YABAN STORE YABAN TUR KURUMSAL PROGRAMLAR YAYIN AKIŞI REKLAM İLETİŞİM ALBÜM VİDEO İLANLAR FORUM ÜYE GİRİŞİ
ANASAYFA ÇEVRE DOĞA SPORLARI KÖPEK & AV & ATICILIK YELKEN & DENİZ BALIK & OLTA PET CLUB TARIM 4X4
yazılar Ana Sayfa
Ömer Borovalı
omerborovali@yabantv.com

Google Facebook Del.icio.us Digg Favorilerime ekle Arkadaşına gönder Yazdır
BAKANA SORU, DEMOKRASİ Mİ BU YÖNETİMİN ADI?(Yeni)

GÜCÜ GÜCÜNE YETENE! 

Örneklerini hergün görüyoruz, okuyoruz. Hem Türkiye’de hem dış ülkelerde. Sözde en medenilerinde. Gücü gücüne yetene. Demokrasi böyle bir şey.

Merak etmeyin siyasi, felsefi ukalalık  yapacak değilim burada. Ama değişik bir açıdan şu bizim bitmek tükenmek bilmeyen, avcılğımızdan şikayetimizi ele almak istedim.

Komünizm'i rejim olarak değil de, kelime manası bakımından ne demek olduğunu hiç düşündünüz mü? Fransızca olan bu kelimenin kökeni “Komün”, batı dillerinde “toplum” demek. “Komünist”, “toplumcu”,  “komünizm” ise “toplumculuk”. Yani en idealist açıdan baktığınızda toplum için çalışmayı hedefleyen, her şeyin halkın olduğu bir rejimi ifade etmesi gerekiyor. Tabii derinine indikçe bireysel hakların da olmadığı ve devletin her şeyin sahibi olduğu bir rejim açıklamasına gidiyor iş. Ama tabii her komünist rejimin ülkesinde yöneticilerin parsayı topladığı, sözde toplum için olması gereken çalışmaların aslında öncelikli olarak hem de çok öncelikli olarak kendi hayatlarını düzenlemeye dönük olduğunu bilmeyen yok. Eski Komünist rejimle yönetilen ülkelere baktığınız zaman da onlardaki avcılık sisteminin de komünizmden çok önce 200 yıl öncesine dayanan avcılık sistemlerinin kurulduğu görülür. İşin tuhafı, Osmanlı yönetiminde olan bazı Balkan ülkelerinde dahi kendi halkları arasında yerleştirdikleri avcılık sistemleri, Osmanlı zamanında da aynen devam etmiş,sonradan Komünizmin gelişiyle de devletin denetiminde ve yönetiminde sürmüştür. Avcılığı devlet organize etmiş şartlarını belirlemiş ve yapılışını kontrol etmiştir. Ama her türlü yatırımlarını yaparak ve avcı halkına da av sağlayarak. Bugün krallık da yok, Osmanlı da yok, Komünizm de yok, ama halkının kendi kurduğu düzen devam ediyor bol avlı olarak. 

Ya demokrasi'yi düşündünüz mü? Sözlük karşılığı ile “halkın erki, halkın kendini idaresi”. Yani halkın, bizim seçtiklerimizin bizi idaresi. Tabii yerseniz....Bizi bizim seçtiklerimiz mi yönetiyor, yoksa biz sadece bir partiye oy veriyoruz, bu demokratlığı tartışılır seçim kanunu ile de birileri çoğunluğa rağmen iktidar olabiliyor. Ve o bizlerin seçtiği! iktidar bizler için , kendi hedefledikleri Türkiye'nin çıkarı için çalışmaya başlıyor. Milletvekillerini biz mi belirliyoruz yoksa partilerin başkanı mı? Tabii ki başkan belirliyor. Biz saadece, ister istemez o başkan ve ekibinin belirlediği kişileri o partiye oy vermekle kabullenmiş oluyoruz. Bizlerin, yani halkın kendi adayımızı belirlemeye ve meclise temsilcimiz olarak kendi adayımızı göndermeye

Kabiliyetimiz yok bugünkü seçim kanunu uygulamalarında. 

