Geçtiğimiz ay av açıldı, avcılarımızın bu sezonda en büyük şikayeti denetim eksikliği, avcılarımız bakanlığın yeteri kadar koruma kontrol çalışması yapmadığını söylüyorlar. Bende ülkemizdeki bazı dernekleri ziyaretimde, dergiye ve Yaban TV aracılığıyla bana gelen mesajlar arasında avcıların en çok şikayet ettiği konu bakanlığın etkin denetim yapmaması.
Bakanlık yetkililerine sorduğumuzda yeteri kadar denetim yapıldığını söylüyorlar. Konunun biraz üzerine gittiğimizde de, yeterli elemanın ve aracın olmadığından şikayet ediyorlar. Aslında çözüm avcılarla işbirliğinden geçiyor. Bakanlık avlanma izin bedeli ödeyen yaklaşık 81 bin kişiden koruma kontrol çalışmalarında yararlanabilir. Avcılarda bu çalışmaları seve seve yapacağından eminim. Teyple avcılık almış başını gidiyor. İç nadolu bölgesinde teyple avlanan hemen hemen hiç yoktu. Hem yasal olmadığı için hemde etik olarak çok ayıp bir şeydi. Bu günlerde ise yaygınlaştığının haberleri geliyor. Birkaç gün önce Adana’daydım büyük saat civarı ve Kızılay caddesinde bulunan tüm av bayilerini gezdim. Adana’da ki avcılarla konuştum teyp oralara kadar gitmiş. Bilinçli avcılar bir an önce etkin bir denetim yapılıp bu teyplerin toplatılmasını istiyor. Ege’de avcılar artık denetlemeyi kendileri yapıyorlar. İnanmayacaksınız ama Orman Bakanlığı çalışanlarını yasadışı av yaparken yakalamışlar ve adalete teslim ettiler. Hem de bakanlığın resmi arabasıyla birlikte. Avdoğa dergimizin son sayımız da bakanlığın Muğla ilçelerinde yaptığı koruma kontrol çalışmalarına da yer verdik, keşke daha çok kontrol yapılsa da sürekli bu haberleri hem yanan tv de hemde avdoğa dergisinde versek, bu tür haberler yasadışı av yapanları, caydırdığını düşünüyoruz. Konuştuğum bir çok avcı, avcılık hayatında hiç denetlenmemiş. Bir çoğu koruma kontrol ekiplerine hiç rastlamamış çok azı ise avcılık hayatlarında bir kez denetlenmiş, ben Yaban TV’de yaptığım Kamil Üçbaş İle Avdoğa programında da bunu dile getirdim. Yüz yüz elli kişilik toplanan avcılara kaç kez denetlendiniz diye sorduğumda ya hiç ya da bir kez cevabını aldım. Aslında avcılardan bahsederken 2 milyon, 3 milyon kişiyiz diyoruz. Ama rakamlar öyle söylemiyor. Mayıs 2009 tarihine kadar avcılık belgesi alan avcıların resmi sayısı 211.426 kişidir. (2008 yılında açılan 640 kursta 22.356 avcı eğitilmiştir. 21.596 avcıya avcılık belgesi verilerek şimdiye kadar avcılık belgesi alan avcı sayısı 211.426’e ulaşmıştır. Bu yıl ki Merkez Av Komisyonu toplantısında genel müdürlüğün resmi rakamıdır.)
Peki ikiyüz binin üzerinde avcı belgesi almış avcımız var. Peki geçen yıl (2008) avlanma bedeli ödeyen avcı sayısı kaç 81.863 kişi (genel müdürlüğün resmi rakamı). İnsanın aklına bir soru geliyor, bu yıl avlanma bedeli ödemeyen 129.663 kişi acaba ne yapıyor? Ruhsatsız birçok tüfeğin olduğunu hepimiz biliyoruz. İki milyona yakın ruhsatlı tüfek olduğu söyleniyor. Acaba bu ruhsatlı ve ruhsatsız kaydı olmayan tüfeklerle acaba ava gidiliyor mu?
