Sevgili Avcı dostlarım, bundan böyle yazılarımla YABAN TV internet sayfasında sizlerle birlikteyim.
Yıllardır merak eder dururuz bu avcılık Avrupa da nasıl bu kadar ileride, av nasıl bu kadar bol ve çeşitli, yasalar nasıl bu kadar kolay, avcı olmanın haklı gururunu biz ne zaman doya, doya onlar gibi yaşayabileceğiz diye…
Ülkemizde yaklaşık 50 yıldır süren Avrupa Birliği süreci sanırım artık biz avcıları ilgilendiren ve etkileyecek bir konuma geldi.
Bunu nerden çıkarıyorsun derseniz bakın anlatayım.
Ülkemizde pek çok avcının farkında bile olmadığı bir süreç Avrupa Birliği ile Türkiye arasında birkaç yıldır başlatıldı. Bu süreç AB yasal alt yapısının, mevzuatlarının Türk hukuk sistemine uyarlanması ile başlayan 2003 yılı Katılım Ortaklığı Belgesinde Doğa Koruma ile ilgili AB mevzuatına uyum ve uygulamaya başlanması ve bu konudaki kısa vadeli öncelikleri kapsamaktaydı
Aslında 2002 yılı Mali İşbirliği Programlamasında çevre başlığı altında yer alan Türkiye İçin Çevre Alanında Kapasite Geliştirilmesi Eşleştirme ( twinnig) Projesi kapsamında :
- 97/49/EEC sayılı Komisyon Direktifi ile değiştirilen yabani kuşların korunmasına dair 2 Nisan 1979 tarih ve 79/409/EEC sayılı direktif
- 97/62/EEC sayılı komisyon Direktifi ile değiştirilen yabani fauna ve flora ile habitatlarının korunmasına dair 21 Mayıs 1992 tarih ve 92/43/EEC sayılı Direktif
- Nesli Tehlike Altında Olan Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslar arası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) ile ilgili 9 Aralık 1996 tarih ve 338/97/EC sayılı Konsey Tüzüğü
- Yabani Hayvan ve Bitki Örtüsü Türlerinin ticaretin düzenlenmesi yoluyla korunması hakkında 338/97/EC sayılı Konsey Tüzüğünün uygulanması ile ilgili ayrıntılı kuralları belirleyen 30 Ağustos 2001 tarih ve 1808/2001/EC sayılı Komisyon Tüzüğü
Türkiye Ulusal Programına göre bu yukarıda saydığım çalışmalar mevcut mevzuattaki boşluk ve zayıflıkların giderilmesi amacıyla Çevre Kanunu, Milli Parklar Kanunu ve Kara Avcılığı Kanunda revizyon çalışmalarını kapsamakta idi.
Peki ne yapıldı ?
Tüm bu belirtilen konularda daha uygun bir yasal altyapı için ulusal mevzuatımıza aktarılma çalışmaları 3 yıllık bir periyot da uygulamaya konuldu. Konunun ilgileri konumundaki Çevre ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ilgili birimleri teknik altyapı çalışmalarını tamamladılar.
Gelelim bizi en çok ilgilendiren noktaya ; Mevzuatın Uyumu ve Uygulanması İçin Kurumsal Yapılanma Takvimi kapsamında Yapılması Gerekenler –( Çevre ve Orman Bakanlığı) Tablo 22.4.2. de belirtilen maddeler içerisinde Avrupa Birliği’nin temel mantığı olan konunun paydaşlarının eğitim ve bilgilendirilmesi özellikle Twinnig –Eşleştirme Projesi kapsamında sadece çevreci katılımı ile gerçekleştirilmiştir.
Evet Avrupa Birliği içinde Avcılığı ve Yaban Hayatını ilgilendiren konularda bu işe Avcıları davet etmeden iş yapmaya kalkan bu güne kadar olmamıştır , paydaş diye sadece çevreci katılımcı vardır , Avcılar da yeterli uzman ve bilim adamı , hukukçu yoktur diyebilmek mümkün müdür !
Üstelikte Ulusal Bütçe den 2.006.790.- Euro, A.B. kaynaklarından 7.292.417.-Euro , yani toplam 9.299.207.- Euro tutarındaki bu ölçek deki bir proje de( 2002 Eşleştirme –Twinnig) biz Avcıların 5 kuruş istemeden , gönüllü olarak katılabileceğimiz unutulmuştur sanırım.
AB’de Avcılığa bakış açısı bu mudur sorusunun cevabını 12 Ekim 2004 yılında 79/409/EEC sayılı Kuş Direktifi üzerinde birlikte çalışma yapmak konusunda temel 10 madde de anlaşan o günün A.B. Çevre Komisyon Başkanı Margot Wallström , Birdlife İnternational İcracı Direktörü Michael Raads ve Avrupa Birliğine Üye Ülkelerin Avcılık ve Korumacılık Federasyonları birliği F.A.C.E. başkanı Gilbert de Turckheim tarafından imzalanan Agreement – Anlaşma da bulabiliyoruz.
Evet sevgili dostlar, anlaşılıyor ki bundan sonra bize ve Ankara’ya düşen görev daha fazla dirsek teması ve sözde değil özde birliktelik, daha ciddi çalışmak düşüyor.
Her zaman dediğim gibi Avına Sahip Çık Türkiye !
Yaşar Burak USLU