Diğer taraftan, devletin kurumları ve çalışan memurları da hizmetkarı oldukları halkın yani toplumun çıkarları ve refahını sağlamaya yönelik bir yapılanma doğrultusunda çalışmakla yükümlü. Başka bir söyleyişle, hizmetinde olduğu toplumu hedef  bir refaha ulaştırmak ve en uygun yapılanmayı o toplumda yapılandırmak için çalışmakla yükümlüler devletin memurları. Tabii bu en tepedeki Genel Müdüründen, hatta daha da ötesi, bağlı olduğu müsteşarından ve hatta bakanından en alttaki memuruna kadar kendi sorumluluk alanınındaki her çalışanın yapmakla yükümlü olduğu bir çalışma düzeni.

Aslında devletin bir takım temel politikaları olur. İş başına gelen hükümetler de kendi uygulayış biçimlerine göre o temel politikaları uygular, kadrolarına uygulatır. Devletin politikalarından bir aşağısı da hükümet politikalarıdır. Bunun da bir altına indiğimizde bakanlıkların kendi iş alanlarına giren konularda da kendi politikalarını oluşturmaları gerekir. İlgili kurumların memurları da bu politikaları uygulamakla yükümlüdürler.

İşi bu olan memurları bu çalışmalarını aksatırlarsa, yapamazlarsa veya yapmazlarsa da görevi yapmamaktan, görevi kötüye kullanmaya kadar suç işlemektedirler.

Ama öncelikle görevin tarifi gerekir. Tabii bu görevin tarifinde Türkiye için, ilgili konudaki hedef olan çağdaşlık düzeyi esas alınmalıdır. Ne yapılmaya çalışılacağının memuru tarafından da vatandaş tarafından da bilinmesi gerek. Kim biliyorsa bunu biz de bir bilebilsek.

Pekiyi de , görevini yapmayan bir zihniyeti biz kimlere şikayet edebiliriz? Burada elimiz kolumuz bağlanıyor.

Lafı nereye getireceğimi her halde yazının başından beri tahmin etmişsinizdir.

Çevre ve Orman Bakanlığı ne kadar demokrat? Milli Parklar Genel Müdürlüğü ne kadar biz avcıların çıkarını biliyor ve bunun için çalışıyor mu? Bu yönde politikasını belirlemişmidir? Bu politikasını (eğer varsa) bütün israrlarımıza rağmen neden topluma açıklamaz? Şunu da burada teslim edeyim. Avcıların çıkarı dediğim, katiyetle tam da bizim milletin yaptığı gibi bitirene kadar avlanabilmek değildir. Bana göre avcının çıkarı, doğanın en iyi biçimde sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır. Avcıya en iyi avlanma şartlarının, en bol av bulabileceği şartların oluşturulmasıdır. Karşılığında da bu sağlıklı avlanmanın sürdürülebilmesi için gerekli maddi katkının da, gene avcılar tarafından sağlanmasını temin edecek uyarlamaların yapılmasıdır. Ama öncelikle avcı memnun edilmelidir ki istenen katkısı da sağlanabilsin. 

Bu şartların nasıl temin edileceği bilgisine Ankaradakiler sahip mi? Görevlerinin bu olduğunun bilincindemidirler? Sanmıyorum. Böyle bir birikimleri olsa onu uygularlardı diye düşünüyorum. Ama durduk yere de başlarına bir takım işler açmak derdinde de olamdıkları muhakkak.

Bırakın şimdi biz avcıların derdimizi Ankara'ya anlatabilip anlatamadığımızı, ama öncelikli olarak Ankaradakilerin görevi, Türkiye'de avcılığı çağdaş bir seviyeye getirmek. Bunu yapmak zorundalar. Bana göre yıllardır o makamları işgal edenler her ne sebeple olursa olsun bize bu imkanı temin etmedikleri için en azından görevlerini kötüye kullanmaktadırlar. Önlerinde dış ülkelerden o kadar çok uygulama örnekleri varken, kendilerine her fırsatta bu sektörün akil adamlarınca her türlü örnekler verilirken, anlaşılmaz bir şekilde kulakaları da gözleri de bu seslenişlere kapalı.  

