(Yelken yarışçılığında yeni bir heyecan)
Değerli Dostlarım,
Sitemizde bulunan “Yelken Şenliği Başlıyor- Bu yarışlar Türkiye’de ilk defa yapılacak” konulu duyuru/yazı’ya bir açıklama getirmek istiyorum.
Genel olarak; Muhtelif malzemelerden yapılmış (ağaç, maden, çimento, doğal ve yapay elyaflı dokuma, lastik, cam ve petrol türevi), suda yüzebilen bir araç ile ona takılmış yine çeşitli malzemelerden oluşan yelkenle tekneyi, sadece rüzgarın ve suyun; yelken ve tekneye olan doğal etkisi ve kendi kişisel mahareti ile hareket ettirerek kullanan insanların yaptıkları işe “YELKEN SPORU” diyoruz.
Yelken sporu iki ana başlık altında irdeleniyor.
-Çeşitli süreler ve çeşitli rotalarda yapılan fazla insanın gezmesi ki buna “gezi yelkenciliği” diyoruz.
-Diğeri ise bir plan üzerine (one design) çoğaltılmış, aynı yapıda ve ağırlıkta tekne ile eşit alan, biçim ve malzemeden üretilmiş yelken ve donanımından oluşan teknelerin (optimist, laser, dragon, Farr 30, First 40.7, Sun Fast 32 gibi) yarışları ki buradaki ana konumuz bu olacak - ile ayrı planlara göre yapılmış, çeşitli ölçü ve yapıdaki yelkenli teknelerin matematiksel eşitleme ile aralarındaki, belli ölçü ve handikap kurallarına uyarak, belirtilen rotada yarışmaları ki biz buna “yarış yelkenciliği” veya “yelken yarışçılığı” diyoruz. Yarış yelkenciliğine 45 dakika süreli üç deniz mili parkurda yarışan bir optimist ve sailboard yarışı girdiği gibi, duraklı veya duraksız tüm küreyi kuşatan rotalarda yapılan dünya ve kıtalar arası yelken yarışları da girer.
TARİHÇE :
Arkeologlar, Mısır’da yaptıkları kazılara dayanarak ilk yelkenlinin 11 bin yıl önce yapıldığını ileri sürmektedir.
Yelkenli tekneler, buhar icad oluncaya kadar savaş ve ülkeler arası ticaret ve ulaşımda büyük görevler almışlardır. Keşiflerin tümü yelkenli teknelerle yapılmıştır.
XVII. yy. da korsanların hızlı tekneleri ile mücadele edecek daha hızlı tekneleri geliştiren Hollandalılar bunlara avcı anlamına gelen “YAGHT” ve gemi anlamına gelen “CHIFT” kelimelerinin birleşmesi ile oluşan ve kısaca “avcı yelkenlisi” anlamında “YACHT” adını vermişlerdir. Bu yachtlar devriye görevlerini bitirip limana dönerken aralarında yarışmaya başlamışlardır. Bu yarışmalar muhtemelen (one design) teknelerin dünyadaki ilk yarışlarıdır.
Hollandalıların İngiltere kralı 2. Charles’a bu yachtlardan bir tane hediye etmeleri sonucu yachtlar İngiltere’ye, oradan da bütün dünyaya yayıldı.
Günümüzde yacht; savaş, ticaret ve ulaşım amacı gütmeyen, gezi ve spor için kullanılan yelkenli ve motorlu teknelere verilen genel bir addır.
Türk toplumunun yelken ile ilgisi Akdeniz ve Hint Okyanusunda donanmanın kazandığı zaferler ile başlamış, bu sevgi, realiteye “yelkenli sandal” ile inmiştir. Halkımız; her yaşta, balığa çıkmak, kürek çelmek ve denize girmek için kullandığı sandalına, sürme “pena” yelkenini de çekerek, rüzgar ve yelkenden spor amaçlı olarak yararlanmaya başlamıştır. Gençlerimizin çoğu kiralık bu yelkenli sandallarla yelken ve tekne eşitsizliğine bakmadan yarıştıkları oluyordu.
Türk yelken sporu tarihinin başlangıcına; Osmanlı Bahriyesinin eğitimi için kullandığı yelkenli okul gemilerimizi koymak gerekir. Bu gemiler öğrencilerin yelkeni tanıyıp sevmelerini sağlamıştır. Okul öğrencileri öğrendiklerini tatil günleri yelkenli sandal kiralayarak geliştiriyor ve zamanla harçlıklarını biriktirerek kendi sandallarına sahip oluyorlardı. Bu gençlerin faaliyetleri dışında, çoğu yabancılara ait 3-4 büyük yacht ve yerli gayrimüslimlerin sahip oldukları orta büyüklükteki tekneleri o zamanki yelkencilik ve yachtçılık çevremizi oluşturuyordu. 1850-1918 döneminde büyük yelkenli tekne sahibi iki-üç Türk vatandaşının; yabancıların –toplumumuzda bunlara “tatlı su frenkleri” deniyordu-yaptıkları yarışlara kabul edildiklerini görüyoruz. Bu yıllara ait önemli bir hatıra 1898 yılında Büyükada Prinkipo yacht kulübünün düzenlediği iki haftalık seri yarışlarda Faik Bey’in Afacan isimli yelkenlisi ile kazandığı birincilik kupasıdır.
Böyle bir kısa tarihçeden sonra yukarda bahsedilen duyuru/yazı’daki haberi bu bilgiler ışığında irdelemek istiyorum.
Ülkemizde hareketli salmalı teknelerin yarışları (optimist, 4.70 gibi) yarışları onedesign sınıfındadır.
Açık deniz yatları yarışları ise tekneler çok farklı olduklarından belli ölçü sistemleri kullanılarak teknelerin ölçülmeleri (matematiksel eşitleme) sonucunda yine belli handikap sistemleri ile birlikte yarıştırılmaları şeklinde yapılmaktadır.
Yarışçılarda genel olarak ölçü ve handikap sistemlerinin adil olmadığı şeklinde bir görüş vardır. Bu nedenle eş teknelerde yarışılırsa maharetin daha iyi gözükeceği düşünülür.
İşte Türkiye Açıkdeniz yarış Kulübü ile İstanbul Yelken Kulübü’nün aldıkları şimdilik sayısı 10 olan Beneteau Platu-25 tekneler; belli bir program çerçevesinde altı günlük yarışlar sonunda her günün birincilerini (katılım sayısına göre ikincilerini, bazen üçüncülerini) yarışlar sonunda final yarışında bir araya getirerek o serinin birincisini, ikinci, üçüncü… ve ileri derecelerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.
Biri dümenci olmak üzere toplam beş kişiden oluşan ekipler, 05 Şubat 2010 Cuma günü çekilecek kura ile belirlenecek günde yarışacaklar ve her gün sonunda günün galibi/galipleri belirlenecektir.
Yarış İlanı www.taykonedesign.org sitesinde yayınlanmış olup kisa süre sonra Yarış Talimatı’da yayınlanacaktır.
Bu ve takiben yıl boyunca yapılacak Match Race ve Company Cup yarışlarının yelken yarışçılığına yeni bir soluk ve heyecan getireceğine inanıyorum.
Hepinize heyecanlı ve güzel günler dilerim Dostlarım.
Cahit Üren
curen@tayk.org.tr ; cahituren@gmail.com