Rakamsal tespitler, bilimsel çalışmalarda temel verileri oluşturur. Bu veriler somut değerlemelerin yapılmasında, planlamalarda ve kararların alınmasında en önemli esası teşkil ederler. Bu doğrultuda yapılacak ciddi düzenlemelerde istatistikler, bizlere yön göstererek doğru kararları almamızda yardımcı olurlar.
Türkiye Avcı Sayıları üzerine birçok rivayetlerden oluşan rakamlar zaman-zaman farklı ortamlarda ifade edilmektedir. Bazı söylemlere göre; üç milyonu bulan bu rakam, avcı sohbetlerinde bir güç kaynağı olarak sesimizin gür çıkmasına neden olsa da, rakı masalarında meze olmaktan ileriye gidemeyen bir durum olarak kalmaktadır.
Bir toplumdaki gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden biri; örgütlü sivil toplum kuruluşlarının varlığıdır. Bu aynı zamanda o ülkede ki medeniyetin, paylaşımın ve demokrasinin kalitesini de ortaya koyan önemli esaslardandır. Bu anlamda, gelişmiş ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin önemli bir güç olarak kamuoyunda, siyasette, devlet yönetiminde etkili oldukları görülmektedir.
O halde, avcılar olarak bizler varlığımızı, bu varlığımızın örgütlü bir güç olup olmadığını ve ülkemiz içinde ki konumumuzu sorgulamak zorundayız. Sorunlarımız ile örgütlü olup olmadığımız arasındaki paralelliğin var olup olmadığına bakmak zorundayız.
Türkiye’deki avcılığın, avcılık sisteminin ve bu sistemin içerisindeki avcıların etkinliğine baktığımızda, durumun ne kadar vahim olduğunu hemen görebiliriz. Avcılığın yönetiminde, avcılık ile ilgili devlet tarafından alınan kararlarda neredeyse biz avcıların hiç bir ağırlığı yoktur. Her yıl yapılan MAK toplantılarında sonuca etki edebilecek hiç bir etkinliğimiz bulunmamaktadır. Avcılar adeta, devletin ve kamuoyunun gözünde, doğaya zarar veren ve bu anlamda denetlenmesi gereken, bir araya gelemeyerek aciz kalan, sanki güdülecek bir sürü konumundadır.
Peki bu son derece iddialı bakış açısının oluşumunda ki gerçekler neler olabilir? Bu sebeplerin başında; biz avcıların örgütlü büyük bir güç olamamamız, kıskançlık, hasetlik veya her ne sebeple bir araya gelemememiz, dolayısı ile sorunlarımıza sahip çıkamamamızın etkisi yok mu dur?
Evet vardır…
Bizler önce silkinmeli ve kendimize şöyle bir bakmalıyız. Başı bozuk, kendi halinde, herkesin her şeyi gelişigüzel yaptığı bu düzen böyle mi gitmelidir? Ferman padişahın dağlar yine bohçacıların mı dır? Birleşme adına bölünmeler yaşanmaya devam mı etmelidir?(ARPAZ Mehmet.2010.Yaban TV) Cevabımız hayır ise, ki öyle olmalıdır… Bir araya gelebilmeli, örgütlenebilmeli ve gücümüzü ortaya koyarak etkin olabilmeliyiz. (Burada, Türkiye Avcılık Sisteminin çağdaş ülkeler düzeyine gelmesinde ve avcılığa katkı sağlayacak en küçük bir organizasyonu ve birlikteliği oluşturmaya çalışanları ayrı tutuyor ve onları saygı ile selamlıyorum) Aile içerisinde yaşanan kırgınlıklar ulaşılmak istenen hedeflerde bizlere asla engel olmamalıdır. Bu anlamda her kesimin ve farklı görüşün ortak gelecekte elini taşın altına koyması gerektiği gibi, koyanlara da engel olmayıp desteklemesi gerekmektedir.
Aşağıda, bu yazımı ve yukarıda ki cümlelerimi yazmamda etken olan Türkiye Örgütlü Avcı Sayılarına ait resmi rakamları sunuyorum;
TÜRKİYE’DE ÖRGÜTLÜ AVCI VE BALIKÇI RAKAMLARI
AVCI DERNEĞİ AVCI ÜYE SAYISI BALIKÇI DERNEĞİ BALIKÇI ÜYE SAYISI
1479 214751 357 26110
Tablo.1 Türkiye Avcı ve Balıkçı dernekleri ve üye sayıları.
Kaynak: İçişleri Bakanlığı Bilgi edinme hakkı başvurusu. (dernek.bilgiedinme@icisleri.gov.tr)
Yukarıdaki tablo.1’ de görüldüğü gibi; Türkiye’de 1479 avcı derneğinde 214751 üye avcı bulunmaktadır. Bu sayıyı balıkçı dernekleri ile birlikte (Türkiye’de Avcı ve Balıkçı derneklerinin bir çatı altında olma ihtimali ve rakamlara yansımayan avcı bildirimlerini de dikkate alarak) yaklaşık 250000 kişi olarak ele alabiliriz. Türkiye nüfusu ve avcı sayıları ile ilgili afaki rakamlar ele alındığında 250000 üye sayısının ne kadar az olduğu aşikardır. Ülkemiz gerçekleri dikkate alındığında bu rakamın tüm Türkiye’de ki avcı sayılarını kapsamadığı kesin bir gerçektir. Bu sayının tespiti ise son derece önemlidir. Bu konudaki muammanın son bulması ve gerçek avcı sayıları için özel çalışmaya ve projelere ihtiyaç vardır. Şüphesiz ki bu avcılık sistemimizle yakından ilgili ve tespiti zaruret arz eden bir durumdur.
Avcıların sistemin bu denli dışında kalması kabul edilebilir bir durum değildir. Yukarıdaki örgütlü 250000 kişilik avcı sayısının ise maalesef yalnızca en çok 85000 kişisi belgeli avcıdır. Geriye kalan yaklaşık 165000 dernek üyesi avcı ise belgesiz olarak avlanmaktadır. Hiç belge sahibi olmadan avlanan eli tüfeklilerin sayısı ise kanaatimce en az 1500000 kişidir. Görüldüğü gibi rakamlar maalesef tam bir üçüncü dünya ülkesine ait gibi. Bizler hala ülkemizdeki avcı sayılarını, av silahı sayılarını bilemiyoruz ve bu konuda devletin henüz yaptığı ciddi hiç bir şeyde yok. Konuyu bizlere ait özdeyişlerle özetleyelim; alan razı, veren razı. Yani her şey eski hamam, eski tas…
Saygılarımla.