%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

YAKLAŞAN TEHLİKE ‘KIRIM KONGO’ (YENİ)

Yaşar Burak Uslu
info@yabantv.com

Sevgili dostlar malumunuz üzere ülkemiz kuzey – güney kutup yönünde bulunan üç ana göç kolundan birisi üzerinde bulunmaktadır. Her yıl göçmen kuş grupları yaz, kış sürecinden hayatta kalıp, nesillerini devam ettirebilmek için bu zorunlu göç yolculuğunu nesillerdir sürdürmektedirler.

Dünya üzerinde bu göç yolculuğu sırasında incelemeler yapan önemli avcılık ve kuş araştırmacısı kurumlar ve koruma örgütleri aralıksız çalışmalarını sürdürmektedirler.

Bu göç kolu ülkemize Trakya , batı ve doğu Karadeniz üzerinden girer. Özellikle doğu Karadeniz üzerinden giren kol güzergahı ki doğu ve güney doğu Anadolu sınırından Suriye ve İsrail üzerinden Arap yarım adası ve Afrika rotasını izler ki buna biz Kırım – Kongo Route ( yolu) diyebiliriz…

Dünya üzerinde sadece bu rota üzerinde görülen ve enfekte olmuş keneler tarafından taşınan Kırım – Kongo mikrobu ne yazık ki her yıl olduğu gibi mevsimsel tekrarını yapmaya başlamak üzere.

Burada her yıl bazı fikirler ortaya atılır , kimi marjinal , kimi dayanaksız ve kimi de bilimsel

Hatta geçmişte önlem olması adına avı yasaklayarak bu işin üstesinden gelinebileceği yanılgısına dahi düşüldü hatırlarsınız. Tüm bunları kötülemek yada suçlamak için söylemiyorum ancak önemli bir noktanın altını bir kez daha çizmek için yazıyorum , ülkemizde ne yazık ki kuşlar hatta tüm yaban hayatı adına ciddi , bilimsel , sürekli ve sırf bu işle görevli bir araştırma programı , kuruluşu , araştırma enstitüsü bulunmamaktadır.

Ve daha da önemlisi yaban hayatı veterinerliği dalında eğitim veren ve bu konuda ihtisaslaşmış bir kuruluşumuz da bulunmamaktadır. İşte bu  nedenlerden dolayı yaban hayatı konulu sorunlarda ne yazık ki çaresiz kalmaktayız.

Geçmiş yıllarda Bakanlıklar arası koordinasyon sağlanmaya çalışılmış ve gerçekten iyi niyetle çalışmalar yapılmıştır bu inkar edilemez.

Ancak yukarıda saydığım yaban hayatı araştırmalarındaki eksikliklerimiz nedeniyle istenilen başarı tam olarak gelememektedir.

Tüm dünyada başarıyla ve özellikle de artık son yıllarda avcıların  mutlak katılımıyla yapılan çalışmalar da kuş gözlem örgütlenmeleri ve avcılık kuruluşları gittikçe artan bir yoğunlukla gerçekleştirilen çalışmaların olumlu sonuçlarını görmeye başlamışlardır.

Ülkemizde ne yazık ki büyük bir çoğunluğu avcılık karşıtı söylemde ve ortaya koydukları raporlarının bilimsel   gerçeklikleri  tartışmalı kuş gözlem raporları da hiçbir işimize yarayamamaktadır bu anlamda

Peki ne yapmalı…?

Bahsettiğim göç yolu üzerinde özellikle İsrail de dünyanın en büyük kuş araştırma ve gözlem istasyonu ve enstitüsü bulunmaktadır. Keza Avrupa da O.M.P.O. , F.A.C.E. , A.E.W.A , C.I.C. ,..v.b. kuruluşlar ve avcılık örgütleri yaban hayatı konularında çalışmaktadırlar.

Yapılacak en hayırlı iş konusunda uzman yurt dışındaki kuruluşlarla ilişkiye geçmek ve daha da önemlisi ülkemizde üniversitelerimizden desteklenen özerk bir yaban hayatı araştırmaları konusunda çalışacak adına ister vakıf deyin , ister kurum deyin bir kurum yada bunlarda olmuyorsa yine üniversite bünyesinde enstitü kurmaktır.

Avcılarımızın kurtuluşu yine kendi göbeklerini kendilerinin kesmesinden geçmektedir, geçmişte Amerika da ve Avrupa da ki avcılar da bu yoldan geçmedi mi…

Tekrar görüşünceye kadar , Avına Sahip Çık Türkiye…

Saygılarımla

Yaşar Burak Uslu 

Gönder