Benim “forum” bölümümüzde başlattığım ve her “Hedef” programımda da fırsat buldukça bahsettiğim ve yabantv sitemizde dostumuz İlhan Deveci'nin 23 Kasım tarihli “Türkiye'nin avcılık sistemi ne olmalı” başlıklı yazısına baktığımız zaman haklı olarak hepimizin bohçacı olduğundan bahsediyor. “Belgeli olan ve kanunlara riayet eden avcıları ayrı tutuyorum” diyor. Ben de, doğru dürüst avcılık yapan ve ava giden avcıların içinde bohçacı olmayan var mı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Her yıl yeni yasak yerleri ile devamlı kısıtlanan avlanmaya para vermeyenler bohçacı ilan ediliyor. Sürek avı yasak, her domuz avcısı sürek yapıyor. Teypler kuruluyor, limitler aşılıyor, vs. Şimdi burada tek tek nasıl MAK kararlarının çiğnendiğini yazmayalım, nasılsa herkes birbirini biliyor. Ama her halde bakanlık sadece avlanma izin ücretini yatıranları avcı olarak kabul ederken, tüm avcı camiasının sıkıntılarını ve şikayetlerini de görmezlikten gelmek için kendine bir aldatmaca kaçış kapısı açıyor. Yasakların neden çiğnendiğini, bunun çözümünün nasıl olması gerektiğine kafa yorsalar ya. 

Yönetim aldığı kararlarla avcıları bu şekil davranmaya zorluyor. Bunun çözümü falan da umurlarında bile değil. Anladığımız kadarı ile bundan dolayı ne bir sıkıntıları ne de bir dertleri var. Zira gündemlerinde Türkiyede çağdaş bir avcılık uygulamasının alt yapısını kurmak gibi bir konu yok. Kendi kafalarına göre değilde, dünyadaki çağdaş avcılık yapılanmalarına göre çözümler bulsalar. Bunun hesabını da kendilerinden soran bir üst makam da yok. Bilemiyorum bakan katına avcılıkla ilgili bir rapor sunmaları gerekiyor mu her yıl. Ama eminin, zaten bilgisi de, bu konuda soracağı suali de olmayan bakana, zevahiri kurtaracak bir bir rapor sunuluyordur gerekirse. 

Sn.Bakana Genel Müdürlükten rapor her halde aşağıdaki gibi gönderiliyordur;

 “...Yabanhayatını korumakla görevli ekiplerimiz kaçak avcılara karşı amansız mücadelelerini canla başla sürdürüyorlar. Bu kapsamda .... kişiye ......TL ceza kesildi. .....adet kaçak tüfeğe el kondu. Öte yandan da av turizmi kapsamında, senelerdir sürdürdüğümüz kapsamlı koruma çerçevesinde .....bölgelerinde yaban keçisi avlaklarında ....adet yaban keçisi vurulmuş civar köylerine .....TL katkı payı ödenmiştir. Yıllardan beri avlanması yasak olan Karaca ve Kızıl Geyikler de son beş senedir av turizmi kapsamında ava açılmaktadır ve her yıl her iki türden de 30 civarında erkek birey ağırlıklı olarak yabancı avcılara bedeli karşılığında vurdurulmakltadır. Özellikle Kızıl Geyik için her bir birey ortalama 8000TL bedelle ihale edilmektedir. Domuzları da bu millet katlediyordu. Onun için onlara da sürek avı yasağı getirdik. Ancak çok artma gösterdikleri yerlerde Tarım İl Müdürlüğünün de onayı ile gününü belirleyerek sürek avı ile sayıları kontrol edilebilir düzeye getiriyoruz. Türkiye genelinde 15 OİM bölgesinde örnek domuz avlakları ihdas ederek bunları da ihale ettik. Talebi teşvik ediyoruz. Talep halinde yeni avlaklarda ihale ile kiraya verilecektir. Bu bölgelerde de domuz sürek avlarına izin veriyoruz. Domuz avlarından da av turizmi kapsamında ülkemize döviz kazandırılmasını teşvik etmiş oluyoruz. Böylelikle Türkiye'nin dış ülkelerdeki tanıtımında, bakanlığımız uhdesindeki avcılık yönünden de gerekli katkı sağlanmıştır. Sürdürdüğümüz örnek avlak teşvik politikamızla hem avcılığı avcılar eliyle kontrol etmiş hem de peşin gelir temin edilmektedir.

