Tanıdığım onlarca denizci ve balıkçı büyüklerimin bana anlattığı yüzlerce öyküden biri de Kadir Erduran Kaptan’a aittir. Yıllar önce yaptığımız bir sohbet arasında bana aktardığı ve ailesine ait olan bu gerçek öyküyü ve de Kadir Kaptan’ı sizlere anlatmak istiyorum. Kendisi Kadıköy, Kalamış’ta oturuyor ve emekli bir uzak yol kaptanıdır. İstanbul’un ünlü denizci ailelerinden birine mensup olan kaptan, 1926 yılında Fatih’te, Müftü Ali Mahallesi, Altıpoğaça sokak’ta doğmuştur. Denizcilik camiasında bilgi, tecrübe ve geçmişine saygı duyulan, adı bir gemiye verilen değerli bir denizcidir. Babası Haliç’te Zekeriya Kaptan namıyla tanınan, İstanbul’un ilk çektirme teknesi Küçük Çamlıca’nın sahibi olan eski bir İstanbul denizcisidir. Yine bu teknede bekçilik yapan, sonradan da Kadir Kaptan'ın kayınpederi olacak olan Ali Yurtsever’in başından geçen olayın öyküsü 1937 yılında Haliç’te geçiyor. Haliç’te Ayakapı (Ayvansaray) ile Fener arasında bir çektirme yeri varmış. Günlerden bir kış günü Küçük Çamlıca adlı çektirme teknesi bakım için karaya alınmış. Teknede, yine bir gece uyuyan çektirmenin bekçisi Ali Bey bir gürültü ile uyanmış. Kamaranın dışından gelen bu gürültü ve sese dikkatini vererek ne olduğunu anlamaya çalışmış. Ses kısa aralıklarla gelirken, tekneden bir şeylerin denize atıldığı hissi ile alel acele kamaradan dışarı fırlayıp sesin geldiği noktaya doğru hareket etmiş. Kıçtankara yapan diğer teknelerin de etrafını iyice kontrol etmeye başlamış. Birden ilerideki iki tekne arasında kıpırdanan bir karartı dikkatini çekmiş. Oraya vardığında gördüğü manzara karşısında donup kalmış. Teknelerin arasındaki sığlıkta, demir zincirlerine takılmış büyük bir balığın çırpınıp durduğunu görmüş. Balığa doğru eğilip ne olduğunu anlamaya çalışmış. O anda balığın bir Kılıçbalığı olduğunu fark etmiş. Bu balık soğuk kış günü yön duygusunu kaybettiğinden mi, yoksa Haliç sularına giren balık sürülerini takip ettiğinden mi bilinmez, oralara kadar gelmiş. Hemen balığı eliyle kıyıya doğru çekerek karada duran teknesinin palangasına asmış. Balığı kısacası emniyete almış. Sabah erkenden, şu an Galata Köprüsü ile Ticaret Odası arasında eskiden var olan Balık Hali’ne götürmüş. Tartılan balık 25 Kg. ağırlığında gelmiş 25 Liraya satılan bu balık o zaman bir motorcunun aylık kazancına eşitmiş. Haliç halkı da buna şahit olmuş ve yıllar boyu anlatıp durmuşlar. İstanbul’da, 1960’lara kadar Kılıç balığı için yapılan geleneksel av partilerini hayatta olan eski Kadıköy sakinleri hala konuşur. Rastgele,
Bu sitede yer alan okur yorumları, forum içerikleri, üye resim ve videoları, üyelerin kendi kişisel görüşleridir. YABAN'ı bağlamaz.Bu sitede yer alan haber, yorum, okuyucu görüşleri, forum içerikleri, resim, video ve her türlü içerik kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz, hiç bir surette kullanılamaz.