Gönül dostları,
Denizcilik ve balıkçılık ile yakından ilgili olanlar bizi az çok tanır. İstanbul şehir kültürü içinde balık ve balıkçılığın geçmişten gelen değerlerini, kadim ve zengin kültürünü genç nesillere aktarılmasına ve bu kültürün gelişimine, sürdürülebilir avcılık ilkesine, etik ve kanunlara uygun avcılığın yapılmasına bir nebze katkı sağlamak amacıyla yıllardır bireysel, kurum ve Türkiye çapında ki gönül dostları olarak hep birlikte çalıştık. Bir zincirin halkaları gibi günümüze kadar ulaşan bu kültürün varlığını korumaya, bir yandan da yeni halkaların bu zincire eklenmesine, karşılık beklemeden emek sarf ettik. Sözel, yazılı ve görsel aktarımların son eksik halkası ve ihtiyacı olan bir TV kanalının yayım hayatına başlaması, Yabantv’nin kurulması ile bu tamamlamış oldu. Yabantv yayın hayatına ilk başladığı günden bu güne kadar, gelişimin son segmentinin
ivme grafiğini nasıl hızla yukarılara doğru yükselttiğini de sevinerek hep birlikte takip ettik. Kurucusunu ve yöneticilerini şükran ile anar ve camia olarak başarılarının devamını dileriz. Teşekkürler Yabantv.
Bu yazımda sizlere olta ipleri ve türevlerini anlatacağım.
İlk çağlarda insanlar olta iplerini hayvanların uzun kuyruk kıllarını kullanarak yaparlar, iplerin batması için de yağ ekleyip ağırlaştırırlardı. Emekli ve profösyönel usta balıkçı Aydan Yalçın’ın (Yenikapılı Yalcın) anlatımına göre; “İstanbul’da eskiden atkuyruğunun kılı ile olta yapımı, düz ve komana büküm olarak iki çeşit…” yapılırmış. Bükümler “üç kılın veya daha fazlasının (on iki kata kadar), kasa düğümü atıldıktan sonra parmak uçlarına geçirilip, elde sağ ve sol sarım bükümlerle seğirtilerek…” oluşturulurmuş. İpler “sırasıyla ve arka arkaya bir sağ ve bir sol büküm eklenmek suretiyle, elli ila altmış kulaçlık bir kıl olta ipi bir haftada…” yapılırmış. “Tuzlu sudan çıkan ipler daha sonra tatlı su ile yıkanarak açık bir alana yine açık bir şekilde asılarak kurumaya…” bırakılırmış. “Kuruyan ipler naftalinli bezlerde, sepetler içinde, kuru ortamlarda muhafaza” edilirmiş.
Yine eskilerin anlatımıyla ince beden ve köstek ipleri de ipek böceğinden elde edilirmiş. Koza yapmak için askıya çıkmaya hazır olan böceklerin en irisi ve saydama yakın olanları alınarak sert ve berrak sirkeli suyun içine konularak yirmi dört saat bekletilirmiş. Daha sonra sudan çıkarılan böceklerin, beyaz renkli ve macunumsu olan keseleri böceklerden ayrılırmış. Bu keselerin her iki ucundan tutulup yavaş yavaş çekildiğinde ise bir kıl inceliğinde bulunan macunumsu madde otuz ila kırk santimetre arasında yuvarlak ve düzgün bir ip olurmuş. Çıkan bu lif hava ile temas edince de sertleşirmiş. Sertleşen lif at kılından daha saydam ve şeffaf olur, istenildiğinde de her renge boyanabilirmiş. Bu ipibeziryağı ile sıvayarak kullanırlarmış. Tek bir ipek böceği lifinin çeker değeri on ikiat kılının çeker değerine eşit olduğu için avcılığa elverişli olurmuş.
Daha sonraki dönemlerde bir İspanyol markası olan “ Barsak ” olta iplerinin ( şekil olarak hafif yassıdır ) getirtilmesi ile İstanbul’da kıl olta devri 1959-1960’lar da tamamen kapanmıştır. Sonraki dönemlerde ipek ve pamuk lifleri ile geliştirilen olta ipleri ikinci dünya savaşından sonra naylon misinanın keşfi ile birlikte günümüze kadar hızlı bir gelişme gösterip, günümüz teknolojisi ile birlikte çok teknik türleri de oluşmuştur.