Ancak,bütün bu olumlu ve teşvik edici çalışmalarımıza rağmen, avcılardan toplanan toplam yıllık 12milyon TL de koruma çalışmalarına yetmemekte,bu mebleğın yarısı sadece koruma devriye çalışmalarında araç yakıtı olarak sarf edilmektedir. Tabloda da görüleceği gibi avlanmaya ilgi her yıl düşmekte olup, avcıların ödemekle yükümlü oldukları avlanma izin ücretlerindeki düşüş de görülmektedir. Bu düşüş Maliye Bakanlığınca her yıl tahsil edilen avcılık belgesi harçlarında da görülmektedir. İÜ.Orman Fakültesi Av ve Yabanhayatı Yüksek Okul programından mezunlara da imtihanlarında başarılı olanları koruma memuru statüsünde istihdam edilmektedirler.vs.vs.vs, görüşlerinize arz olunur.”

Daha pek çok süslü laflarla kendi çalışmalarını meth edebilirler her halde.

Söylermisiniz bana konu hakkında hiçbir bilgisi olamayan müsteşar veya bakan bu harika rapora ne diyebilir “başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim” demekten başka. 

Üst makamlara hiçbir rapor, uzun yıllar içinde, etrafları da tel çitle çevrilmesine rağmen sayıları ancak 2 bine çıkarılabilen Konyadaki Yaban Koyunlarının bu yıl sayıları birkaç yüze düşecek şekilde hastalıktan kırıldıklarından bahsetmez. Hele Antalyada 50 yılda kaç Alageyik yetiştirildiğinden de kimse bahsetmez. Avlanma kotası verilen 200 yaban keçisi için her halde methiyeler düzülüyordur. Başarılı koruma çalışmaları diye. İstanbul Belgrad Ormanındaki çit içinde sayıları 170'i bulan tek düze ot verilerek açlık çeken Kızıl Geyiklerin tüberküloz (verem) olduklarından da bahsedildiğini sanmam. Bu hastalıklı geyiklerin de zaman zaman Türkiye'nin diğer bölgelerine de götürülüp salındığından da bahsedildiğini sanmam. Hastalıklarına da kaç yıldır bilimsel bir çözüm bulunmadığından da bahis yoktur.

Halbuki evvelden beri konu hakkında hiçbir bilgiye sahip olmayan Çevre ve Orman Bakanlarına, küçücük Letonyada yılda 20bin Karaca, 6-7 bin Kızıl Geyik vurulduğu, İsveçte 700bin avcının 65bin'inin kadın avcı olduğunu ve yılda 240 Ayı, vurulan Zığın'ın 100bin mertebesinde olduğunu, Finlandiya avcılarının 1//3'ünün kadın olduğunu, Almanyada 1m300bin Karaca, 250bin Domuz, 100bin Kızıl Geyik vurulduğunu ve tüm ülkelerde avcılığın Avcı birlikleri tarafından idare edildiğini kimse söyleyip de bizim ülkemizde kendi idarelerindeki bakanlıklarında bu işin neden bu kadar geri olduğunu kimse sormaz. Soramaz da, çünkü bakan beyler böyle lüzumsuz konulara kafa yormaz ilgilenmezler. İlgilenmezler de, bari bir emirlerindeki ilgililere hesap sorsalar, bizde neden o ülkelerdeki meslekdaşları gibi yapamıyorlar diye.  

