%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

HALA ZOR GELİYOR BE RIZA

Mehmet Arpaz
info@yabantv.com

 Bu gün 27 Aralık 2009. Tam 3 sene olmuş sen gideli. İnanmak çok zor, beynime inandırmam çok zor. 52 senesini hiç ayrılmadan beraber geçiren 2 erkek kardeş. Zevkleri, keyifleri birbirine benzeyen. Demir çatallı sapanla başlayan beraberlik. Yapılan yaramazlıkların ardından arkamızdan atılan terlikler. Memleketin dört bir yanında yapılan avlar, yetmedi, Avrupa’da yapılan avlar. Sonra teneşirde yüzünü görüp, yanağından öpmek,öpmek. Bir nur gelmiş oturmuş yüzene. Nuru dağıtır öpmelerim diye öpemiyorum artık.

Güneş yine doğup, yine batıyor. Ay yine hilal, dolunay olup kayboluyor. Yağmur, kar yine yağıyor, şimşek çakıyor. Herkes günlük hayatını yaşıyor. Yağmurda şemsiye açıyor. Otobüse, arabaya, işine koşuyor insanlar. Hin olanlar hinliğini yine yapıyor. Yalakalar yapacakları  yere yine yalakalık yapıyorlar. Riyakarlar, aferin almaya alışanlar, alışkanlıklarından yine vaz geçmiyor. Nasılsa öyle olmaya devam ediyor. Uzun lafın kısası; eksik olan tek şey senin yokluğun. Dünya koyup gittiğin gibi duruyor.

 Ava gidiyoruz bir yere. Orada sen varsın. Benden önce gidip oturmuşsun sanki o çeşmenin başına. Ben ayağımı sürüyüp geldiğimde rasgele diyen sen oluyorsun önce. Bir taşın başına çıkıyorum kekliği kişelemek için. Sanki sen benden önce gelmiş beni bekliyorsun. “Abi seni bekledim, kalkanlara beraber atalım“ der gibi bir halin var. Kişeleyip bağırıyorum. Kalkana önce sen atıyorsun. Sonra da ben. Kalktığı yere düşürüyorsun eskisi gibi. Bende gidene atıyorum. Gezerken dağlarda  „buralara geldiler, dikkatli olun“ diyeceğim, benden önce sen diyorsun. Hiç bir avımız ayrı  geçmedi ki. Her yerde karşıma çıkıyorsun. Ruhunla hep beraberiz.

 Ah Rıza ah, ne vardı sanki arkamdan gelip avcı oldun. Pehlivan, koşucu, tenisçi filan olamaz mıydın? Hep kafamın içinde kalmazdın. Pehlivan sözü geçince içim bir cız eder geçerdi.

 Tüfek ellerim aklıma sen gelirsin

Fişek görürüm bir koli de sana alasım gelir.

Bir kıyafet görürüm hala iki tane almaya kalkarım.

Filanca yere ava gidilecek derler, hemen telefona sarılırım. Sonra süklüm, püklüm geri cebime koyarım.

Sensiz bir anı anlatamam. Hepsinin içinde sen varsın.

 “Zaman herşeyin ilacıdır “ derler. Ne ilaçmış ama? Acın zamanla daha katmerleniyor.

 Anam telefonda „Nasılsın oğlum“ deyip ağlamaya başlıyor. Evlat acısı zor. Ama kardeş acısı da kolay değil be Rıza. Ağlaşıyoruz önce. Sonra konuşacağımızı konuşuyoruz. Arkadaşlara da „Allah rahmet eylesin“ demekten belki de fenalık geldi. Belki onlar da „bu adamın hiç anısı yok mu kardeşsiz“ diye düşünüyorlar. Var mı be Rıza? Var mı?

 Her şeyimizle kaynaşmıştık. Zevklerimiz birbirimizin aynıydı. Çok kardeşler gördüm ama birinin zevkiyle diğeri alay eder. Biri diğerinin tutkusu ile dalga geçer. Rakıyı beraber içtik. Gece yatakta kusmamak için derin, derin nefesleri beraber aldık. İlk kaçak sigarayı beraber içtik. Beraber yakalanıp, dayağı beraber yedik.  Kabahatlerimizi büyüklerimize karşı beraber kabullendik. Beraber azar işittik. Beraber gülüp, beraber ağladık. Birimizin eline diken batsa ikimizin de eli acırdı.  Şimdi de benim yüreğim acıyor Rıza.

 Dualarım hep seni anımsatıyor. Çoluğumu, çocuğumu, torunlarımı, yeğenlerimi Allaha emanet ederken her gece. Seni de her gece Allaha emanet etmiştim ben. Niye Rıza niye? Yakışmadı sana bu yaptığın hiç. Simdi de her gece rahmetle anıyorum seni.

 Allah Rahmet eylesin. Mekanın cennet olsun. Nur içinde yat.

Gönder