%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

AMATÖR BALIKÇILIKTA YENİ BİR BAŞLANGICA DOĞRU (Yen

Öğr.Gör.İlhan Deveci
info@yabantv.com

         Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde yapılan düzenlemeler, amatör balıkçılık alanında da yeni yasal yükümlülükleri beraberinde getiriyor. 1380 Sayılı Su Ürünleri Yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünce 24.12.1999 tarih ve 101-1483/6438 sayılı yazı ile dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in imzası ile TBMM’ye gerekçesi ile birlikte sunulmuştu.

Tarım-Orman ve Köy işleri, İçişleri ve Adalet Komisyonlarında 21. dönem yasama yılında tartışılan tasarı Genel Kurula sunulamadan hükümsüz kalmıştı. Yasa daha önceki yıllarda da komisyonlarda hararetli tartışmalara neden olmuş ve tasarıdan da çıkarılmıştı.
Çevre Komisyonundaki toplantılarda ele alınan su ürünleri yasa tasarısının bazı düzenlemeleri, AKP ve CHP'li milletvekillerinin tepkisine neden olmuş, tasarının 3. maddesindeki, 'Ticari amaç dışı spor, dinlenme ve eğlenme gibi maksatlarla su ürünleri avcılığı faaliyetinde bulunacaklar izin belgesi almak zorundadır' şeklindeki hükmü tartışmalara neden olmuştu.
AKP İstanbul Milletvekili Yahya Baş, "Pikniğe giden bir vatandaş, eline oltasını alıp balık avlarken, 'Eyvah izin belgem yok, avlayamam mı' diyecek? Böyle uygulama olmaz" diyerek tasarıya karşı çıkmıştı. AKP İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol da bu maddenin yasalaşmasıyla, İstanbul Unkapanı Köprüsü'nden olta atan herkesin ceza alabileceğini söylemişti. Tarım Bakanı Mehdi Eker ise tasarı hükümlerinin yanlış değerlendirildiği görüşünü savunarak; Söz konusu hükmün, pikniğe giden yada köprüde balık tutan amatör balıkçıları kapsamadığını,  kastın amatör adı altında bu işin ticaretini yapanlar olduğunu söylemişti.(Radikal Gazetesi, 10.06.2006)

         Tasarı 22. dönemde hiçbir değişiklik yapılmadan TBMM Başkanlığına 13.01.2003 tarihinde tekrar sunulmuştu.Meclisin gündeminde olan yasa tasarısı,  AB’ye uyum süreci kapsamında, "1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'na İlişkin Değişiklik Tasarısı" adı altında Türkiye’de amatör balıkçılığa Avrupa normlarında bir düzenleme getirme amacında. Uzun tartışmalardan sonra Tarım Alt Komisyonu’ndan geçerek üst komisyona ulaşan tasarıya göre, amatör balıkçılar,  göller, barajlar, denizler ve nehirlerde avlanabilmek için önce eğitime tabi tutulacak ve daha sonra belge alarak belirli disiplinler altında hobilerini gerçekleştirebilecekler.

         Bilindiği gibi Türkiye’de amatör balıkçılık  faaliyetleri  T.C.Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma ve kontrol Genel Müdürlüğünce yayınlanan ‘Denizlerde ve İç Sularda Sportif Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Sirkülerle’ yürütülüyor. Bu bir anlamda Kara avcılığındaki ‘Merkez Av Komisyonu Kararları’ işlevine haiz bir uygulama. Fakat bu uygulamalar günümüz koşullarına cevap verememenin yanında Avrupa Müktesebatına da uygun değil. Sonuç olarak yasal düzenleme kaçınılmaz olarak yapılmak durumunda.

         Yasayla ilgili tasarı gündemde yerini korurken amatör balıkçılardan destek görmekle birlikte eksikliklerimizde gündeme geliyor. Her şeyden önce amatör balıkçıları aynı çatı altında toplayacak bir federasyonun bulunmaması, balıkçılıkla ilgili sivil toplum kuruluşlarının yetersizliği bu konuda ne denli geri kalmışlığımızın çok önemli göstergeleri.  Bu anlamda öncelikle tüm yurt sathında yoğun bir örgütlenme çalışmasını bir an önce tamamlamak gerekiyor.