Bize bakanlıkça “siz Türkiye'nin çıkarını değil ancak serbest gelişi güzel avcılık taleplerinizle kendi düzensizliğinizi savunursunuz, Türkiye'nin gerekli çıkarını ancak bakanlık olarak biz biliriz” diyemez. Zira, yapamıyorlar, bir düzeni beceremiyorlar. Kendi eksiklerini görebilip kabullenebilirlerse, rakamlarla da Türkiye yabanahayatının ve avcılığının hali ortada.    

Biz avcımızın genel olarak ne kadar av kültüründen yoksun, düzensiz, pek çok konuda olduğu gibi külüstür bir konumda olduğunun bilincindeyiz. Avcı toplumumuzun bu haliyle de avcılığımızın yönetiminin tamamen avcılarımıza bırakılamayacağının da bilincindeyiz. Ancak rahmetli Özal'ın dediği gibi “ülkemin insan hamuru bu” diye de av ve yabanhayatımızın da yapılandırılmasını gelişi güzel bu halde bırakmamak için uğraşıyoruz. 

Bu yazı ve benzerleri sayfalar dolusu sürer gider. Bakanlık yetkilileri bu vurdumduymaz tutumu bırakamadıkça bu halden de kurtulmamız pek mümkün görünmüyor.  İlgililerin şunu kabullenmeleri lazım. Devlet vartandaşına hizmetle yükümlüdür. Demokrasi, toplumun ilgili kısmını kapsayan konulardaki çoğunluğun talebine göre alt yapıların kurulması ile işlerlik kazanır. 

Son söz olarak da, biz Ankara yönetimine seslenişimizi burada tekrarlıyoruz. Biz avcılığın tartışma platformuyuz. Gelin bizimle yüzleşin. Siz avcılığımızın hesabını bize vermekle yükümlüsünüz. Türkiye’de demokrasi var deyip de başka telden çalmayınız. Siz demeseniz de patronlarınız öyle beyan ediyor.

“Türkiye'nin avcılık sistemi nasıl olmalıdır” forumuna katılın. Birlikte çalışarak avcılığımızı da yaban hayatımızı da bu sürünürlükten kurtaralım. Yasaklarla değil, açacağınız çağdaş kapılarla. Bırakalım artık bu en devletçi ülke olgusunu. Hakiki demokrat olun. Mert olun, açık olun. Neticede siz bizler için çalışıyorsunuz, bunu aklınızdan çıkartmayın.

Şikayetlerimiz bakana, ama o da nasılsa duymayacağına göre başbakana mı götürmeye uğraşalım meselemizi?....Haydi canım her halde ancak güler geçeriz böyle abuk düşüncelere. Biz söyler ve sadece gene biz dinleriz.

Çevre ve Orman Bakanlığı en üst yöneticileri, size pek çok kere YABAN TV’den gönderdiğimiz “HEDEF” programıma yazılı davete rağmen, hep bahanelerle gelmediniz. Gene de, Ocak ayında yapacağım HEDEF FORUM’a katılmanızı, Türk avcılarının karşısında cevap vermenizi (hesap değil)  bekliyorum. Yetkili, bilgili ağızlarla gelmezseniz, katılmazsanız avcıdan şikayet etmeye hakkınız olmaz, vebali sizin.

