%100 Doğa

Yazarlar

Anasayfaya git Sonraki yazara git Önceki yazara git
  • Kişi beğendi
  • Yazı Boyutu :
    Yazıyı Büyüt Yazıyı Küçült
  • Paylaş :

BILDIRCIN GÖÇÜ BAŞLADI

9/17/2009
Ali Birerdinç
info@yabantv.com

Bacağımı bir kurtarabilsem çamurdan, yürüyeceğim ama ne mümkün, mübarek çizmemi ayağımdan alacak.

Hani şu Marmara’yı kırıp geçiren yağmurdan bir hafta sonra, zamanıdır diye Dr Derya ile bıldırcına çıktık. Fakat her yer çamur.

Toprakla kum, kumla kil birleşmiş adeta Japon yapıştırıcı olmuş bastığımız yerler.

Ay çiçekleri kara kahverengiye dönmüş, suyu çektikleri için, kafalarını taşıyamaz olmuşlar.

Su, tarlaları yarıp geçmiş.

Görseniz, fay kırığı sanırsınız!

Toprak akmış gitmiş denize, hem de toprağın en üstü, en verimli kısmı.

Boşuna isyan etmiyor Toprak Dede Hayrettin Karaca  ‘’ Ey insanoğlu geleceğiniz gidiyor. Bundan büyük felaket olur mu? ‘’ diye.

Bu tarlaları görünce Toprak Dedeye hak vermemek mümkün mü?

Ağır, ağır yürümeye çalışarak bıldırcın bakıyoruz.

Var mı yok mu bilemediğimiz için yanımıza köpekte almadık.

Kopardığımız kurumuş diken saplarından birer mandika yaptık. Otlara vura, vura yürüyoruz.

 Üstüne basınca, ya da mandikayı vurunca tek tük kalkıyor bıldırcın.

 Hayvan yorgun, bizde çamurla mücadele etmekten yorgunuz.

Birkaç karavanadan sonra kendimize geliyoruz ve mevsimin ilk göç bıldırcınıyla tanışıyoruz. Önce Dr tanışıyor sonra ben.

Kuşlar zayıf neredeyse serçe kadar.

Hatıralarımızdaki o tombul, kıçını çekemeyen bıldırcınlardan değil bunlar.

Ayçiçeğine düşen kuşları ne kadar marke etsek de bulamayınca canımız sıkılıyor.

Güneş, gri bulutlarla saklambaç oynayınca bir ısınıyor, bir soğuyoruz.

Bu arada köyden tüfek sesine gelen kırma bir dişi seter, halimize acımış olacak ki bize yardımcı oluyor.

İki saat sonunda ancak 9 bıldırcınla avı bitiriyoruz, terden sırılsıklam olmuş vaziyette.

Gönder