Uzun dönemdir yazmayı düşündüğüm, önemsediğim ve çok söz söylenebileceğine inandığım bir konu. Henüz zihin dağarcığımda oluşurken, bu ayki yazımda alternatif konular arasında seçim yapmakta zorlanırken, Sn. İhsan Kale’nin bir anısı ile kararımı netleştirdim. İhsan Bey ustasından sevgi ve saygıyla bahsederek anlatıyor;
- Avın olmadığını bile bile ava, balığın olmadığını da bile bile bizi balığa götürürdü. Sonraları anladım, kahve köşelerinden, yanlış yollardan bizi uzaklaştırmaktı niyeti… Öylede oldu. İyi ki avcılık hobisini edindim, iyi ki öyle bir ustam vardı.
Evet, aslında her şeyi özetleyen cümleydi söyledikleri ve çokta önemliydi. Günümüzde ve geçmişte farklı sportif ve kültürel etkinliklerle, sanatla, eğitimle kuşatamadığımız bir çok gencimizi maalesef kaybedebilmekteyiz. Gençliğin ateşi ile yanan yürekler yanlış yollara uzanabilmekte, parlayan ışıklarımız maalesef sönebilmekte. Bu anlamda gençliği doğru yola itebilecek, onu yanlışlardan saklayabilecek meşgaleler bulmak, onun gelişimine katkı sağlamak dolayısı ile onu kazanmak anlamına gelebilir.
Avcılık bu anlamda gençlerin kazanımında önemli hobilerin başında gelir. Avcılık; sosyal, ahlaki, felsefi, kültürel ve dini değerlerin yoğrulduğu önemli bir disiplindir. Bu disiplin ile beslenen bir genç ise son derece saygılı, güzel ahlaklı, sosyal, doğa sever, vatansever, girişken ve özgüvenli birisi olarak yetişecektir. O halde geçlerimizin yetişmesinde avcılık türlerini geniş kapsamlı ele alarak kullanabiliriz.
Buradaki temel öncelikli felsefe; hata yapmaya mehilli olabilecek yaşlardaki gencimizin boş zamanlarını yararlı aktivitelerle doldurabilmektir. Bu sayede onun kişiliğine bir çok yönden olumlu katkılar sağlayabiliriz. Bir diğer açıdan bakıldığında amaç; boş zamanı değerlendirmek ve saygın bir ortamda bulunan genci zararlı alışkanlıklardan uzak tutmaktır. Avcılığın sosyal bir olgu içerisindeki tüm kazanımlarını ona aktarabilmektir.
Her avcının çocuğuna aşılamayı düşündüğü avcılık merakı aslında öncelikle mükemmel bir dostluğun başlangıcıdır. Baba ve çocuk birlikte paylaştıkları güzelliklerle iki arkadaş gibidirler. Çocuk psikolojisinde son derece önemli yararları bulunan bu yakınlaşma onun sağlıklı bir birey olmasının da temellerini atacaktır. Fakat burada ebeveynin sorumluluğu son derece önemlidir. Yetişecek genç avcı adayına doğanın, doğal dengenin, canlının, av hayvanının, meranın, tarlanın, tarımın, hayvancılığın, köy yaşamının, mahsulün, emeğin, muhabbetin ve insanın önemi vurgulanmalı, uygulamalarla ve örneklerle anlatmalıdır. Sosyal ilişkilerdeki davranış kuralları ve ava yansıyan incelikleri öğretmelidir. Temel bilgi niteliğindeki bu öğrenim ve eğitim sürecinde silah ve fişek hakkındaki teknik ve emniyet bilgileri her fırsatta verilmeli fakat kullanım konusunda yasal çerçevede hareket edilmelidir. Bu konudaki yasal mevzuat tartışmaya açık olmakla birlikte, poligonlarda lisanslı olarak atış ve silahı tanıma süreci kullanılabilir.
Konumumuz ne olursa olsun, gençlerin yetişmesinde pay sahibi olduğumuzu unutmamalıyız. Usta çırak ilişkisi çerçevesinde akrabamız olan, çevremizde bulunan, meraklı olan, genç ve çocuklarla ayrıca ilgilenmeliyiz. Gerekirse bu konuda sorumluluklar almaktan çekinmemeliyiz. Unutmayalım ki eleştirdiğimiz birçok genç avcının yetişmesinden yada yetişmemesinden bizlerde sorumluyuz.
Eğitim, şüphesiz ki gençlerin iyi yetişmesinde en önemli araçlardan biridir. Bu doğrultuda avcı ve balıkçı kulüplerimizi bir eğitim ve rehabilitasyon merkezi haline getirmeliyiz. Derneklerimizin faaliyet alanlarına gençlerin eğitimine ve katılımına yönelik özel programları dahil etmeliyiz. Bu anlamda bilinçli ve sorumlu bir gençlik için sadece eleştiren değil, elini taşın altına koyan usta avcılara, sorumlu derneklere ihtiyaç bulunmaktadır.
Tüm bunların yanında, yasal mevzuatın gençlere yönelik avcılık eğitimini çıraklık kapsamında ele alması ve yaş sınırını çantacılık dönemi olarak ayırması gerekmektedir. Ülkemiz kültürüne de uygun olarak 14-16 yaş arası çırak çantacı, 16-18 yaş arası çantacı dönemleri olarak belirlenebilir. Bu dönemleri başarı ile bitirenlere sertifikaları verilebilir. Yine bu dönemlerde bu gençten üye olduğu bir kulüp ve belirlenen bir usta avcı mesul olabilir. Resmi olarak eğitimler av hayvanları, avcılık, doğa, doğal yaşam, biyolojik çeşitlilik, eko-sistem ve ateşli av silahları gibi konularda dersler ve sınavlar yapılabilir.
Unutmayalım ki; bugün avcılık sorunları içerisinde çokta gündeme gelmeyen, fakat eski geleneklerin unutularak, bilinçsizce yetişen avcı gençlerin oluşturduğu problemlerde bulunmaktadır. Değişen şart ve koşullar içerisinde bu hususun özel olarak ve yasal boyutta ele alınmasında yarar görülmektedir. Bilinçli, bilgili, sorumlu ve aydın genç avcı kuşaklar temennim ile saygılar sunarım.