yorumlar (11) Yorum Yaz
 

rtaktak 04.01.2010 11:35:56
Sn.Ömer borovalı yıllardır emek verip bir yerlere göndermek istediğiniz mesajlar ne yazıkki hala yerinde sayıyor.Fakat birazda federasyonu bu konuya duyarlı hale gelmesi için uyarmayı deneseniz olmazmı.Diye düşünüyorum.Ben mevcut av sahalarının hala net bir vaziyete geldiğinin inancında diğilim.İstanbul avlakları bir takım insanların eline düşmüş can çekişiyor.Her kes ava gitmekten korkar hale gelmiş.acaba nereler yasak nereler serbest diye .Biz istanbul avcıları olarak nerede av yapacağız.saygl

python 22.12.2009 17:48:02
Merhaba ömer abi ve avcı arkadaşlar, ömer abi gerçekten sıkıntılarımızı güzel bir şekilde anlatmışsınız fakat bizim memleketimizde 1 ileri 2 geri yer aynı durduğun yer silah almak için müracat ettim bana yöneltilen ne o öyle ordumu kuracaksın 2014 yılında bitim tarihli ruhsatım var yine aynı işlemleri yaptırtıyorlar peki elimdeki silahlar aslında bizim milletimiz uysaldır üzerimize düşen herşeyi yapıyoruz yani bohçacımı olalım abi herkezin bir hobisi var ve bu işten herkez ekmek yiyior.

m.emin 21.12.2009 21:04:12
bu soyledıklerınızde hıcte kolay olmaz oraya gelcek kısı avcımı olcak dogoyı benımseyen ve gercekten avcı ve yaban hayatı dogaya asık bırı olmalıkı dertten anlayıp haklıyı haksızı ayırsı kım gelcek kımı ıstıyosunuz oraya getırmek ıcın aklınızda bırı vardır tanıyosunuz o camıyayı nasılsa sıradan bırının yada avcının gelmesı mantıklı degıl varmı soyle taraf tutmayan adam gıbı adam cıkarsız kararlar alıp ava avcıya dogaya sahıpcıkıcak bı ısım kım gelcek desteklıycemız bırı kım o kısı

m.emin 21.12.2009 20:56:26
demokraıden bahsedıyosunuz ben sızle aynı fıkırde olmadıgım konularda yazılar yazdım sızde daha okumazsanız memnun olurum gıbı bıseyler yazmıstınız sızle aynı fıkırde olmayanlara ndn demokrası var herkes ıstedıgını yazar saygı duyarım demedınız demokrası kendı aramızda bıle yok kı koca devlette olsun adıvar kendı yok bızı kımse dınlemez avcıyı kım sayyokı devlet saysın bukadar sorun varken ses duyuramıyoz kımsede uymaz sayglar

nurettin 07.12.2009 21:51:57
selam omer abi koylerde ekilmeyen arazileri ektirip ordaki bulunan avcilarla calisma yapmadiktan sonra turkiye gibi kurak gecek bir ukede av hayvanlarina su saglanmadiktan sonra ama sunu gol ama su getirerek av hayvanlarina cogaltmak icin bogle calisma yapmadiktan sonra turkiye avcisina bak verdiyiniz paralar size av olup geliyor diye turk avcisina bol av furdurmadiktan sonra bunlari gormeyen turk avcisi sesine cikarmaz ve yukardaki bu isten anlimayanlar anliyormus gibi haki yutdururlar kan
 
