Yok muydu avını açacak kadar Çilleri? Bunu da Sivaslılar düşünsün. Diğer 4 ilde Çil avı açıldı. Açılış da ne açılış ama. Keklik gibi bu da günde 2 adet. Buna damı şükür diyeceğim, ben demeyeceğim.
- Ördek güme avcılığı bütün dünyada serbest de bizde neden yasak? Gece avlanma yasağına uyularak ve limitler dahilinde kalarak güme avcılığının serbest bırakılsın.
Görüşüldü mü bilmiyorum.
-Doğaya Keklik, Sülün salan avlayabilsin; Pek çok dernek ve kişi üreticilerden özellikle Keklik alıp uygun yerlerde doğaya salıyor. Aslında bu salım için bakanlıktan izin alınması gerekiyor. Salınan bu kekliklerin de vurulması yasak. Bu mesnetsiz karardan vazgeçsin Bakanlık. Salınacak Keklik sayısı, İl Orman Müdürlüğüne haber verilerek ve gözetimle yapılsın. Kekliğini salan istediği gibi vursun.
Görüşüldü mü bilmiyorum.
-Bagaj limiti koymak hukuku çiğnemektir. Bagaj limiti denen yasal vurulmuş avın taşınmasını kısıtlayan gayri hukuki uygulama tamamen kaldırılsın. İzin almak zorunluluğu olmadan serbest bırakılsın. Pazar akşamı avdan dönerken kimden izin alınacak? Ancak diğer bir avcının yasal olarak vurduğu avı da arkadaşına hediye etmesi durumunda onun vizeli avcılık belgesi fotokopisi ile vereceği avın taşınabilmesi serbest bırakılsın.
Önemli bir değişiklik geldi. İl dışına çıkacak her avcı, gideceği il Orman Müdürlüğüne bir faks veya e-posta gönderecek ve bunun bir kopyasını yanında bulunduracak. Yanında bu yazısı olanlar gittikleri ilde avladıkları limitler dahilindeki MAK’da izin verilen avlanma gün sayısı kadar avlarını arabalarında taşıyabilecekler. Yol kontrollerinde il müdürlüğüne gönderdikleri yazının kopyasını göstermeleri yeterli olacak. Bu kararın bu tarafına pek katılmıyorum. Zira yasal vurulmuş olan bir av vuranın malıdır. Kişinin kendi malını taşımasını yasaklamak hukuki değildir. Ama bu gidilecek il orman müdürlüğüne bildirim yazı, Avcılık dairesinin yılda kaç kişinin diğer illere avlanmaya gittiğinin tespiti yönünde çok işe yarayacaktır. Türkiye’de 3, 4 milyon avcı olduğu palavraları da böylece sona erecektir. Unutmayalım ki 250 bin kişi avcılık sertifika kursuna gitmiş ama yıllık avlanma pulu alan 80bin kişi. Bir çok kişi Maliye’ye harç ödememek için avcılık belgesini almıyor ve kaçak ava gidiyor. Orman Bakanlığının en kısa zamanda Maliye Bakanlığı ile çözmesi gereken bir mesele.
-Sezon içinde av yasağı; Bölgesine göre kışın, alışılagelmişin çok üstünde ağır geçmesi durumunda, avın sade ağır şartlar sürdüğü süre için, yerel avcılık derneklerinin görüşü alınarak, bu görüş yönünde, İl av komisyonu başkanı vali tarafından türüne göre yalnız o yöre için yasaklansın. Avcılık derneklerinden yemlemeye bilfiil katılım yardımı istensin. Köylerin avcılardan yukarıdaki öneri kapsamında alacakları paradan yem temin ederek yaban hayvanlarına yem bırakma zorunluluğu getirilsin. Avcının avına sahip çıkması teşvik edilsin.
Görüşüldü mü bilmiyorum.
-MAK tarafından İçişleri Bakanlığına çağrı yapılarak; Yivli tüfek sahibi ve geçerli avcılık belgesi sahiplerine taşıma ruhsatının tam teşekküllü hastane raporu olmadan sağlık ocaklarınca sağlık raporu verilmesine ve bulundurma ruhsatlarının süresiz olması istensin.
Görüşülmedi
-MAK tarafından Maliye Bakanlığına çağrı yapılarak; Bütün dış ülkelerde olduğu gibi, yivli tüfek taşıma ve bulundurma ruhsatlarından ya hiç ya da ilk defa çıkarılırken bir kereye mahsus olarak makul bir harç alınmasına, emlak vergisinden, yıllık araba vergilerinden fazla harç alınmaması istensin. Harç kanuna göre hizmet karşılığında alınan bir paradır. Maliye bakanlığının avcılık belgesinde ne hizmeti vardır belli değil.
