Hava buz gibi soğuk.
Buz ne demek, zemheri soğuğu mubarek zemheri.
Sabah meraya çıktığımızda termometrede -18 dereceyi görmüştüm. Şu anda -23. Ellerim kar eldivenlerinin içinde bile üşüyor.
Bir buçuk saattir bekliyoruz. Artık ayaklarımı hissetmiyorum.
Ustam Sami ağabeye ‘’dönelim diyeceğim’’ ama fırça yemekten korkuyorum.
Demirköy Yıldız Dağı’ndayız. Kar bir yağıyor, bir duruyor. Zaman, zaman tipiye dönüyor.
Tipiden 5 metre sağımda duran ustamı göremiyorum.
Çam ağaçları dallarında biriken kar yığınlarını kaldıramıyorlar, kırıldı kırılacaklar.
Bir ara ustamla göz göze geldik. ‘’Bekleyeceğiz’’ der gibi işaret etti.
Bekliyoruz…
O yıllarda ne telefon var, nede telsiz. Diğer arkadaşlarla görüşmek mümkün değil.
Biz hala bekliyoruz…
Kar bir anda durdu, güneş kendini gösterdiği sırada posta başının bize doğru yaklaştığını gördüm.
Posta başı Cemil hoca, karlara bata çıka geldi.
‘’Bir yol aşağı ineceğiz, haykacılar domuzu çıkardılar, acele edin.’’
Der demez toparlanıp kar yığınları ile birlikte yuvarlana, yuvarlana aşağı yola yerleştirdi bizi. Ve geldiği gibi kaybolup gitti.
Sami usta yüz metre sağımda, beklemeye başladık.
Alt tarafımız hafif bir rampa. Kısa meşelerle birlikte seyrekte olsa çam ağaçları da var. Alt taraf sık orman.
Görüş mesafemiz iyi, kar yağışı da durdu ama benim üşümem durmadı. Arka tarafımdaki kısa kuru dalları kırıp yaksam ,biraz ısınırım diye içimden geçiriyorum ama sadece içimden geçiriyorum. Çünkü biliyorum ki usta parçalar beni.
Benim sol tarafımda, benden bir hayli uzakta bir avcı daha duruyor.
Aşağılardan köpekler ses yapmaya başladı.
Sami usta ya baktım. ‘’Geliyorlar ‘’ şeklinde bir işaret yaptı.
Köpek sesleri iyice yaklaşıyor. ‘’Kav, kav, kav ‘’kulaklarıma sardığım kaşkolumu aşağı kaydırdım. Şimdi daha iyi duyuyorum.
Her an domuz çıkabilir. Pür dikkat köpek seslerini dinliyoruz. Haykacıların da sesleri gelmeye başladı.
Heyecandan kalbimin atışını duyuyorum. Az önce soğuktan donuyordum. Şimdi ise her yerimden ateş fışkırıyor.
Kısalıkların alt tarafından sesler gelmeye başladı. Acaba tek mi, yoksa sürü mü? Bilemiyoruz. Sesler zaman, zaman kesiliyor, köpekleri dinliyor deyyus.
Sıklığın bittiği noktaya bakıyorum. Sıklıktan çıkıp bize doğru yolu yarabilir. Ya da yamadan aşağıya salınır.
Çalılar sallanmaya başladı. Dikkatle bakıyorum ama göremiyorum. Sami ustaya bakıyorum. ‘’Takip et ‘’ der gibi işaret yapıyor.
Çıkması an meselesi ama bana biraz uzak.
Ve, irisi önde, ufağı arkada iki domuz düze çıkıyorlar. Bir an durup sağa sola bakıp enlemesine doğru başlıyorlar koşmaya. Kar yüksek olduğu için hızlanamıyorlar. Solumdaki avcıya doğru gidiyorlar. Belki dönerler diye ‘’Atayım mı ?’’diye içimden geçiriyorum. Zor tutuyorum kendimi. ''Bu kadar bekledik gidiyorlar'' diye düşünüyorum. Üzerine doğru gittikleri avcı arkadaşın atışıyla yer gök inliyor, önde iri olanı sarsılıyor.’’Hah vuruldu’’ dediğim anda dönüp bana doğru gelmeye başlıyor. Yaralı, ufak olanı aşağıda ki yara atıyor kendini. Köpeklerde geldi. Ortalık bir anda ana baba gününe döndü. Köpekler havlıyor. Köpeklerden bir kısmı aşağı gidenin peşine koşuyorlar. Arkadaş bir tane daha atıyor. Ama karavana.
Koca bir domuz Üzerime doğru gelirken dönüp köpekleri kovalamaya başlıyor. Köpekler uzaklaşınca tekrar bana doğru karı yara, yara geliyor. Arkamdaki yola atmaya çalışıyor kendini. Heyecandan gebereceğim. Eldiveni atıp tüfeğe yaslandım domuz arpacıkta atıyorum .Fazla önüne kesmişim, karavana. Eyvah tek şansın kaldı. Dişlerini görüyorum. Yelesini kaldırmış , kuyruğu havada.Gördü beni, daha hızlandı neredeyse göz gözeyiz. Ölümle yaşam arası. Ya o, ya ben. Tüm bunlar saniyeler içinde oluyor. İyi atmalıyım başka şansım yok. Sami ustanın sesi kulaklarımda çınlıyor ‘’ At…’’ diye bağırıyor. Domuz yaralı gelmeye devam ediyor. Arkasında köpekler var. Can pazarı, ya geçecek ya kalacak. Ya da benim sonum iyi olmayacak. Tetiği yumuşatırken sağ omzuma yüklendiğim anda basıyorum. Önce sarsılıyor, daha sonra dizlerinin üzerine çöküyor sol tarafına devrilip aşağı doğru kayarken köpekler bindiriyor başına.
Şakaklarımdaki terleri silerken Sami usta yanı başımda bitiyor.
‘’Niye o kadar geciktin? Ya ikincisinde vuramasaydın !’’ Diyor
Evet, ya ikincisinde vuramasaydım?
Nur içinde yat Sami usta…