36 yıldır İsveç’teyim. 30 yıldır da burada avlanıyorum Avlanmak içinde silah gerekli. Avcılık belgemi alır almaz da silahlarımı aldım. Türk avcı zihniyetinden kurtulamamışım ki aldığım silahlar hep otomatik (yarı otamatik) oldu. Yivsetlim Browning bar 308 , saçmalı tüfeğimde Remington. Hangi avcı grubuyla ava gitsem hep kendimi yalniz hissettim. Benden başka otomatik silahı olan nerdeyse hiç yoktu. Herkes, insana yaklaştığında silahını kırıyor ve güvenli olduğunu gösterebiliyordu ama benim böyle bir şansım yoktu. Devamlı insanların bana temkinli yaklaştığını hissettim. Açıkçası utanmayada başladım bir ince. Silahım güvende olduğunu göstermek için fişeği veya mermiyi namludan alıp diklemesine pistonla mermi yatağı arasına sıkıştırmaya başladım. İnsanlar biraz olsun rahatladılar tabii bende.Yıllar geçti anladım ki çok atan çok vuran avcı değilmiş. Her gördüğüme atmamayı öğrendim. Tabii ki silahlarımda değişti. Mavzerim bolt action (mekanizmalı) saçmalı tüfeğimde normal çifte oldu, en sonunda rahata kavuştum.
İsveç’te atıcılar ve avcılar dışında kimse silah ruhsatı alamaz. Polis dahi mesaisi dışında üzerinda silah taşıyamaz. Silah ruhsatı olan atıcılar , avcılar silahı yalnız av sahasında ve poligonda kullanabilir. Arabasında silah bulundurabilmeside ancak ava ve poligona gidiyor şartına bağlıdır. Silahlarda evde belli standartlari olan çelik kasalarda saklanır. Silah konusunda devlet yalnızca avcıya ve atıcıya güven duymuştur. Bunun dışında ne valinin ,ne milletvekilinin, ne de bir devlet büyüğünün avcı değilse silahı yoktur. Silah seçimini de tamamen avcıya bırakmıştır. Hem mavzerin hemde sacmali otomatik tüfekler serbesttir ama pek rağbet görmez. Ama son yıllarda domuz çoğalmasıyla otomatik silah satışında bir yükselme oldu. Bu bilgileri bir karşılaştırma yapalım diye verdim.
Bu hafta kendini vuran kaymakam haberini okudum. Bir kaymakam neden silah alır ve taşır. Bir milletvekili neden silah alma imtiyazina sahiptir. Böyle bir devlet vatandaşın silah almasini nasıl denetleyebilir. Yeni kanun tasarıları var silah ruhsatı konusunda işi kolaylaştıran düzenlemeler yapılacakmış. Herhalde herkesin silahı olur yakında. Avcılığı ve silahi ciddiye alanlar Türkiye’de çileyi onlar çekiyor. Mavzer ve mermileri devletin tekelinde ayrıca fiyatlarda çok yüksek. Bu işi yalnızca parası olanlar mı yapacak. Yoksa silah ve mermi kaçakçıları mı bu işin kaymağını götürecek. Yarı otomatik mavzerler önce ruhsat verdiler sonra geri aldılar. Devletin avcısına güveni yok mu? Bir yerde bir sorun var. Bu sorunda avcılarla birlikte çözülür.Tek yol diyalog.
Her Türkiye’ye ava geldiğimde gördüğum manzara hep aynı.Kendini avcı diye tanımliyan herkesin elinde silah var hem de otomatik (Yarı otomatik). Çoğununda ruhsatı yok. Bu silahlar nerede üretilir nasıl bu insanlara satılır. Gazetelerde okuyoruz cinayetlerin çoğu halk arasında ”pompalı” diye bilinen tüfeklerle işleniyor. Bunlara kimse kafa yormuyor . Hakiki avcı silahını avda kullanır. Demek ki bizim insanlarımız avcı olmadan silah almış. Silah almak ruhsat almaktan kolay . Bu işler nasıl oluyor diye merak ettim biraz araştırdım. Köylü bir vatandaşa sordum adam çok samimi bir şekilde anlattı. Abi dedi adam bir kamyon silahla geliyor millete dağıtıyor mahsul sonunda da gelip parasını alıp gidiyor. Demek ki denetimsiz bir silah üretimi ve satışı var. Asıl sorun sivrisinek değil bataklıkta . Denetimsiz olan silah üreticilerin silahları ne kadar güvenli olabilir güvenli olsalar bile o insanların elinde bir cinayet (hayvan ve insan) aleti olmaktan başka ne olabilir. Hangi av bayisi mermi veya fişek satarken ruhsat sorar. Bu düzene son vermenin yolu üretime ve satışlara denetim getirmekle ve avcımızı eğitmekten geçer.
SİLAH ,BİLMEYENİN ELİNDE TEHLİKELİDİR.. Birini vurmazsa kendini vurur. Babasının tüfeğiyle oynarken kendini vuran çocuklar okuruz gazetelerde. Silah yastık altında veya duvarda asılı (hemde dolu olarak) saklanmaz. Evde çelik kitlenebilir bir dolabımız yoksa en azından silahı çalışmaz yapacak bir parcasını tüfekten ayrı bir yere saklamamız gerekir. Bir şey olmaz mantığıyla daha çok canlar (insan,hayvan) yanar bu ülkede. Mantıklı ve makul kurallar sıkı denetim ve eğitim bu sorunu çözmek için ”olmazsa olmaz”lar dır.
NE ZAMAN AVCI OLURUZ? ATILMAYAN KURŞUN İÇİN PİŞMAN OLUNMADIĞINI ANLADIĞIMIZ ZAMAN.
Saygılarımla
Alper Güngör