diğer yazıları
 

"AVCIYI MEDYAYA YEDİRMEMEK ÜZERİNE"... (Yeni) 17.01.2012 23:34:56

AVCILIĞIMIZA YENİ UYGULAMA (Yeni) 29.12.2011 16:35:27

AYININ YAŞAM ALANI DARALMIŞ........ (Yeni) 15.09.2011 11:44:19

HANİ HISIMDIK????? (Yeni) 25.06.2011 14:06:03

MAK’a Son Çağrı (Yeni) 30.05.2011 14:27:01

AVCILIĞIMIZDA YENİ YAPILANMA "3" (Yeni) 25.03.2011 16:03:32

AVCILIĞIMIZDA YENİ YAPILANMA 2 19.12.2010 01:06:31

AVCILIĞIMIZDA YENİ YAPILANMA “1” 27.08.2010 01:31:34

AVCILIĞIMIZDA YENİ YAPILANMA “1” (Yeni) 26.08.2010 21:23:08

SAHTEKARLIKLARINI KUSUYORLAR (Yeni) 16.08.2010 17:02:36

SAHTEKARLIKLARINI KUSUYORLAR (Yeni) 31.05.2010 15:14:56

MAK’DAN NE BEKLEDİK, NE GELDİ... (YENİ) 20.05.2010 13:03:38

BAKANLIĞA MAK ÇAĞRISI (YENİ) 03.05.2010 10:04:54

AVCILIĞIMIZA YENİLİKLER... 29.03.2010 15:27:07

MAK KARARLARINA ÇEYREK KALA... 08.01.2010 14:21:25

GELİŞEN BİR ŞEY YOK (Yeni) 24.09.2009 12:45:33

SORUNLARA ÇÖZÜMSÜZLÜK YARATAN KAFALAR 03.09.2009 01:38:18

YAZMAKLA BİR YERLERE VARACAKSAK,ÇAĞDAŞLIK ÖZLEMİ 02.08.2009 19:20:18

BAŞLARKEN 29.06.2009 13:10:13

 
yazılar
Nazife Yıldız SÜKAN Nazife Yıldız SÜKAN
HAH TAM İSABET (Yeni)

Ali Birerdinç Ali Birerdinç
SİZİ HİÇ UNUTMADIM KÖPEK HIRSIZLARI (Yeni)

DR. ALİ BÜRKEV DR. ALİ BÜRKEV
Değerler ve Doğrular

Ömer Borovalı Ömer Borovalı
"AVCIYI MEDYAYA YEDİRMEMEK ÜZERİNE"... (Yeni)

ALİ COŞAR  - İSVEÇ ALİ COŞAR - İSVEÇ
Keloğlan ( Yeni)

Mehmet Arpaz Mehmet Arpaz
NEREMİZ DOĞRU ? (Yeni)

MUSTAFA HELALPARA MUSTAFA HELALPARA
YAŞAM HAKKI ( Yeni)...

NESRİN ÖZÇELİK NESRİN ÖZÇELİK
ATLAR (Yeni)

YAŞAR BURAK USLU YAŞAR BURAK USLU
HODRİ MEYDAN…!

Kamil Üçbaş Kamil Üçbaş
BASIN VURUYOR VE SUSUYOR! (Yeni))

ALPER GÜNGÖR - İSVEÇ ALPER GÜNGÖR - İSVEÇ
Semercioğlu’na Bir Mektup da Benden ( Yeni)

Zir MüH. H. Ozan Erzincanlı Zir MüH. H. Ozan Erzincanlı
Hayvanlar Büyük Konseyi Bildirisi ( Yeni)

Oktay AYDINER Oktay AYDINER
USTA (BALIKÇI) ÖĞRETİCİ SERTİFİKASYON EĞİTİMİ

Öğr.Gör.İlhan Deveci Öğr.Gör.İlhan Deveci
AVCILIK MANTALİTESİ

Aykut Soytutan Aykut Soytutan
MİLLETİMİN EFENDİSİYLE SEZONU AÇTIK! (Yeni)

Cem KARABAY Cem KARABAY
TELEVİZYONDAN SCUBA ÖĞRENMEK

Dr.Serhat TORUN Veteriner Hekim Dr.Serhat TORUN Veteriner Hekim
AVCILIK ve TEKNOLOJI (Yeni)
hepsi

Bu sitede yer alan okur yorumları, forum içerikleri, üye resim ve videoları, üyelerin kendi kişisel görüşleridir. YABAN'ı bağlamaz.Bu sitede yer alan haber, yorum, okuyucu görüşleri, forum içerikleri, resim, video ve her türlü içerik kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz, hiç bir surette kullanılamaz. 

Anasayfa     Albüm     Video     Forum     İlan / 2.El     Üye Girişi     Yaban Store
Çevre     Doğa Sporları     Köpek & Av & Atıcılık     Yelken & Deniz     Balık & Olta     Pet Club     Tarım     4X4
Kurumsal     Programlar     Yayın Akışı     Reklam     İletişim