Görüşülmedi
-Av köpeğini doğada dolaştırmak için bakanlıktan izin alınmasın; Her şeye yasak koymak ve kendine mecbur bırakmak kafasından vazgeçilsin. Av sezonu ve günleri dışında da isteyen, köpeklerini istediği merada tüfek taşımadan Orman Müdürlüğünden izin almaksızın dolaştırabilmesi, bütün köy köpekleri, kopoyları, çoban köpekleri ve barınak köpekleri serbest dolaşıp ormanda yabanı talan ederken, cezanın şehirli köpek sahiplerine kesilmemesi,
Avlak olmayan araziler olarak Kabul gördüğü duyumunu aldım. Yayınlanınca göreceğiz. Ancak 4915 sayılı kara Avcılığı Kanununu incelerseniz, Türkiye’de avlak olamayan yerlerin sadece park ve bahçeler olduğunu görürsünüz.
-Av köpekleri mera yarışmaları ve imtihanları serbestçe Orman Müdürlüğünden izin alınmadan yapılsın gerekirse bilgi verilsin; Türkiye'de de çok geç kalınmış olarak başlatılan bütün dünyada yapılan, av köpekleri mera yarışmalarının ve sınavlarının derneklerince uygun buldukları meralarda, yarışmanın yapılacağı İl Orman Müdürlüğüne 15 gün önceden bildirmek üzere, izin almaksızın uluslararası şartlar gereği, yarışmanın şartlarına göre doğaya çiftlik üretimi av salarak ve gereğinde bunları vurarak izin almaksızın yapılabilsin. Av vurulmadan yapılan mera yarışmaları ve sınavlarda, doğal av hayvanı olan meralar da yukarıdaki şartlarda kullanılabilsin. Doğaya yarışma ve imtihan için salınan Bıldırcın, Keklik, Çil, Tavşan gibi av hayvanları, esasen doğadaki yırtıcı hayvanlardan dolayı yaşayamamakta, bunun için salınmalarının Orman Bakanlığından izin alınması gerekmemektedir.
Köpeklerle ilgili bu önerim için de, Orman İl Müdürlüğünün görüşü alınarak uygun göreceği yerler için izin verilebileceği gibi bir ibareden bahsedildi. Bunun da doğruluğunu ve nasıl uygulanacağını MAK kararları yayınlandığında göreceğiz.
-Havalı silahlar avcılık belgesi olmadan karga ve saksağan avlanmasında kullanılabilsin
Görüşüldü mü bilmiyorum.
-Geleneksel Atmacacılık gibi diğer yırtıcı kuşlarla da avlanma teşvik edilsin.
Görüşüldü mü bilmiyorum.
Değerli avcı dostlar, benim bakanlığa çağrım böyle. Her fırsatta “biz hasım değil hısımız” gibi bir laf uyduranların bu ay yapılacak olan MAK toplantısından nasıl kararlar çıkarttığını hep birlikte göreceğiz. MAK toplantısı sonrası bir dahaki yazımda bunları sıralayacağım.
Ümit edelim ki aklın yolu birdir diye çağdaş dünyanın uygulamalarını bizimkiler de uygulamaya koyar da yasakları kaldırır, avcıyı işe, kendi avına sahip çıkmaya çağırır.
Evet değerli avcılar, nasıl kararlar çıktığını gördük. Bu arada yukarıda saymadığımız önemli bir karar daha alındı. Taslakta süresi sessiz sedasız birkaç gün daha kısaltılarak 2011in 20 Şubat Pazar günü kapanması ön görülen av sezonunun 27 Şubata uzatılması da oylanarak kabul gördü.Diğer taraftan Ördek tüm cinsleri ile günde 6 adede çıkartıldı.
Bu yazımı burada bitirirken Ankara’dakilere ve gelecek yıl bizi temsil edecek olan avcı temsilcilerimize ve avcılıkla hiç ilgisi olmayan her şeye karşı olanlara bir kere daha seslenmek istiyorum 7 gün ava kimse gitmez de gidemez de. İsteyen az sayıda insan da zaten yasağa rağmen gidiyor. Vazgeçin insanları illa suça itmekten. Avın açık olduğu günlerde çalışmak zorunda olan insanlar sırf siz bakanlık yetkilileri istemiyor diye ava gitmesin mi? Bunu onlara men etmeye veya hafta sonu değil de meralarda kimselerin olmadığı günlerde gitmek isteyene mani olmaya ne hakkınız var?
Devlet hak yemez hak verir.
Sağlıkla kalın.