Bu sorulara bizim cevap bulmamız çok zor. Acaba bakanlığın uzmanları bu konuda herhangi bir çalışma yapıyorlar mı o da meçhul. Kısacası yeteri kadar denetleme olmadığı için, kanunların ve yönetmeliklerin masa başında yapıldığı için ortada bir keşmekeşlik var. Önceki sayılarımızda Merkez Av Komisyonu nasıl toplanıyor, nasıl kararlar alıyor, ayrıntılı olarak yazmıştık, bu konuya tekrar girmeyeceğim ama il komisyonlarında avcıların aleyhinde alınan kararları Merkez Av Komisyonunda görmemiz mümkün, Merkez Av Komisyonunda oy çoğunluğu olan bakanlık avcıların büyük mücadelesine rağmenistediği kararları alıyor. Bu kısır döngü yıllarca da devam ediyor. Yapılan tüm kavga yaklaşık 81 bin avcı için, bakanlık yasa dışı avlananları sistem içine sokacağına,yasaklamalar ve yanlış aldığı kararlarla teşvik ediyor. Birde sağlıklı denetleme yapmadığı için av ve yaban hayatımız sahipsiz durumda.
2003 yılında denetlenen avcı sayısı yaklaşık 30 bin iken 2007’de 7 bin civarında, 2009 yılının ilk beş ayında ise 8 bin avcı denetlenmiş.
Bakanlığın görevi avcılığı geliştirmek, av ve yaban hayatını koruyup kollamak. Kara avcılığı kanunu“Madde 1 - Bu Kanunun amacı; sürdürülebilir av ve yaban hayatı yönetimi için av ve yaban hayvanlarının doğal yasam ortamları ile birlikte korunmalarını, geliştirilmelerini, avlanmalarının kontrol altına alınmasını, avcılığın düzenlenmesini, av kaynaklarının millî ekonomi açısından faydalı olacak şekilde değerlendirilmesini ve ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile işbirliğini sağlamaktır. Bu Kanun av ve yaban hayvanlarını ve yasama ortamlarını, bunların korunmasını ve geliştirilmesini, av ve yaban hayatı yönetimini, avlakların kurulması, isletilmesi ve islettirilmesini, avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesini, toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini, av ve yaban hayatına ilişkin suçlar, suçların takibi ve cezaları kapsar.”
Yukarıda kanun bakanlığın görevini yazmış, fakat uygulamada personelin büyük eksiklikleri mevcut.
Yine aynı kanunun beşinci maddesi
“Madde 5- Av ve yaban hayatının korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir yönetiminde; kamuoyu desteğinin sağlanması için toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi ile avcıların ve toplumun eğitilmesi amacıyla;Türkiye sınırları içinde yayın yapan ulusal, bölgesel, yerel radyo ve televizyonlar; av sezonunun başlamasından on beş gün önce ve sona ermesinden itibaren de on beş gün süreyle eğitici, uyarıcı ve tanıtıcı yayın yapmak zorundadırlar. Bu yayın ve tanıtım faaliyetleri her kurulusun ana haber bültenlerinden sonraki kuşakta ve ücretsiz olarak yayınlanır. Bu programların süresi yılda toplam üç saatten az olamaz. Bu hizmetlerin yürütülmesinde kurum ve kuruluşlar Bakanlık ile işbirliği yaparlar.” der. Fakat 2003 yılından beri bu konuda Yaban TV hariç hiçbir medya kuruluşu harekete geçmiş değil. Bakanlık ise bu maddenin uygulanması ve takibiyle mükellef olmasına rağmen hiçbir olumlu adım atılmadı. Ben bu konuyu önceki RTÜK başkanına bizzat giderek ilettim. Konudan haberi bile yok.
Av ve yaban hayatının sahipsiz olduğu açıktır.
Yıllardır birlik beraberlik mesajları veriyoruz. Bu konuda da herkes bir yol tutturmuş gidiyor. Bu işlerin düzelmesini, doğru düzgün bir sistem içinde olmasını isteyen kişiler ise umudunu yitirmiş durumdalar. Bu konuda çağrı yaptığımız bir çok kişi “ben artık avıma bakarım” diyor. Sektör temsilcilerinin hiç sesi soluğu çıkmıyor.
Kısacası bakanlığın, avcılık sektörünün, federasyonların, derneklerin ve avcıların artık düşünme ve bir strateji üretme zamanı gelmiştir. Avcılık ve yaban hayatının ülkemizde gelişmesini isteyen, sürdürülebilir bir avcılık yapmak isteyen tüm avcılar artık görev başına.
Sevgi ve saygılarımla
Kamil ÜÇBAŞ