Çevreyi tehdit eden epey tehlike var.Kurşun, zararlı maddeler arasında ilk sıralarda geliyor.Petrol,boya,fişek v.b kurşunun en çok kullanıldığı alanlardır.Arabalarda son yıllarda kurşunsuz benzinin kullanılması bu tehdide karşı önlemlerden biridir.
Araba egzozları ve petrol rafinerileri,fabrika bacalarından çıkan dumanlar koldioxid gazı üretiyor.Dünyanın bir koldioxid dengesi olduğundan fazlası dengeyi bozuyor.Gökyüzünde adeta bir tabaka oluşturan bu gazlar,ısı enerjisi;yani sıcaklığın yerkürede kalıp yukarıya çıkamamasına,dolayısıyla küresel ısınmaya neden oluyor.
Ozon tabakası kavramı ile de son yıllarda tanıştık.Bu tabaka yaklaşık 10 ile 50 km arası, tepemizde bizi güneşten gelen UV. ışınlarına karşı koruyor.UV,ışınları normal oranda olduğu zaman insanlara sadece yararlı değil,gerekli de .Fazlası çok tehlikeli:Çünkü cilt kanseri yapıyor.
Biz bu tabakayı delmeyi başardık(!) onu da Freon gazı ile.
Freon gazı;buzdolapları,sprey şişeleri,yangın söndürme aletlerinde,haşerelere karşı ilaçlar ve temizlik malzemelerinde kullanılıyor.
Buna suların asitlenerek kirlenip;yağmur ve kar yoluyla doğaya dönmesi ve artıklardan kaynaklanan problemler eklendiği zaman çevre,insan ve faunayı tehdit eden epeyce faktörlerle tanışıyoruz.
İnsanlar bu konularda bilinçlenip tedbir alıyorlar,alternatifler üretiyor.
Av dünyasında fişeklerdeki kurşun da,çevre sorunları ile paralel olarak tartışma ve araştırmalar konusu.
Kurşun yumuşak bir madde olduğundan çabuk deforme olup yüksek enerji sağladığından av fişeklerinde çok kullanılıyor.Daha açık bir deyimle;avın çabuk ve acı çekmeden ölmesini sağlıyor.
Fişeklerden yayılan kurşunların çevreye etkisi ile ilgili yıllardır yapılan bilimsel araştırmalar var. Kara ve ormanlık alanlarda kalan kurşunda, kayda değer problem yok.Fakat sulak alanlarda ciddi problemler olduğu kanıtlanmış durumda. Saçmaları kum tanesi sanıp toplayan kuşlar kurşun zehirlenmesi sonucu ölüyor.(özellikle ördekler) Bu araştırmalar;Ornitolog,avcı ve resmi kurumlar tarafından yapılıyor.
Bu yüzden ortak kanı:Sulak alanlarda kurşun ile doldurulan fişeklerin yasaklanması ve sulak alanlarda çelik saçmalı fişeklerin kullanılması.Kara avlarında çelik sert olduğundan deforme olmayıp ağaçları delip içinde kalıyor,ormana zarar veriyor.O yüzden kurşun dolmalı saçmaların kullanılması gerekiyor.Yani,sulak alanlarda kurşunla doldurulan fişekler yasak.
Çelik aynı enerjiyi vermediğinden sulak alanlarda atış mesafesinin kısaltılması gerekiyor.Aksi durumlarda yaralama riski artıyor.Taşıtlara kurşunsuz benzin doldurup,sürücülerin hız yapmasının ölümlere neden olacağı ne ise,avcılarında sulak alanlarda kurşun yerine çelik saçmalar kullanıp atış mesafesini kısaltmalarını öğrenmeleri aynı alışkanlık.
''Wisnut'' diye adlandırılan ağır bir taştan yapılan saçmalar bugüne kadar bulunan en iyi alternatif.Onunda üretim prosesi çok pahalı olduğundan kullanırlığı zorlaşıyor.
Biz bu tartışmaların neresindeyiz bilemiyorum.Avrupa kuşları koruma antlaşmasına uygun olarak,FACE(Avrupa Av Örgütleri)doğa ve yaban hayatı koruma organizasyonları ve resmi makamlar bu uygulamanın bütün ülkeler için geçerli olmasını istiyor.
- Karlı havalarda av yasağı,çağımızda görülür bir yasak değil.Kaldı ki yoğun av yapılan ülkelerin büyük bir bölümü;Kanada,Kuzey Amerika,Orta ve Kuzey Avrupa,Baltık ülkeleri ve Rusya uzun kış ve kar ülkeleri.Karın çok düştüğü yerlerde köpekli sürek avları yasakları oluyor.Bu lokal uygulamalar dışında av; tamamen etik kurallar ile yapılıyor.İklimden dolayı insanların av hayvanlarına karşı üstün olduğu durumlarda;ahlaki olarak av yapılmıyor.Tam tersi bilinçli destek yemleme sonucu hayvanların çetin kış şartlarını en az kayıpla atlatmalarına çalışılıyor.Bilinçliden kasıt:Ekstrem kışlar.Çünkü hayvanların doğal yem arama güdülerini zayıflatıcı yemlemeler,fayda yerine zarar getirir.
- Koruma amaçlı ve motive edilen yasaklar desteklenmeli.Koruma altındaki türlerin av yasağında avcılar ve kuş gözlemcileri en büyük denetim potansiyelidir.İlgili makamlar ve bu potansiyel arasındaki uyumun doğaya katkısı için tek çare,neredeyse bu güven ilişkisidir.
Örneğin,burada geçen yıl beyaz keklik avı aşırı dövme nedeniyle yasaklandı.
Bu yerinde bir yasaktı.Fakat yasak her zaman eşittir koruma anlamına gelmediğinden:Bu yıl beyaz keklik avı kura çekimi usulü olacak.Kartlarını alıp başvuru yapanlar arasında kura çekilecek.Prömierden itibaren belli bir tarihe kadar kura sahipleri avlanacak,sonra kartları olan her avcı av yapabilecek.
Yani eskiden av tanrıçası DİANA ile avlananlar bu yıl gözlerine şerit çekilen tesadüf tanrıçası;FORTUNA ile avlanacaklar(!)
Bir yıl sonunda bütün taraflara uygun olarak üretilen alternatif bu.
Kısacası uygulamalar,kanunlar ülkenizdeki endemiğe en iyi nasıl sahip çıkılır?
Sorusuna cevap verir ve bu konuda herkes samimi olursa ! çözülmeyecek sorun yoktur.
Sevgiyle
A.C