%100 Doğa Outdoor Yaşam Etiği

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

DOĞAYA BORÇLUYUZ (Yeni)

Öğr.Gör.İlhan Deveci
info@yabantv.com

 Avcı, av ve doğal yaşam birbirinden ayrılmayan, ayrılamayan ve birbirini tamamlayan, gelişimini destekleyen önemli unsurlardır. Doğal yaşamın varlığı, denge içerisinde av ve avcıyı da kaçınılmaz olarak mümkün kılar. Günümüzde önemli olan, yaban hayatının yaşama hakkının gözetilerek habitatlarının korunması, üremelerinin desteklenmesi ve dengeli bir şekilde de avlanmasıdır.

         Doğal yaşamın dengesi, insan faktörüne bağlı olarak artan nüfus, çarpık kentleşme, tarım alanlarının genişlemesi, tarımda kullanılan denetimsiz, aşırı ve bilinçsiz ilaç ile gübreler, gelişen teknoloji sonucu oluşan sanayinin kontrolsüz atıkları, fosil yakıtlar sonucu sera etkisi yaratan gazlar, aşırı üretim ve buna bağlı olarak teşvik edilen tüketim sonucu bozulmaktadır. En önemli değerlerimiz hava, su, toprak ve canlı yaşam bundan olumsuz etkilenmekte ve önüne geçilemez bir yok oluşa sürüklenmektedir. 

         Bu anlamda, her geçen gün yok olan doğal değerlerin geri kazanımı için çaba sarf etmek biz avcıların en önemli  sorumluluklarındandır. 

         O halde bu kapsamda neler yapmalıyız? Bu soru neden güzel bir başlangıcı beraberinde getirmesin?  Öncelikle bu güne kadar ki av yaşantımızı mizana koymakla başlamalıyız. Hep vurduğumuz, hep tükettiğimiz, hep kirlettiğimiz, hoyratça kullandığımız ve hiç yerine koymadığımız, koyamadığımız, katkı yapamadığımız bir avcılık yaşamımız var ise eğer, hemen telaşla katkı sağlamaya, destek olmaya çaba sarf etmeye niyet etmeli ve çalışmaya başlamalıyız. 

        Çünkü gelinen noktada doğanın ve yaban hayatının, avcının şefkatli desteğine, bilinçli katkısına ve dengeleri gözeten korumacı yaklaşımına ihtiyacı vardır.  

         Bunun için ise verilecek mücadelenin, harcanacak çabanın tam zamanıdır. 

         Ülkemizde bazı av hayvanları türlerinin avcılığı yasalarla onlarca yıllardan bu yana yasak olmasına rağmen, popülasyonlarının artmadığı ve yok oluşun artarak sürdüğü bilinmektedir. İstenmeyen bu sonuç iki gerçeği somut olarak ortaya koymuştur; 

  1. Yok oluşun nedeni sanıldığı gibi avcılık değildir. Bu anlamdaki asıl sebepler yukarıda ifade edilen sorunlardır.
  2. Yasakların varlığı yasal çerçevede gerekmekle birlikte, tek başına asla üretim ve doğaya katkı için yeterli bir çözüm değildir. 

         Sonuçlar ve uygulamalar ne olursa olsun gerçek; önlenemez bir yok oluşun, avcılığın dışında diğer sebeplerden kaynaklandığı ve ‘bilinçsiz avcılığında’ bu yok oluşta pay sahibi olduğudur. O halde, diğer asıl sebeplerle ilgili ve bilinçli yaklaşımımızı korumakla beraber, mizana çektiğimiz avcılığımız için alınması gereken önlemleri ve yapılması gereken çabaları belirlemeliyiz. Deyim yerinde ise önce kapımızın önünü temizlemeliyiz. 

         Bu anlamda ele alınması gerekenleri ana hatları ile aşağıdaki gibi sıralayabiliriz; 

-         Mevcut koşullardan endişe duyarak, katkı sağlama ve koruma bilincine sahip olmak.

-         Çevremizi bu konuda bilinçlendirmek.

-         Kayıtsızlığımıza, vurdumduymaz yaklaşımlarımıza boş vererek üretmede, korumada ve yasal olmayan avcılık yöntemleriyle mücadele de etkin olmak.

-         Yeterli bilgiye sahip olmak için araştırmak, okumak ve iletişim araçlarını takip etmek.

-         Projeler geliştirerek ya da var olanlara destek olarak, doğal yaşama katkı sağlamak için üretmek, korumak ve bunun için ferdi veya örgütlü çalışmak. 

        Öncelikle yapılması gerekenlerin, yapılamayanlardan ve yapılan yanlışlardan daha kolay hayata geçirilebileceğini bilmeli ve çalışmalarımıza hemen başlamalıyız. Unutmayalım ki, avlakta diktiğimiz bir fidanın, aşıladığımız bir ahlatın, üretip  saldığımız bir çift ördeğin doğal yaşama bu anlamda çok büyük katkısı olacaktır. Önce var olanı koruyarak çoğaltmalı, sonra yok olanı yerine koymaya ve yaşatmaya çalışmalıyız. 

         Bilinçli bir avcı toplumu olarak, 

-         Haydi doğaya ve yaban yaşamına katkıya…

-         Haydi borçlarımızı ödemeye…

-         Haydi ürettiğimizi hasat etmeye…

Gönder