         Yasanın belge zorunluluğunu eğitimin sonucunda alınacak bir düzenlemeye bağlaması çok önemli. İletişim kanallarının hızla gelişimi sonucu bilinçlenme seyri artan amatör balıkçılığın eğitim ve öğretim gördüğü bir okulu olması beklenen son derece güzel bir gelişme. Bununla birlikte, kursların nitelik açısından yeterliliği ve zaman içerisindeki ciddiyet isteyen seyri önem arz ediyor. Ülkemiz koşullarındaki özellikle kara avcılındaki bazı eğitim örnekleri dikkate alındığında, bu belgelerin para karşılığı alınan içi boş uygulamalar haline gelmemesi gerekiyor.

         Yasada önemli olan hususlardan biride cezaların caydırıcılığı ve uygulamalardaki yaygınlık. Şüphesiz yasak avlanma yöntemlerine karşı en doğru uygulanacak yöntem cezai yaptırımlar. Bununla birlikte cezaların tespiti, takibi ve uygulamalarında gerekli kurum ve personel yetersizliklerinin giderilmesi gerekiyor. Bu anlamda gerekli düzeyde organize edilemeyen, yerine getirilemeyen yada yeniden kurulamayan-düzenlenemeyen kadrolama faaliyetleri sonucu, yasanın uygulamasında yöresel farklılıkların ortaya koyduğu sorunlar kaçınılmaz görülmekte.Yasanın getirdiği cezai yaptırımları, sadece para cezaları boyutunda ele alması da etkinliğini azaltabilecek sonuçlar doğurabilir.

         Ayrıca Tarım Bakanlığı kadrolarının daha çok ziraat mühendis ve teknikerlerinden oluşması bu konudaki eğitim sorununu da beraberinde getiriyor. Yasanın uygulamasında görev alacak personellerin özel eğitim sürecinden geçirilmesi bu anlamda çok önemli. Bununla birlikte su ürünleri mezunu yeni kadroların koruma ve kontrol görevlerinde  yerini yeterli sayıda almaları da gerekiyor. Bu gereklilik ise, Deniz Bakanlığını ve Bakanlığa Bağlı Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün oluşturulmasını beraberinde getiriyor. Üç tarafı denizlerle çevrili bir yarım ada ülkesinde buna acilen ihtiyaç bulunuyor.

         Yasal düzenlemenin denetleme ve koruma fonksiyonlarının yanında bir üçüncü bacağı da üretmek olmalıdır. Yasanın eksik olan bu yönü üretimi sadece koruyarak ve avlanmayı yasaklayarak-denetleyerek sağlamak niyetindedir. Oysa Türkiye’de amatör balıkçılara getirilecek belirli sınırlamalar gerekmekle beraber, asıl amaç olan ‘iç sulardaki ve denizlerimizdeki su ürünlerinin çoğaltılması’ tek başına yasaklarla sağlanamayacaktır. Hele bunun, elinde sadece oltası olan amatör balıkçıya karşı uygulanacak yaptırımlarla gerçekleşmesi hiç düşünülmemelidir. Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte amatör balıkçılar üzerine yoğunlaşan ve sanki balık popülasyonunun yok oluşunun sebebi amatör balıkçılarmış gibi bir düşüncenin ve uygulamaların görülebilecek olması ve ancak çözümünde onları denetlemek ve cezalandırmak olduğunu savunan bir yaklaşım, korkarım ki bu yasanın uygulama ruhuna yansıyabilir. Buz dağının yalnızca tepesini görmekle eşdeğer bu bakış açısı su ürünlerini tehdit eden asıl sebeplerin görülememesine neden olabilir. Bu anlamda Amatör balıkçılar üzerinde yoğunlaşabilecek aşırı baskı uygulamaları devlet ile amatör balıkçıyı karşı karşıya getirmemelidir.

          Sonuç olarak, gelişi güzel eline her oltayı alanın avlanamayacağı,  yasal olmayan yöntemleri kullanarak avlananların cezalandırılacağı, denetimden uzak uygulamaların son bulacağı, nitelikli eğitimin verileceği, yasal düzenlemelerle tüm boşlukların ve eksikliklerin giderileceği, tüm sularımızdaki su ürünleri popülasyonunun çoğalacağı, bilinçli ve örgütlü Amatör Balıkçılık geleceği temennim ile saygılar sunarım.

Gönder