%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

AVCILIK NEDİR? NE DEĞİLDİR? (Yeni)

Mehmet Arpaz
info@yabantv.com

Avcılığın "ne olup ne olmadığını" tartışmak için, tartışanlar arasındaki en önemli ölçüt yeterli ve doğru bilgi sahibi olmaktır. Yeterli bilgi sahibi olmayan kişilerle tartışmaya girmek sadece demogojiye hizmet etmektir. Bilgisi olmayan kişiler doğruyu göremez, doğruyu yazamaz. Böyle kişiler avcılığı ancak vurmak, öldürmek, kan, katillik gibi görebilir. Pirzolanın kemiğini dişleriyle sıyırırken hiç bir zaman böyle bir düşünceye kapılmazlar nedense. Bu görüş de aslında anlatır ki herkes avcı olamaz. 

Avla erdem bir arada olabilir mi?

Türk dil kurumu sözlüğüne göre,

ERDEM: Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, ilkelerin genel adı.

İyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk avcılığın öğretilerinde mihenk taşıdır. Üzerinde bu meziyetleri toplayamayanlar avcı olamaz. Demek ki Avcılık başlı başına bir erdemdir. Kelime oyunlarıyla, erdemin hakikatlerini gizlenemeye çalışmakla, lastik gibi asılmakla bir yerlere varılamaz. Avcılık ile erdem aynı tablo içerisinde alt alta değil yan yana poz verirler. Yavru, gebe dişi avlamak avcılıkta alına sürülmüş kara bir lekedir. Erdem ve avcılık herkesin vicdanında değil belki ama avcı vicdanında yerini almıştır. Doğada döl değeri düşmüş ırkını sürdüremeyecek, sakat ırklar yaratacak bir hayvanı kollamak, onun eceliyle ölmesini beklemek doğaya ihanettir. Zira avcının vicdanını rencide edecek bir şey yoktur. Avcı karşıtı olmak pirim yapıyor diye “bilmeden” yazı yazmak ise erdemsizliktir.

 "Nerede henüz tam bilgi yoksa,orada spekülasyonlara bol, bol yer vardır."

Avcılığı kulaktan dolma bilgiyle bilip, yazı bile yazabilen bir kişiyle tartışmak çok zordur. Öncelikle av bir spor değil tutkudur. Bu tutkunun içinde hobi ve sporu barındırır. Av aslını inkar etmeyenler için bir kültürdür. İnsanlığın başlangıcından bu yana süregelmektedir. Avcılık kültürü mağra duvarlarına çizilen çöpten av hayvanları resimleriyle başlamaktadır. Kültür olduğu asla yalan değildir. Asıl yalan olan kan dökme, keyif alma sözleriyle avcılığı hiç bilmeyenleri medya yoluyla kandırmak, pirim yapma isteğidir.

 Avcılıkta nefis kontrolünü 3-4 saat yemek yememek, tuvalet ihtiyacını giderememek olarak algılamak. Başta yazdığım sözcüklerin doğruluğuna götürüyor beni yine. “Yeterli ve doğru bilgi sahibi olmak” Avcının torbasında daima bir lokma ekmeği, bir yudum suyu bulunur. Doğada olduğu için de çıkarıp çövdürür. Söz av hayvanlarının nasıl yenmesine getirilecek? Bu da yazarın kurduğu tuzak cümlelerdir. Avda nefis kontrolü önüne gelen her hayvana tüfek doğrultmamak, ona atmamaktır.

Doğanın yok oluşunu avcılara getirip bağlamak düşüncelerin en basitidir. Metinde bolca kullanılan “bence” ve “diyalektik” sözsükleri de bu basit düşüncelerin bir tezahürüdür. Avrupa’nın, ABD’nin yasakladığı fosforlu tarım ilaçlarının hala Türkiye’de kullanılıyor olması, son derece kansorejen olmaları, tahılların kepeklerinde biriken bu kansorejen maddenin kepekli un tercihiyle, ekmeklerde durmaksızın tüketilmesi Türk insanı için demek ki bir sorun teşkil etmemektedir. Doğadaki yabanın hiç zarar görmemesi ön görülmektedir. Ormanların, kum, çakıl ocakları, imara açılarak  yok edilmesi, göllerin, sulak alanların kurutulması, sanayi bölgeleri diye ayırılan yerlerin doğadan çalınarak yabanın yaşam alanlarının kısıtlanması avcılık suçu değil, avcılığı karalayıp doğa yazılarıyla doğacı olanların  suçudur. Her taraf çöl olursa, doğa bir gün yok olursa şu da bilinsin ki sebebi hiçbir şekilde avcılar olmayacaktır.

Bu tür insanlara kızmak, onlarla tartışmaya girmek çare değildir. Böylelerine söylenecek son söz

Her bildiğini söyleme ama, her söylediğini bil

                                                                                                    A. Claudius

demektir.

Mehmet ARPAZ

Gönder