Misinalarda asıl amacın avcı bir takım düzeneğinde doğru kullanılmasıdır. Bu kuralın temelinde ise ince bir takıma sahip olmak yatar. Dolayısı ile artık takımlarda kullanılan köstek, beden ve oltaların misina değerlerini eski yazılı kaynaklardan kopya ederek milimetrik ölçülerle ifade etmemiz, günümüz şartlarında yanıltıcı olduğu gibi, bu temel esastan da bilmeden ve istemeden uzaklaşmamıza sebep olur. Misina değerlerini çekerlerine göre ele almak, teknolojinin verdiği imkânlar dâhilinde av verimini arttırmak için en ince takıma sahip olmak gerekir. Bunu da yaparken hedef avın davranış ve yapı özelliği ile birlikte ortam şartlarını da göz önünde bulundurarak, ihtiyacımız olan doğru seçimi yapmalıyız. Bu sayede takımın verimi en küçük değerler seçilerek yapılıp avcılığın verimi arttırılmalıdır.
Misinaları ve olta iplerini belli bir sınıflandırma içine kolay kolay sokamayız. Yapısal olarak üç çeşit olup bunlara yekpare (mono), eş çoğul (copolymer) ve örgü (spectra) olta ipleri denir. Bu yapısal adlandırılmaların üstünde, yapım tekniği ve materyal çeşidi göz önüne alındığında piyasalarda basitçe üç grup altında toplanır. Bu grupların içinde çok teknik özelliği olanlar ayrıca ele alınır. Her avcılığın kendine has teknik verilerine sahip yüzlerce markada onlarca çeşidi vardır. Uygun olta ipi seçimi, av ve ortamın özelliklerine göre yapılır.
1. Misina (Monofilament=Tek parça lif): Bunlar yıllarca kullanılan bildiğimiz klasik misinalardır. Çağdaş teknoloji ile yapılan üstün özelliklere sahip değişik türleri son yıllarda ayrıca piyasaya çıkmıştır. Genellikle çeker değerleri, milimetrik çapları oranında ifade edilir.
Klasik Misina: Ergimiş plastikten (Naylon) şekillendirilen, bilinen misina türüdür.
Fluorocarbon: Bu misina türünü ilk olarak yirmi beş yıl önce Japonya’daki Kureha Kimya kuruluşu bulmuş (icat etmiş) ve adına da polyvinylidene fluoride (polimer of flüorine bonded to carbon=Polimer yapı içine konan; Karbona flüor birleştirilmiş ) demişler yine bu firmanın misina markası olan Seaguar adı altında piyasaya sürülmüş, üretimi normal misinalar gibi fakat çok yüksek bir teknoloji kullanılarak kimyasal katkılarla yoğunlaştırılmış ve dış etkilere (Güneş, tuz, asit..vs.) dayanıklı hale getirilmiştir;Bu da pahalı olmasına sebep olmuş. Yapısındaki en büyük özellik çap ölçüsünün diğer misinalara göre küçük olması, sağlam düğüm tutmasıdır. Normal naylon misinalardan ayrılan farkı suyu emmemesidir. Buda yapısına giren suyun mercek etkisi yaratarak olduğundan daha büyük gözükmesini, çarpan ışığı ayna gibi yansıtmasını engellemiş ve bunlardan dolayı görünürlük özelliğini de azaltmıştır. Teknik bilimsel verilere göre yansıtma (ışığın kırılma) indeksi; Suyun 1.33, Karbon misinanın 1.37-1.42, Naylon misinaların 1.52-1.62’dir. Hacim/kütle yoğunluğu 1,6’dır. Bunun anlamı sudan ağır ve batar, sürtündüğü yerlerde formunu bozmaz ve dayanıklıdır.
İnsan gözüyle suyun içindeki 0.50 Naylon misina ile 0,50 Karbon misina aynı büyüklükte görülmesine rağmen, su içinde bu misinaların bir balığın gözüyle algılanmaları, ışığı yansıtma (kırma) özelliklerinden dolayı farklıdır.
