Son zamanlarda katıldığım toplantılarda yaptığım konuşmalara başlarken “dünyanın en güzel, en anlamlı selamıyla sizleri selamlıyorum”. Rastgele diyorum. Gerçekten de, rastgele, sihirli bir kelimedir. Onu ilk söyleyen de, karşılık veren de, içinde bir hoşluk, samimiyet ve tatlı bir ürperme duyar.
Sözlükte “Rastgele” kelimesinin anlamı, “işiniz rast gitsin” anlamında kullanılan iyi dilek sözü. İkinci anlamı: Seçmeden iyisini kötüsünü ayırmadan, gelişi güzel. Herhangi biri. Dil uzmanı değilim ama sanırım kelimenin kökü rasttan geliyor. Rast’ın anlamı tesadüf, doğru, hedefi vurmak. Rastgelmek ise; düşünmediği, ummadığı halde karşılaşmak, rastlamak, tesadüf etmek anlamında, Allah işinizi rast getirsin, anlamında kullanılıyor.
Lügatımızda ise bu kelimede müthiş bir felsefi yaklaşım vardır. Bu kelimenin altı doludur. Bu kelimenin yerine konulacak başka bir sözcük yoktur. Bu kelimede rekabetin, riyanın, gururun en küçük bir izi yoktur. Pürüzsüz bir anlatımdır. Şiir gibidir. Avcının iç alemi kadar temiz, çocuk ruhunun berraklığı kadar saftır.
Çantacılık yaptığımız çocukluk yıllarımda, büyüklerimizle bir gün avdaydık, uzakta bir avcı gördük, sadece “rastgele” demek için, ayaklarımız bizi oraya sürükledi, sanki kırk yıldır tanıyormuş gibi avcının yanındaydık. O gün şaşırmıştım. Ustalarımın o avcıyı tanımadıklarını biliyordum. Şimdi daha iyi anlıyorum ki; Bu “rastgele” bir ihtiyacın var mı anlamındaydı. Tek değilsin yanındayız anlamındaydı.
Rastgele, bütün avcılar gibi benimde, anlatması açıklaması çok zor bir duygu olarak içimde yaşamaktadır. O nedenle katıldığım avcı toplantılarında, “dünyanın en güzel selamıyla selamlıyorum “rastgele” diyorum. Büyük bir keyifle... Avcı olsun olmasın yazdığım tüm yazıların, mektupların sonunu “rastgele” ile bitiriyorum.
“Rastgele” derken ne kadar içten, ne kadar samimisiniz ve bu sihirli temenni ile selamlaştıktan sonra umudumuz, inancımız, artar. Bu uğurlu kelimede nezaket vardır, incelik vardır.
Bütün insanlar, en samimi duygumuzun ve temennimizin ifadesi olan, şu bizim; “rastgele”mizi benimseseydi. İnanıyorum ki belki de dünyamızın düzeni değişirdi.
Avcılar için büyülü, Rastgele sözcüğüyle başlaşladığım yazımı, İspanyol düşünür José Ortega y. Gasset’in avcı ile doğa arasındaki ilişkiyi yorumlayan parağrafıyla bitiriyorum;
“Eğer doğaya geri dönme mutluluğunu tüm yoğunluğu ve saflığıyla tatmak istiyorsak, orada barınan vahşi yaratığın yoldaşı olmalı, onun düzeyine inmeli, ona benzemeye çalışmalı ve onun peşinden gitmeliyiz. Avcılık işte bu gizemli törenin adıdır. İnsan avlanırken havanın tenini okşayıp geçmesinden yada ciğerlerine dolmasından bambaşka bir haz duyar. Kayalar daha zengin bir anlatım, bitkiler türlü değişik anlamlar taşır. Bunların tüm nedeniyse iz peşindeki yada pusudaki avcının, açık seçik ortada yada gizlenmiş yada hiç görünmeyen avına ayağını bastığı toprak aracılığıyla bağlı olduğunu hissetmesidir. Avcı olmayan okuyucu özellikle bu son satırlar için yalnızca süslü sözler yada düpedüz demogoji diyebilir. Ama avcı olan bunu bilebilir. Bilir ki avdayken tüm olayı avcıyla avı arasındaki bu büyülü eksen oluşturur.”
Kazasız, belasız bir sezon geçirmeniz dileğiyle yasalara ve kurallara uyan avcılarımıza “rastgele” diyorum.
Sevgi ve saygılarımla