Sonuç olarak; Suyu emmemesinden, yoğunlaştırılmış kimyasal yapısı nedeniyle ve çap küçüklüğünden dolayı görünmez olarak adlandırılmıştır. Düğüm tutan, dayanıklı, çekeri yüksek, esneme özelliği diğerlerine göre daha yavaş gerçekleşen ve bunlara bağlı olarak su tutma (istenilen derinliğe ulaşma) yeteneği diğer türlerine göre daha fazla olan bir misina türüdür.
2. Örgü misinalar (Multi-Filament=Çoklu Lifler): Adından da anlaşılacağı üzere örülerek ipek, pamuk, naylon, polyethylen fiberden imal edilip, teflon ve vinil kaplama ile takviye edilmişlerdir. Kullanılan hammaddelerine ve teknolojilerine göre özellik içerirler. Bu tip misinalar büyük avlar için kullanılır.
Dakron: Naylon misinaların keşfinden önce kullanılan olta ipleridir ve hala ekonomik ve sağlam olduklarından dolayı piyasada satılıyorlar. Sentetik fiber: Çelikten on kat daha sağlam ve ince yapılılar. Bu çeşit olta iplerini ilk olarak Spectra patenti ile tanıdık.
3. Çelik teller: Adından da anlaşılacağı üzere metal telden mamul, çoğunlukla predatör ( yırtıcı ) veya dişli avların takımlarında beden veya köstek olarak kullanılırlar, bazı koşullarda makaralarda olta ipi yerine kullanılan tipleri de vardır. Bunlarda mono ve multi-sarım tekniklerinde imal edilip, kaplama ile takviye edilmişlerdir. Titanyum gibi çok üstün teknolojiye sahip ürünlerden örnekleri mevcut oluğu gibi düğüm tutanları da vardır.
Balıkçılık teknolojisindeki gelişmeler günümüzde özelliği olan birçok misina türlerini de ortaya çıkarmıştır. Bunlar çekerleri yüksek, ince yapılı, renkli, yüzer, batar, yüzer-batar, görünürlük oranı düşük, su tutması, ultraviyole ışığa dayanıklı, kamufle olan, ortamına göre bukalemun gibi renk değiştiren, düğüm tutma yeteneği fazla olan,esneme yeteneği az olan... Vs.
Olta iplerinde, mamul üstünde belirtilen, çektiği kuvvet değeri; liflerin mukavemeti ile ölçülmez. Verilen bu değer olta ipinin su içinde düğüm tutabilme özelliği ön planda tutularak belirtilmiştir (kırılma, kopma veya çözülmede en zayıf nokta, düğüm yeridir).
Dikkat edilirse ciddi üreticiler sattıkları mamullerin açıklamalarında tavsiye düğüm örneklerini de gösterirler. Yapılan testlerde on metre boyunda ipler kullanılır. Dolayısı ile yirmi metre olan bir ipte belirtilen değerden iki kat, yüz metre olan ipte ise on kat çekme gücüne sahip olabilirler. Neticede bir olta ipi verilen değerin üstünde olan ağır balıkları da çekebilir.
Misina satın alırken aşağıdaki faktörler göz önünde tutulur;
1- Çektiği ağırlık ve çapı.
2-Islak düğüm tutma kuvveti.
3-Darbe emme (kuvvet bindirme anında esneme kabiliyeti).
4-Hafıza-Esneklik [Memory (Gam yapma)]: Özellikle naylon misinalarda sarımda veya fırlatma esnasında, baskı veya gerilim sonucu elastik olan yapısında o an için bir form bozukluğu olur. Hal böyle olunca normal, ilk, orijinal formuna dönebilme kabiliyetidir (kendi orijinal şeklini tekrar hatırlaması). Özellikle soğuk sularda kullanılacak takımlarda problem yaratan faktör için dikkat edilmesi gereken değerdir.
5-Ultraviyole (güneş) ışığından etkilenmeme.
6-Misinanın bir bobindeki değişkenliği.
7-Aşınma dayanıklılığı.
8-Rengi.
9-Yeterliliği.
10-Fiyatı.
Bakımı: Diğer takımlarda olduğu gibi, olta ipleri de temiz ve tatlı su altında yıkanmalı, güneşe ve de ısıya karşı korunmalıdır. Ayrıca imalatçı firmanın önerdiği, artı değerdeki bakım metotlarını da dikkate almalıyız.
Rasgele,
Kapt. Nasuhi ALBULAK
Balıkçılığı Koruma ve Geliştirme Derneği, BKGD Başkanı